Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

Cemal Uşşak

(1953 - 2016)

 

Bölüm 4
Adâb-ı Muâşeret

Sünnet-i seniyye edebtir, nezakettir. Çünkü Rasul-i Ekrem'in (a.s.m.) ifadesiyle, Cenab-ı Hak ona edebi en güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiştir. Sadece bu bölümdeki hadisler bile topluca değerlendirildiğinde , Sünnet- i seniyyenin edeb ve nezaket kaidelerini ne kadar mükemmel bir şekilde ortaya koyduğu açıkça görülür.

Bu bölümde yer alan hadisleri seçerken, insanın ferdi davranışlarından ailevi münasebetlerine; yeme içme, yatıp kalkma adabından komşuluk ve misafirliğe kadar geniş bir çerçeveyi nazara alarak, günümüz Müslümanının İslamı adab-ı muaşeret ve görgü kurallarına göre yaşamasını hedef aldık. Böylelikle bir Müslüman, işinden evine, aile münasebetlerinden komşuluk ve arkadaşalık müasebetlerine varıncaya kadar her konuda, nasıl hareket edilmesi gerektiği hususunda tereddüde düşmeyecektir. Ayrıca bunlara uyduğu takdirde gününün tamamını ibadetle geçirmiş gibi olacak, onun sevabını kazanacaktır.

Peygamberimiz (a.s.m.), bir insanın günlük hayatta karşılaştığı her türlü tavır ve davranışla ilgili olarak edep ve nezaketin güzel düsturlarını, ümmetine sadece bildirmekle kalmamış, bunları bizzat yaşamıştır. Bunlara uyan bir kimse ise, hayatının bir mana ve değer kazandığını görüp, huzur içinde yaşar.

 

264- Abdullah bin Amr (r.a.) şögle rivayet etmiştir:

Bir zat Rasulullah'a (a.s.m.), "İslam' da en hayırlı iş hangisidir?" diye sordu.

Rasul-i Ekrem (a.s.m.), "Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermen" buyurdu. (Müslim, İman: 63; Nese1, İman: 12.)

265-

Şakîk Ebu Vail' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:

Abdullah İbn Mes'ûd her perşembe günü bizlere hakikatleri anlatır, ders verirdi. Birisi ona, "Ey Abdurrahman'ın babası, biz senin sohbetini seviyor ve hoşlanıyoruz ve her gün bizimle konuşmanı arzu ediyoruz" dedi.

Bunun üzerine Abdullah şöyle dedi:

"Size hitap etmekten beni alıkoyan, sizi bıktırma korkusundan başka bir şey değildir. Çünkü Rasulullah (a.s.m.) nasihat verirken bıkkınlık gelmesin diye duruma bakar, uygun bir vakit kollardı."

(Müslim, Münafıkin: 83: Buharî, İlim : 11 .)

266-

Abdurrahman bin Kasım (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Müslümanlar başlarına musibetler geldiğinde, bana gelen musıbetleri düşünüp teselli bulsunlar."

(Muvatta', Cenaiz: 41.)

267-

Esma binti Ümeys (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Cafer bin Ebu Talib şehit edildiği zaman Rasulullah (a.s.m.) ev halkının yanına döndü ve "Cafer'in ailesi, cenaze ile meşguldür [üzüntülüdür]. Bunun için onlara yemek hazırlayınız" buyurdu.

(İbn Mace, Cenaiz: 59; Tirmizî, Cenaiz: 21 .)

268-

Abdullah İbn Mes'fid (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah'ın (a.s.m.) huzuruna girdim. Şiddetli acı çekiyordu. Elimle ona dokundum ve dedim ki: "Ya Rasfilallah, hararetten dolayı çok sıkıntı çekiyorsunuz."

Rasulullah (a.s.m.), "Evet! Ben içinizden iki kişinin çektiği kadar ızdırap hissediyorum" buyurdu.

Ben, "Bu, belki size iki kat sevap kazandırmak içindir" dedim. Rasulullah (a.s.m.), "Evet!" buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: "Hastalığa veya başka türlü bir sıkıntıya maruz kalan hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah bu vesileyle, ağacın yapraklarını dökmesi gibi, onun günahlarını affetmesin."

(Buharî, Merda: 3; Müslim, Birr: 45.)

269-

İbn Abbas'ın (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Birisinin bir hediye verip veya bir ikramda bulunup, tekrar bundan dönmesi helal değildir. Ancak, baba çocuğuna yaptığı bağıştan dönebilir. Verdiği hediyeyi geri isteyen kimsenin durumu köpeğe benzer. Köpek yemek Yer; kamı doyduktan sonra kusar, sonra da dönüp kendi kustuğunu yer."

(Buharî, Hibe: 30; Ebu Davud, BüyO.': 81; Müslim, Hitab: 6; İbn Mace, Sadakat: 7; Nesel, Hibe: 3.)

270-

Cabir bin Abdullah'ın (r.a.) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) Şöyle buyurmuştur:

"İnsan evine girdiği sırada ve yemek esnasında Allah' ı zikrederse, şeytan, Yardımcılarına 'Size burada ne yatacak yer ve ne de akşam yemeği yoktur' der. Evine girdiği zaman Allah'ı zikretmezse, şeytan , ' İşte barınacak bir yere kavuştunuz; ' yemek esnasında Allah'ı zikretmezse, 'İşte burada hem barınabilir, hem de akşam yemeği yiyebilirsiniz' der."

(Müslim, Eşribe: 103: Ebu Davud, Et'ıme: 15; İbn Mace, Dua: 19.)

271-

Cabir bin Abdullah (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) Ümmü Saib'in yanına girdi ve "Ey Ümmü Saib, ne diye böyle titriyorsun" diye sordu.

Ümmü Saib, "Allah hayrını vermesin, sıtmadan" diye sövdü.

