Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English
Nur-ı Alemsin

 

NÛR-I ÂLEMSİN

 

MUHİBBÎ

“KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN”

 (1494-1566)

 

Nûr-i âlemsin bugün hem dahî mahbûb-i Hudâ

Eyleme âşıkların bir lahza kapından cüdâ

 

Gitmesin nâm-ı şerîfin bu dilimden dem-be-dem

Dertli gönlüme devâdır cân bulur ondan safâ

 

Umarım her bir adın başka şefâ’at eyleye

Ahmed ü Mahmûd Ebü’l-Kâsım Muhammed Mustafâ

 

Çünki denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ”

Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem n’ola

 

Bu libâs u hây hûy u tantana nedir dilâ

Eğnine hil’at  yeterken bir palâs u bir abâ

 

Cürm ü isyânım bir birundur gerçi hadden serverâ

Sen şefâ’at  kânısın geldim sana şefkat uma

 

Bu Muhibbî tövbe eyler tövbesin eyle kabûl

Fitne-i şeytândan sakla onu yâ Rabbenâ

 

 

 

Nûr-i âlem: Âlemin nuru

Mahbûb-i Hudâ: Allah’ın sevgilisi, (Hidayet edenin sevgilisi)

Lahza: An

Cüdâ: Ayrılık, ölüm

Nâm-ı şerîfin: Şerefli ünün

Dem-be-dem: An be an

Şefâ’at: Araya girme, ricâcı olma. Âhirette Peygamberimizin bazı müminler için ricâcı olması

Ve’ş-şems: Güneşe andolsun

Ve’d-duha: Kuşluk vaktine andolsun

Rûy: Yüz

Mihr ü mâh: Güneş ve ay

Libâs: Giyilecek şey, elbise

Dilâ: Gönül

Hil’at: Yüksek makamdaki zatların beğendiği kimseye ve takdir edilen zevata giydirdiği kıymetli, süslü elbise, kaftan

Palâs: Eski ve basit kıyafet

Abâ: Giysi

Cürüm: Suç, günah

Birun: Fazla, dışarı

Had: Sınır

Serverâ: Baştan arkaya

Kân: Kaynak

Rabbenâ: Rabbimiz