ust

Anasayfa Salavat Hayatı Nükteleri Yazılar Şiirler Fotoğraflar Kitaplar Ses e Kitap Ziyaretçi Linkler @ Mail English
  Gül Vurgunları

 

Gül Vurgunları

Güller Sayfasını

Ziyaret Ettiniz mi?

 

 

 

 

Lale Ve Gül

Gül Muhammed SAV'i temsil eder, Ya Lale ?

 

 

 

Sitemizde yer Alan

Gül-ü Muhammedi Şiirleri

 

Gül-ü Muhammedi

Güllere vurgunum

Gönlümün Gülü

GülEfendim

Gül Yüzünü Rüyamızda

Güldür Gül

Gül'ce

Güllerce Salavat

Gülsüz

Medinenin Gülü

Gül İlahisi

Güllerin Efendisi

Ey Gül

Gül ve Nur

 
 
 

 

 

 

 

 

Peygamber Ve Çocuk

Peygamber ve çocuk

Abdülaziz Hatip

21,4,2003 Tarihli

Tercüman Gazetesinden

 iktibas edilmiştir

 

Geçtiğimiz Pazar, sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrifinin yıl dönümüydü. Dolayısıyla manevî bir bayram havasıyla geçirilen "Kutlu Doğum Haftası" içerisinde bulunuyoruz. Yarın ise Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır. Bu vesileyle de bir hafta boyu çocuklarımız, bütün dünya çocuklarıyla birlikte bayram edecekler. Bu iki güzel münasebet nedeniyle gönüllerin gülü Hz. Muhammed'in, hayat bahçemizin çiçekleri olan çocuklara yönelik ilgi ve şefkatine değinmek istiyorum.

Hz. Peygamber çocuklarla haşir neşirdi. Kendisiyle onlar arasında hiçbir hiyerarşi ve engel koymazdı. Çocukların çekinip ürkmelerine neden olabilecek her tutumdan kaçınmış, onların teklifsizce yanaşıp konuşmalarını teşvik edecek davranışlara önem vermiştir. Onların arasında kendisini bir çiçek bahçesinde hissetmiş, hepsini ayrı ayrı öpmüş ve koklamıştır. O da çocukların sevgilisiydi. Sevenin sevilmesinden daha doğal ne olabilir ki?

Hz. Peygamber'in bütün canlılara yönelik şefkat ve merhameti engindi. "Merhametli olanlara Allah da rahmet eder, yer halkına şefkat edin ki, gök ehli de size merhamet etsin", "Merhamet etmeyen, merhamet görmez", "Merhamet ancak hayırsız olanlardan çekilip alınmıştır" gibi çok sayıdaki özdeyişleriyle bunu dile getirmiştir. Tüm canlılarla olan ilişkilerinde bunlar temel esastır. Ancak o, çocuklara bu konuda ayrı bir önem vererek "Küçüklerimize şefkat etmeyen bizden değildir" buyurur.

18 yaşına kadar Hz. Peygamber'in evinde büyüyen Hz. Enes, "Çoluk çocuğuna karşı Hz. Peygamber'den daha şefkatlisini hiç görmedim. Oğlu İbrahim'in Medine'nin bir kenarında oturan bir süt annesi vardı. Kocası bir demirciydi. Beraberinde bizi de alarak oraya, çocuğu sık sık görmeye giderdi. Varınca çocuğu kucaklar, öper, koklar ve bir süre sonra dönerdi".

Torunları Hasan veya Hüseyin'i öperken Hz. Peygamber'i gören Akra ibn Habis bunu yadırgayarak "Benim on çocuğum var, hiçbirini de öpmedim" der. Hz. Peygamber ona dönerek şu cevabı verir: "Yaratılmışlara şefkat göstermeyene Allah da rahmet etmez". Yine, "Siz çocuklarınızı öper misiniz?" diye soran bedevîlerin, Peygamber'den "Evet" cevabını alınca "Fakat biz hiç öpmeyiz" demeleri üzerine, "Allah, kalplerinizden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim?" demiştir.

Bu şefkatten yararlanmada kız ve erkek çocukları arasında hiç fark yoktu. Peygamberimiz kızı Fatıma'yı çok sever, iltifat eder ve öperdi. Sahabilerinden Abdullah'ın kızı Cemre der ki: "Küçükken babam beni Resûlullah'a götürdü ve 'Şu kızım için Allah'a dua buyurun' dedi. Resûlullah beni kucağına aldı, elini başıma koydu ve bana dua etti".

Hz. Peygamber, çocuklarına karşı müşfik ve onlara düşkün olan kadınları takdir ederek tüm anneleri böyle olmaya teşvik etmiştir. "Arap kadınlarının en hayırlısı saliha Kureyş kadınlarıdır. Çünkü onlar çocuklarına son derece müşfik ve düşkündürler" buyurmuştur. Bir defasında iki çocuğundan birini sırtına almış, diğerini de elinden tutmuş huzuruna gelen ve Hz. Aişe'nin ikram ettiği üç hurmadan ikisini beraberindeki iki çocuğuna birer tane verip üçüncüsünü kendine ayırdığı halde, az sonra bunu da çocuklarına yarımşar veren bir kadına, bu şefkatinden dolayı fevkalade takdir ve övgüde bulunmuştur.

Hz. Peygamber'in hoş kokulu reyhan çiçeğine benzetip "Kokusu cennet kokusundandır" dediği çocukları kucaklayıp öptüğüne dair örnekler pek çoktur. Özellikle "Dünyada iki reyhanım" buyurduğu Hasan ve Hüseyin'i sık sık çağırıp koklar, bağrına basar ve onlara dua ederdi.

Ondaki bu özellik sadece kendi çocuklarına karşı bir evlat sevgisinden çok, istisnasız bütün çocuklara yönelikti. Zeyd'in oğlu Usame der ki: "Allah'ın Elçisi beni bir dizine, (torunu) Hasan'ı diğer dizine oturtur, sonra ikimizi birden bağrına basar ve 'Ey Rabbim, bunlara merhamet et, ben bunları çok seviyorum' derdi". Haris oğlu Rebî'a'nın şu sözleri de bu gerçeği göstermektedir: "Babam beni, Abbas da oğlu Fadl'ı Resûlullah'a gönderdi. Huzuruna girdiğimiz zaman bizi sağlı sollu oturttu ve bizi öylesine sıkı kucakladı ki daha kuvvetlisini görmedik".

O, çocuklarda din farkı gözetmemiş, gayri müslimlerin çocukları da onun şefkat deryasından nasiplerini almışlardır.

Damla deryadan numûnedir. Parıltı güneşe işarettir. Bu birkaç örnek, Allah Elçisi'nin şefkat güneşinden bir parıltı ve merhamet deryasından küçük bir sızıntıdır. Bu pınardan beslenen ve güneşten ışık alan çocuklar çiçek çiçek açmaz mı? Serpilip boy atmaz mı? Hem ailesine, hem tüm insanlığa gelecekte olgun ve şirin meyveler sunmaz mı?

Onun bu şefkatinin hepimize örnek olmasını dilerken, tüm çocukların bayramını kutluyorum.