Rasulullah (a.s.m.), "Sıtmaya sövme! Çünkü körük nasıl demirin pasını giderirse, o da insanoğlunun günahlarını götürür" buyurdu.

(Müslim, Birr: 53.)

272-

İbn Abbas (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Kabirleri ziyaret eden kadınlara, kabirler üstünde mescid yapanlara ve mum koyup yakanlara Allah lanet etsin."

(Ebu Davud, Cenaiz: 78; Tirmizî, Salat: 121.)

Rasulullah, ölümü hatırlatıp ibret ve ders almaya vesile olduğu için erkekleri kabirleri ziyaret etmeye teşvik etmişti. Kadınlara ise, bağırıp çağırdıkları, açılıp saçıldıkları, mum v.s. diktikleri için yasaklamıştı. Lanet böyle durumlarda söz konusudur. Ancak sabır ve metanet göstermek, bağırıp çağırıp ortalığı velveleye vermemek, mum v.s. dikip bid'alara girmemek, sünnete uygun olmak şartıyla kadınların da kabirleri ziyaret etmeleri caizdir, ibret ve ders almaya vesiledir.

273-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Müslümana ağrı, yorgunluk, hastalık, üzüntü, hatta kendisini üzen bir iç sıkıntısı gelir de sabrederse, buna karşılık günahlarından bir kısmı affolunur."

(Buharî, Merda: l; Müslim, Birr: 52.)

274-

Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (a.s.m.) hediye kabul eder, karşılığında da bir şey verirdi. (Buhari, Hibe: 1 l ; Tirmizî, Birr: 34; Ebu Davud, Büyu: 80.)

275-

Ata bin Ebu Rebah (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

İbn Abbas bana, "Sana cennetlik bir kadın göstereyim mi?" dedi. "Göster" dedim.

"İşte şu siyah kadındır. Bu kadın bir defasında Hz. Peygamber'e (a.s.m.) geldi ve 'Ben sar'aya tutuluyorum. Bu sırada da açılıyorum. Allah'a dua et de bundan kurtulayım' dedi.

"Rasulullah (a.s.m.), 'İstersen bu hastalığa sabret. Bunun karşılığında sana cennet vardır. Yok, istersen, sana şifa vermesi için Allah'a dua edeyim' buyurdu.

"Kadın, 'Öyle ise sabrederim. Ancak, ben sar'alandığım zaman üstüm başım açılıyor. Açılmamam için Allah'a dua ediver' dedi. Rasulullah (a.s.m.) kadın için dua etti."

(Buharî, Merda: 6; Müslim, Birr: 54.)

276-

Hz. Aişe (r.anha) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Biriniz yemeğe başladığı zaman besmele çeksin. Eğer başlarken besmeleyi unutursa, 'Bismillahi fi evvelihi ve ahirihl' [Başı ve sonu için Allah'ın adıyla] desin."

(Ebu Davud, Et'ıme: 15; Tirmizî, Et'ıme: 47; İbn Mace, Et'ıme: 7.)

277-

İbn Abbas (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (a.s.m.) birbirleriyle yarışmak maksadıyla ziyafet veren ve bununla gururlanan kimselerin yemeklerinin yenmesini yasakladı.

(Ebu Davud, Et' ıme: 7.)

278-

Ömer bin Ebu Seleme (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah'ın (a.s.m.) hizmetinde bulunuyordum. Yemek yerken, elim yemek kabının her tarafında dolaşırdı. Bunun üzerine Rasulullah bana, "Ey evladım , besmele çek, sağ elinle ve yemek kabının sana en yakın olan tarafından ye!" buyurdu. Ondan sonra hep öyle yemek yedim.

(Buharî, Etı' me: 3; Müslim, Eşribe: 108; İbn Mace, Et' ıme: 8.)

279-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Allah, her kime hayır dilerse onu musibete maruz bırakır."

(Buharî, Merda: 2.)

280-

Ebu Hüreyre (r.a.) rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (a.s.m.) humma hastalığına tutulan birisinin ziyaretine gitti ve şöyle buyurdu:

"Seni müjdelerim. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: 'O benim ateşimdendir. Ben onu ateşten payını alması için, günahkar kuluma musallat ederim."'

(Tirmiz1, Tıb: 35; Müsned, 2:440.)

281-

Hz. Peygamber'in (a.s.m.) azadlı kölesi Sevban (r.a.), Rasulullah' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Bir hastayı ziyaret eden kimse, ziyarette bulunduğu müddetçe, cennet hurfeleri içinde olmuş olur."

"Ya Rasulallah, cennet hurfesi nedir?" diye soruldu Rasulullah (a.s.m.) , "Cennetin olgunlaşıp , toplanmış olan meyveleridir" buyurdu.

(Müslim, Birr: 42; Tirmizî, Cenaiz: 2.)

282-

Ebu Hüreyre (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Aziz ve Celll olan Allah Kıyamet Gününde şöyle buyuracaktır: 'Ey insanoğlu, Ben hasta olmuştum. Sen Beni niye ziyaret etmedin?'

"Kul, 'Ya Rabbi, Sen alemlerin Rabbi olduğun halde, ben Seni nasıl ziyaret edebilirim?' der.

"Allah, 'Sen bilmiyor musun, Benim filanca kulum hasta olmuştu da sen onu ziyaret etmemiştin. Yine sen bilmiyor musun ki, eğer sen onu ziyaret etseydin Beni [Benim rızamı, ecir ve mükafatımı] o hastanın yanında bulacaktın' buyurur.

"Yine Allahü Teala, 'Ey Ademoğlu, Ben senden yiyecek istedim, fakat sen Bana yiyecek vermedin' buyurur.

"Kul 'Ya Rabbi Sen Alemlerin Rabbisin. Ben Sana nasıl yemek verebilirim?' der.

"Allah, 'Sen bilmez misin ki, filan kulum senden yiyecek istemişti de, sen ona yiyecek vermemiştin. Bilmiyor musun ki, onu doyursaydın, bunun karşılığını Benim yanımda bulacaktın.'

"Yine Allah, 'Ey insanoğlu, Ben senden su istedim, sen Bana su vermedin' buyurur.

"Kul, 'Ya Rabbi, Sen Alemlerin Rabbisin. Ben Sana nasıl su verebilirim?' der.

"Allah 'Filan kulum senden su istemişti de, sen ona su vermemiştin. Bilmiyor m~sun ki, eğer sen ona su vermiş olsaydın bunun karşılığını Benim yanımda bulacaktın?'"

(Müslim, Birr: 43.)

283-

Enes' den (bin Malik) (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

'Allah buyurdu ki; 'Kulum çok sevdiği gözlerini aldığım zaman buna sabrederse, karşılığında ona cenneti veririm."'

(Buharî, Merda: 7; Müsned, 3:144.)

284-

Seleme bin Ekva (r.a.) rivayet etmiştir:

Birisi Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzurunda sol eli ile yemek yiyordu. Rasulullah (a.s.m.), "Sağ elinle ye!" buyurdu. Adam, "Sağ elimle yiyemiyorum" dedi. Rasulullah (a.s.m.) , "Yiyemeyesin!" dedi. O gurur ve kibirinden dolayı sağ eliyle yemek yemek istemiyordu. İşte Rasulullah (a.s.m.) bundan dolayı öyle söylemişti. Artık o elini kaldıramaz oldu.

(Müslim, Eşribe: 108.)

285-

Abdullah İbn Ömer (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Biriniz yemek yediği zaman sağ eli ile yesin. Bir şey içtiği zaman da sağ eliyle içsin. Çünkü ancak şeytan sol eliyle yer ve içer."

(Tirmizî, Et' ıme: 9; İbn Mace, Et'ıme: 8.)

286-

Ebu Hüreyre (r.a.) rivayet etmiştir:

Rasulullah ' ın (a.s.m.) hiçbir yemeği kusurlu bulduğunu görmedim. Yemeğe iştihası varsa yer, yoksa yemez, bir şey de demezdi.

(Buharî, Et'ıme : 21; Müslim, Eşribe: 187; Ebu Davud, Et'ıme: 13; Tirmizî, Birr: 84.)

287-

Hz. Cabir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz ki şeytan, bütün işlerinizde, hatta yemek esnasında bile yanınızda bulunur. Öyle ise birinizin lokması yere düştüğü zaman, üzerindeki rahatsız edici şeyleri temizleyip yesin; sakın o lokmayı şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın . Çünkü bereketin yemeğin hangi parçasında olduğu bilinmez."

(Müslim, Eşribe : 135.)

288-

Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim elinde et kokusu bulunduğu halde, elini yıkamadan uyur ve sonra da başına bir şey gelirse, kendisinden başka hiç kimseyi suçlamasın."

(Ebu Davud, Et' ıme: 53; Tirmizî, Et'ıme: 48; İbn Mace, Et'ıme: 22.)

289-

Enes bin Malik (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz ki, Allah, kul bir şey yerken ve içerken hamd etmesinden hoşnut olur."

(Müslim, Zikir: 89; Tirmizî, Et'ıme : 18.)

290-

Enes (bin Malik) (r.a.) rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber'e (a.s.m.) su ile karıştırılmış bir miktar süt getirildi. Sağ tarafında bir bedevi, sol tarafında ise Ebu Bekir (r.a.) bulunuyordu. Rasulullah (a.s.m.) içtikten sonra bedeviye verdi ve "Sağdan, sırayla ver" buyurdu.

(Buharî, Eşribe : 18; Müslim, Eşribe : 124; Ebu Davud, Eşribe : 19; Tirmizî, Eşribe : 19.)

291-

Enes bin Malik (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Bir avuç bayat hurma ile dahi olsa, akşam yemeği yiyiniz. Çünkü akşam yemeğini terk etmek, insanı çabuk ihtiyarlatır ve zayıflatır." (Tirmizî Et'ıme: 46.)

292-

Hz. Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) su içerken aralıklarla üç defa nefes alır içer ve "Şüphesiz ki, üç nefeste içmek susuzluğu daha iyi giderici, zararsız ve sağlığa daha uygundur" buyururdu.

Enes, "Ben de üç nefeste içerim" derdi. (Buharî, Eşribe: 26; Müslim, Eşribe: 123; İbn Mace, Eşribe: 18.)

293-

Aişe (r.anha) rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) karpuzu yaş hurma ile yer ve şöyle buyururdu: "Hurmanın hararetini karpuzun serinliği ile karpuzun serinliğini de şu hurmanın harareti ile gideriyoruz."

(Ebu Davud, Efıme: 44; Tirmizî, Et'ıme: 36; İbn Mace, Et'ıme: 37.)

294-

Ebu Said Hudn (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

"Rasulullah (a.s.m.) su tulumlarından ağza dayayarak su içilmesini yasakladı. "

(Buharî, Eşribe: 23; Müslim, Eşribe: 111; Tirmizî, Eşribe: 17; İbn Mace, Eşribe: 19.)

295-

Ebu Katade'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir cemaate su dağıtan, en son içer."

(Müslim, Mesacid: 311; Ebu Davud, Eşribe : 19; İbn Mace, Eşribe: 26; Tirmizî, Eşribe: 20.)

296-

Cabir bin Abdullah'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kapların üzerini örtün, su tulumlarını da iyice bağlayın . Kapıları kapaYın , lambaları da söndürün. Çünkü böyle yaptığınız takdirde şeytan su kaplarını göremez; kapıyı da kabı da açamaz. Herhangi biriniz hiçbir şey bulamasa bile, bir tahta parçası eline geçse, Allah'ın ismini de anarak onu kapatsın. Lambayı söndürmediğinde de evini ateşe verebilir."

(Buharî, Eşribe: 22; Müslim, Eşribe: 99: Ebu Davud, Edeb:l61: Tirmizî, Et'ıme: 15.)

297-

Cabir bin Abdullah (r.a.) rivayet etmiştir.

Hz. Peygamber (a.s.m.) Sahabelerden biri ile bahçesini sulamakta olan Ensardan birisinin yanına vardı.

Hz. Peygamber (a.s.m.), "Eğer yanında önceki geceden kalma dinlenmiş su varsa içelim, yoksa eğilip şu sudan içeriz" buyurdu.

Ensardan olan zat, "Evet, geceden kabında dinlenmiş suyum var" dedi.

(Buharî, Eşribe: 14; Ebu Davud, Eşribe:18 . )

298-

Ebu Said Hudrl (r.a.) rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) yemekten sonra, "Bizi doyuran, bize içiren ve bizi Müslüman olarak yaratan Allah'a hamdolsun" derdi.

(Ebu Davud, Et'ıme : 52; Tirmiz!, Daavat: 55.)

299-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Birinizin hizmetçisi, ateşine ve dumanına katlanarak bir yemek hazırladığı zaman, elinden tutarak kendisi ile beraber yemesi için yanına oturtsun.

Şayet bunu yapmazsa, hiç değilse o yemekten bir lokma alıp ona tattırsın. "

(Tirmiz!, Et'ıme: 44; Müslim, Eyman: 42; Ebu Davud, Et' ıme: 50.)

300-

Hz. Huzeyfe (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Altın ve gümüş kaplardan bir şey içmeyin. İpek ve atlas kumaş da giymeyin. Çünkü bunlar, dünyada Müslüman olmayanlar, ahirette de sizin içindir."

(Buharî, Et'ıme: 29; Ebu Davud, Eşribe : 17; Tirmiz!, Eşribe: 10.)

301-

İbn Abbas (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) yiyeceğe ve içeceğe üflemez; kabın içine de solumazdı.

(İbn Mace, Et'ıme: 18.)

302-

Cabir bin Abdullah (r.a.) rivayet etmiştir.

Ebu Haysem bin Teyhan, Rasulullah (a.s.m.) için bir ziyafet hazırlamıştı.

Rasulullah'ı (a.s.m.) ve Sahabelerini davet etti. Yemekten ayrılırken Rasulullah (a.s.m.) ashabına, "Kardeşinizin yemeğine karşılık verin" buyurdu. Sahabeler, "Bu yemeğin karşılığı nedir?" diye sordu.

Rasulullah (a.s.m.), "Bir kimsenin evine girilir, yemeği yenilir, içeceği içilir ve ayrılıp giderken o kişiye dua edilirse, işte bu dua yemeğin karşılığı olur" buyurdu.

(Ebu Davud, Et'ıme : 45.)

303-

Enes bin Malik (r.a.) rivayet etmiştir:

Enes'in annesi Ümmü Süleym (r.a.) bir iki avuç hurmayı yağ ile kavurarak bir yemek yaptı. Sonra da beni Peygamberimize (a.s.m.) gönderdi. Kalkıp gittim. Rasulullah (a.s.m.) Sahabeleriyle birlikte bulunuyordu. Rasulullah'ı (a.s.m.) davet ettim.

Raslllullah (a.s.m.), "Ne getirdin?" buyurdu. Ben ne getirdiğimi bildirdim. Ebu Talha Rasulullah'a (a.s.m.) dönerek, "Onu Ümmü Süleym yapmıştır" dedi.

Rasulullah (a.s.m.), "On kişi içeri buyursun" dedi. On kişi doyuncaya kadar yediler. Sonra "On kişi daha buyursun" dedi. Onlar da girip doydular. Sonra on kişiyi daha buyur etti. Nihayet bu kırka ulaştı. En sonunda Rasulullah (a.s.m.) yedi. Peşinden de kalktı. Ben, tabakta bir şeyin eksilip eksilmediğine bakıyordum [Hiçbir şeyin eksilmediğini gördüm].

(Buharî, Et'ıme: 48.)

304-

İbn Ömer (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Arkadaşlarının rızası olmadan hurmayı çift çift yemeyi Rasulullah (a.s.m.) yasakladı.

(Buharî, Eşribe: 4; Müslim, Eşribe: 151; Tirmizî, Et'ıme : 16; İbn Mace, Et'ıme: 41.)

305- Muaz bin Enes (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Bir kimse yemek yedikten sonra, 'Güç ve kuvvetim olmadığı halde bu Yemeği bana yediren ve beni bununla rızıklandıran Allah'a hamdolsun' derse, geçmiş günahları affolunur."

(Ebu Davud, Libas: l; Tirmizî, Daavat: 55; İbn Mace, Et'ıme : 16.)

306-

Amr bin Şuayb (r.a.) dedesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasulullah'ı (a.s.m.) hem ayakta, hem de oturarak su içerken gördüm."

(Tirmizî, Eşribe: 12.)

307-

Ebu Hüreyre (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Çok çok selam verin, yemek yedirin ve kafirlerle mücadele edin ki, cennetin mirasçıları olasınız."

Bir başka rivayet ise şöyledir:

"Rahman olan Allah'a ibadet edin, bol bol yemek yedirin ve bol bolselam verin ki, huzur içinde cennete giresiniz."

(Tirmizî, Et'ıme: 45.)

308-

Ebu Hüreyre (r.a.) Raslılullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "İki kişilik yemek üç kişiye, üç kişilik yemek de dört kişiye yeter."

(Buharî, Et'ıme: 11; Tirmizî, Et'ıme: 21.)

309- İbn Ömer'in (r.a.) rivayetine göre Rasulullah şöyle buyurmuştur:

"Öyle bir ağaç vardır ki, tıpkı mü'min gibi, yaprağını dökmez. Bana onun ne olduğunu söyler misiniz?"

Orada bulunanlar kırlarda bulunan ağaç çeşitlerini saymaya başladılar. İbn Ömer der ki, "İçimden onun hurma ağacı olduğunu düşündüm. Fakat söylemekten çekindim. Orada bulunanlar, "Ya Raslılallah! Söyle bize o nedir?" dediler. Rasulullah (a.s.m.), "O hurma ağacıdır" buyurdu.

(Buharî, Edeb: 89; Müslim, Sıfatü ' l-Kıyame: 64.)

310-

Abdullah bin Abdüsselam (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (a.s.m.) arpa ekmeğinden bir parça aldı ve üzerine bir hurma koyup şöyle buyurdu:

"Bu hurma, şu ekmeğin katığıdır. "

(Ebu Davud, Et' ım e : 41.)

311-

Abdullah İbn Ömer (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Sarhoşluk verici içki içen kimsenin, kırk gün namazı kabul olmaz. Ancak, tevbe edecek olursa, Allah tevbesini kabul eder. Dördüncü defa tevbesini bozarsa, artık Allah, tevbe dahi etse tevbesini kabul etmez ve Tinetü'lHabaI' daki sudan içirir."

Rasulullah'a (a.s.m.), "T1netü'l-Habal nedir?" diye soruldu.

Rasulullah (a.s.m.), "Cehennemliklerin irinidir. Kim helal ve haramı henüz bilmeyen küçük bir çocuğa içirirse, Allah ona da muhakkak Ttnetü'lHabal' dan içirecektir" buyurdu.

(Tirmizî, Eşribe: l ; Nesel, Eşribe: 45; Ebu Davud, Eşribe: 5.)

312-

Ebu Eyyub (el-Ensar1) (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah'a (a.s.m.) bir yemek getirildiği zaman, bundan yiyeceği kadar Yer, kalan kısmını da bana gönderirdi. Bir gün yemeğin tadına bile bakmadan bana gönderdi. Çünkü bu yemekte sarımsak vardı. Ben kendisine "Sarırnsak haram mıdır?" diye sordum. Rasulullah (a.s.m.), " Hayır. Fakat ben onun kokusundan hoşlanmıyorum " buyurdu.

(Tirmizî, Et'ıme: 14.)

313-

Ömer (bin Hattab) (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Zeytinyağı yiyin ve vücudunuza ilaç olarak sürünün. Çünkü o mübarek bir ağaçtan alınmıştır . "

(Tirmizî, Et'ıme: 43; İbn Mace, Et'ıme : 34.)

314- Cabir bin Abdullah (r.a.) rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) bir gün ailesine, "Katık olarak bir şey var mı?" diye sordu. Onlar da, "Sirkeden başka bir şey yok" diye cevap verdiler. Onu istedi, yemeye başladı ve şöyle dedi:

"Sirke ne güzel katıktır. Sirke ne güzel katıktır."

(Müslim, Eşribe: 166; İbn Mace, Et' ıme: 33.)

315- Cabir (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sarımsak ve soğan yiyen kimse bizden uzak dursun yahut mescitlerimizden uzaklaşsın , evinde otursun."

(Buharî, Et' ıme: 49; Ebu Davud, Et'ıme : 40; Tirmizî, Et' ıme: 13.)

316-

Ali (bin Ebu Talib) (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

"Rasulullah (a.s.m.) bana ipekten yapılmış bir elbise hediye etti. Ben de onu giydim. Ancak Rasulullah ' ın (a.s.m.) simasından kızdığını anladım . Şöyle buyurdular:

"Ben onu sana, giymen için değil , kesip de başörtüsü yaparak kadınlar arasında taksim edesin diye göndermiştim. "

(Buharî, Libas: 12; Nesel, Ziynet: 85; İbn Mace, Libas: 19; Tirmizî, Libas: 1.)

317-

İbn Abbas (r.a.) rivayet etmiştir:

"Rasulullah (a.s.m.) ancak saf ipekten yapılmış olan elbiseyi yasakladı. Üzerinde ipekli bir parça bulunan (veya dokuması başka bir madde olan) karışık kumaşları kullanmanın ise bir mahzuru olmayacağını söyledi."

(Ebu Davud, Libas:9)

318-

Ebu Ziyad Hıyâr bin Seleme (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Aişe ' ye (r.a.) soğan konusunu sordum.

Hz. Aişe (r.anha), "Rasulullah ' ın en son yemiş olduğu yemek, içinde soğan olan bir yemekti" dedi.

(Tirmizî, Et' ıme : 14.)

319-

Hz. Aişe (r.anha) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sarhoşluk veren her şey haramdır. Bir kova dolusu içildiğinde sarhoşluk veren şeyin, bir avuç dolusu da haramdır."

(Ebu Davud, Eşribe: 5; Tirmizî, Eşribe: 3.)

320-

Ali (bin Ebu Talib) (r.a.) rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (a.s.m.) bir miktar ipek alıp sağ tarafına, bir miktar da altın alıp sol tarafına koydu ve şöyle buyurdu:

"Şu iki şey ümmetimin erkeklerine haramdır."

(Ebu Davud, Libas: 11; Nesel, Ziynet: 40; İbn Mace, Libas: 19.)

321-

Malik bin Ebi Meryem (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Ümmetimden bazı kimseler, başka isimler vererek mutlaka içki içeceklerdir." (Ebu Davud, Eşribe: 6; İbn Mace, Fiten: 22.)

322-

Arfece bin Es'ad (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Cahiliye devrinde, Külab hadisesinde burnum kesilmişti. Yerine gümüşten bir burun taktırdım. Ancak bu, koku yapmaya başladı. Bunun üzerine Peygamber (a.s.m.), bana altından bir burun taktırmamı emretti.

(Nesel, Ziynet: 41; Ebu Davud, Hatem: 7; Tirmizî, Libas: 31.)

323-

Ömer bin Hattab ' ın (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"[Erkeklerden] dünyada ipekli elbise giyen kimse, ahirette giyemeyecektir ."

(Buharî, Libas: 25; Müslim, Libas: 11; Tirmizî, Edeb: l; İbn Mace, Libas:l6.)

324-

İbn Ömer (r.a.) RasCılullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim şöhret için bir elbise giyerse, Allah Kıyamet Günü onun yerine, zillet elbisesi giydirir. Sonra da o elbiseyi ateşle alevlendirir."

(İbn Mace, Libas: 24; Ebu Davud, Libas: 4.)

325-

Hz. Cabir'in (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır. "

(Ebu Davud, Eşribe : 5; Tirmizî, Eşribe: 3: Nesel, Eşribe: 25; İbn Mace, Esribe: 10.)

326-

Muaz bin Cebel' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Hiç bir Müslüman yoktur ki, temiz olarak Allah'ı zikrederek yatsın, sonra gece uyanıp Allah'tan dünya ve ahirette iyilik dilesin de, Allah ona bu iyiliği vermesin."

(Ebu Davud, Edeb: 97.)

327-

Tafta bin Kays el-Gıfari (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Ben, bir ara mescidde, akciğer hastalığından rahatsız olarak, karnım üzerine yatmış bulunuyordum.

Birden bir zat beni ayağı ile dürtmeye başladı ve "Bu şekilde yatmak Allah' ın sevmediği bir yatış şeklidir" dedi. Bir de ne göreyim! Bu zat Rasulullah imiş (a.s.m.).

(Ebu Dâvûd, Edeb: 95; Tirmizî, Edeb: 21.)

329-

Hz. Hafsa (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

RasCılullah (a.s.m.) yatmak istediği zaman sağ elini yanağının altına koyar, sonra üç defa şöyle dua ederdi:

"Allahım, kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru."

(Ebu Dâvûd, Edeb: 98.)

329-

Ali bin Şeyban'ın (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kim korkuluğu bulunmayan bir evin damında yatarsa, artık ondan kimse sorumlu değildir."

(Ebu Davlıd, Edeb: 96.)

330-

Ebu Üseyd el-Ensari (r.a.) nin rivayetine göre, mescidin dışında erkeklerle kadınların beraber yürüdüğü bir sırada, Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu işitmiştir:

"Geriye çekilin! Yolun ortasından yürümek size caiz değildir. Yolun kenarından gidin."

Bu söz üzerine artık kadınlar neredeyse duvarlara sürünerek yürürler ve elbiseleri duvarlara takılırdı.

(Ebu Davud, Edeb: 168.)

331-

Ebu Said Hudr1 (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Medine' de Ensar meclislerinden birinde oturuyorduk. Ebu Musa telaşla geldi.

"Neyin var?" diye sorduk. Şöyle cevap verdi: "Ömer beni çağırmış. Kapısına vardım ve üç defa selam verdim. Kimse selamımı almadı. Ben de geriye döndüm. Daha sonra Ömer bana, 'Senin yanımıza gelmene mani olan nedir?' diye sordu.

"Ben, 'Senin kapına geldim, üç defa selam verdim. İçeri girmek için izin istedim; ancak bana cevap vermediler. Bunun üzerine ben de geri döndüm. Çünkü Rasulullah, 'Herhangi biriniz, bir yere girmek istediğinde üç defa izin istesin, eğer izin verilmezse geri dönsün' buyurmuştur' dedim. Bunun üzerine Ömer, 'Peygamber'in (a.s.m.) böyle buyurduğuna dair bir delil getir. Yoksa sana ceza veririm' dedi.

Übeyy bin Ka'b, 'Bu cemaatin en küçüğü ile Ebu Musa gidip bu şahitliği yerine getirebilir' dedi. Orada bulunan Ebu Said, 'Cemaatin en küçüğü benim' dedi. Übeyy bin Ka'b, 'Haydi öyle ise Ebu Musa ile birlikte git' dedi.

Gittim ve Hz. Rasulullah'tan (a.s.m.) bu hadisi işittiğimi söyledim."

Bir rivayete göre bizzat Ubeyy, Hz. Ömer'in yanına gider ve hadisi işittiğini söyler. Sonra da "Ey Hattab'ın oğlu! Muhammed'in arkadaşlarını cezalandırma" der.

Hz. Ömer, "Sübhanallah! Bir şey yapmadım. Sadece tahkik etmek istedim" dedi.

(Buhârî, İsti'zan: 3; İbn Mace, Edeb: 17; Müslim, Adab: 33; Ebu Davud, Edeb: 127; Tirmizt, İsti ' zan: 13.)

332-

Hz. Cabir'in (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Selam kelamdan [sözden] öncedir."

Bu hadisin hükmüne göre, biriyle karşılaşıldığında önce selam verilir; ondan sonra söze başlanır.

(Tirmizi, İsti'zan: 11.)

333-

Ebu Bekir bin Ebu Şeybe (r.a.) şöyle rivayet eder:

Bir zat, Rasulullah (a.s.m.) evinde iken, "Girebilir miyim?" diyerek izin istedi. Hz. Peygamber (a.s.m.) hizmetçisine, "Çık, şuna nasıl izin istenileceğini öğret ve 'Eselamü aleyküm! Girebilir miyim?' demesini söyle" buyurdu.

Kapıda bulunan zat, Rasulullah'ın (a.s.m.) bu sözlerini duydu ve "Esselamü aleyküm, girebilir miyim?" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m.) içeri girmesine izin verdi. O da girdi.

(Ebu Davud, Edeb: 137.)

334-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Binekli olan, yürüyene; yürüyen oturana ve azlık çokluğa selam verir."

(Ebu Davud, Edeb: 134; Tirmiz1, İsti 'zan: 14.)

335-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:

"İnsan uyuduğu zaman, şeytan onun başının arka tarafına [ense köküne] üç düğüm bağlar, bunların herbirini yerine koyar. Sonra, 'Uzun bir gecen vardır, uyan bakalım!' der. O kimse, eğer uyanıp Allah'ı anarsa bir düğüm çözülür. Abdest alırsa ikinci düğüm çözülür. Kalkıp namaz da kılarsa bütün düğümler çözülmüş olur. Artık o zat, gönlü hoş ve neşeli bir halde sabahlamış olur. Eğer bunları yapmazsa kalbi sıkıntılı ve tembel olarak sabaha çıkmış olur."

(Buharî, Bed'u'l-Halk: 11; Müslim, Müsafır!n : 207;

Ebu Davud, Tatawu': 18; İbn Mace, İkame: 174.)

336-

Hz. Talha (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Bir zat Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzuruna girmek için izin istedi. Kapıya doğru bakarak önünde duruyordu.

Peygamberimiz (a.s.m.), "Böyle mi bekliyorsun? İzin istemek, içeriye bakmamak içindir" buyurdu.

(Ebu Davud, Edeb: 136.)

337-

Hz. Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

RasUlullah (a.s.m.) bana, "Evladım! Evine girdiğin zaman selam ver. Senin ve ev halkın için berekete sebep olur" buyurdu.

(Tirmiz1, İsti'zan: 10.)

338-

Hz. Enes (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Ben çocuklar arasında (oynar) iken, Rasulullah (a.s.m.) bize [yanımıza] geldi. Selam verdikten sonra, elimden tuttu ve bir iş için, beni bir yere gönderdi. Kendisi de, ben dönüp gelinceye kadar duvarın gölgesinde (yahut yanında) oturdu.

(Ebu Davud, Edeb: 136.)

339-

Hz. Şa'b1 (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.), Ca'fer bin Ebu Talib'i karşıladı, kucaklayıp iki gözünün arasından öptü.

(Ebu Davud, Edeb: 146.)

340-

Said bin Müseyyib (r.a.) babasından rivayet etmiştir:

Dedesi Rasulullah'ın (a.s.m.) huzuruna vardığında, Hz. Peygamber (a.s.m.) ona, "Adın nedir?" diye sordu.

O, "Hazn [zor, güç]" dedi.

Hz. Peygamber (a.s.m.), "Senin adın Sehl [kolay] olsun" buyurdu. Dedesi, "Babamın koyduğu ismi değiştirmem" dedi.

İbn Müseyyib (r.a.) der ki: "Bundan sonra bizden zorluk hiç eksik olmadı."

(Buhari, Edeb: 108; Ebû Dâvûd, Edeb: 62)

341-

Abdullah bin Amr'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kimsenin, müsaadelerini almaksızın iki kişinin arasına girip oturması doğru değildir."

(Ebu Davud, Edeb: 21; Tirmizî, Edeb: 11.)

342-

Abdullah bin Bişr (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah (a.s.m.) birisinin kapısına vardığı zaman, kapıya bakarak durmaz; kapının sağ veya sol tarafında beklerdi.

(Ebu Davud, Edeb: 128.)

343-

Abdurrahman bin Ebu Leyla (r.a.) rivayet etmiştir:

Ensardan Üseyd bin Hudayr halkla sohbet eder ve şakalarla onları güldürürdü.

Bundan dolayı Rasulullah (a.s.m.), onun göğsüne bir sopayla dürttü.

Üseyd, "Ey Allah'ın Rasulü, dur da hakkımı alayım" dedi.

Hz. Peygamber (a.s.m.), "Pekala, gel al" buyurdu.

Üseyd, "Ancak, senin üzerinde gömlek var. Benim ise yoktu" dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m.) gömleğini kaldırınca, Üseyd, Peygamberimizin (a.s.m.) vücudunu öpmeye başladı ve "Zaten ben de bunu arzu ediyordum, ya Rasulallah!" dedi.

(Ebu Davud, Edeb: 149.)

344-

Amr bin As (r.a.) rivayet etmiştir:

Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu işittim:

"Lüzumsuz yere sözü uzatmamak ve kısa kesmekle emrolundum. Şüphesiz kısa ve öz konuşmak daha hayırlıdır."

(Ebu Davud, Edeb: 86.)

345-

Ebu'l-Melih'in (r.a.) rivayetine göre bir zat şöyle dedi:

RasCılullah'ın bineğinin terkisinde idim. Hayvanın ayağı sürçtü. Ben de, "Kahrolası şeytan!" dedim.

Hz. Peygamber (a.s.m.), "Kahrolası şeytan, deme. Çünkü böyle söylediğin zaman, şeytan öylesine kabarır ki, büyük bir ev gibi olur ve 'Bunu gücümle yaptım' der. Bismillah de. Böyle söylersen, şeytan o kadar küçülür ki, sinek gibi olur" buyurdu.

(Ebu Davud, Edeb: 77.)

346-

Ebu Mes'ûd'un (r.a.) rivayetine göre RasCılullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur.

Bir kimsenin, bir meseleyi kesin olarak bilmeden "Zannettiler ki" diye söylemesi çok kötüdür."

(Ebu Davud, Edeb: 72.)

347-

İbn Abbas (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Beyaz elbise giyiniz. Çünkü elbiselerinizin en iyisi beyaz olanıdır. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız. Sürmelerinizin en iyisi de 'ismid' dir. İsmid gözü parlatır ve kirpikleri geliştirir. "

(Ebu Davud, Libas: 13; Tirmizî, Edeb: 46; Nesel, Ziynet: 98; İbn Mace, Libas: 5.)

348-

Amr bin Hureys (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

RasCılullah'ı (a.s.m.) minb~ üzerinde, başında bir ucu omuzları arasına sarkmış siyah bir sarık bulunduğu halde gördüm.

(Müslim, Hac: 453; Ebu Davud, Libas: 6; Tirmizî, Libas: 1; Nesel, Ziynet: 109.)

349-

Hz. Büreyde (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzuruna parmağına demir yüzük takmış bir adam geldi.

RasCılullah (a.s.m.), "Bu ne böyle? Senin üzerinde cehennemliklerin süsünü görüyorum" buyurdu. Bunun üzerine adam demir yüzüğü çıkardı ve tunçtan bir yüzük takıp geldi.

RasCılullah (a.s.m.) bu defa da ona "Ne oluyor? Senden put kokusu geliYor" dedi.

Adam onu da çıkardı ve "Ya RasCılallah, öyle ise yüzük olarak neyi takayım?" diye sordu.

RasCılullah (a.s.m.), "Gümüşten yaptır. Ağırlığı bir miskalden (yaklaşık 3,5 gram) az olsun" buyurmuştur.

(Tirmizî, Libas: 43; Ebu Davud, Hatem: 4; Nesel, Ziynet: 46.)

350-

İbn Ömer (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Hz. Peygamber (a.s.m.) sarık sardığı zaman, sarığın bir ucunu iki omuzu arasına sarkıtırdı.

(Tirmizî, Libas: 12.)

351-

Ebu Ahvas (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah'ın (a.s.m.) huzuruna çok basit bir elbise ile gelmiştim. Bunun üzerine,

"Senin malın var mı?" diye sordu. "Evet" dedim.

Rasulullah (a.s.m.), "Hangi cins mallardan?" dedi.

"Allah bana deve, koyun, at ve un verdi" dedim.

Rasulullah (a.s.m.) , "Mademki, Allah sana bu kadar mal vermiştir; öyle ise, Allah'ın nimetinin eseri, üzerinde görünsün" buyurdu.

(Ebu Davud, Libas: 14; Tirmizî, Edeb: 45.)

352-

Cabir bin Abdullah (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (a.s.m.) bize gelmişti. Saçları birbirine karışmış birisini görünce, "Bu adam, saçını düzeltecek bir şey bulamadı mı?" buyurdu.

Üzerindeki elbiseleri kirli paslı başka birisini görünce de, "Bu da elbisesini yıkayacak bir şey bulamadı mı ?" dedi.

(Ebu Davud, Libas: 13; Nesel, Ziynet: 60.)

353-

Said bin Müseyyeb (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Allah eksikliklerden uzaktır. Doğru kulunu sever. Temizdir, temizliği sever. İkram sahibidir, ikramı sever. Cömerttir, cömertliği sever, öyle ise evlerinizin etrafında temizliğe dikkat ediniz, Yahudilere benzemeyiniz."

(Tirmizî, Edeb: 41.)

354-

İbn Ömer (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Gururlanarak elbisesini uzatan ve yerlere sürüyen kimseye, Allah, KıYamet Gününde merhamet nazarıyla bakmaz, merhamet etmez."

Bu sözü işiten Ebu Bekir (r.a.), "Ya Rasulallah, benim de elbisemin bir kenarı yere doğru sarkmaktadır. Ancak elimle tuttuğum zaman yere sürünmüyor" dedi.

Rasulullah, "Sen bunu gururlanmak maksadıyla yapanlardan değilsin" buyurdu.

(Buharî, Libas: 5; Müslim, Libas: 42; Ebu Davud, Libas: 25; Tirmizî, Libas: 8; İbn Mace, Libas: 6.)

355-

Abdullah bin Amr bin As'ın rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buYurmuştur:

"İsraf ve gurur karışmadığı müddetçe yiyiniz, içiniz, bol bol sadaka veriniz ve giyininiz."

(İbn Mace, Libas: 23.)

356-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Elbise giyme ve abdest almaya sağdan başlayın."

(Ebu Davud, Libas: 41; İbn Mace, Tahare: 41.)

357-

Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Allah takma saç kullanana, kullanmak isteyene; dövme yapan ve yapmak isteyene lanet etmiştir."

(Buharî, Libas: 83; Müslim, Libas: 115; Ebu Davud, Tereccül: 5; Tirmizî, Libas: 25; Nesei, Ziynet: 24.)

358-

Ebu Said Hudri (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah (a.s.m.) yeni bir elbise giydiği zaman, ismini söyleyerek şöyle dua ederdi:

"Allahım, hamd ancak Sana mahsustur. Bunu bana Sen giydirdin. Bu elbisenin hayırlı olmasını ve ne için yapıldıysa onun da hayırlı olmasını Senden dilerim. Bu elbisenin şerrinden ve kötüye kullanılmasından Sana sığınırım."

(Ebu Davud, Libas: 1.)

359- Ömer (bin Hattab) (r.a.), Rasulullah'tan (a.s.m.) şöyle işittiğini rivayet ediyor:

"Kim yeni bir elbise giyer de, 'Mahrem yerlerimi örtecek ve bana bir ziynet olacak şu elbiseyi giydiren Allah'a hamdolsun der'; sonra da eskitmiş olduğu elbiseyi birisine sadaka olarak verirse, dünyada ve ahirette Allah'ın koruma ve himayesine mazhar olur."

(İbn Mace, Libas: 2.)

360-

Hz. Aişe (r.anha)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Allah ilk Muhacir kadınlarına rahmet etsin. 'Kadınlar, başörtülerini yakalarının üzerinde iyice bağlasınlar!' mealindeki ayet inince, elbiselerinin eteklerini parçaladılar ve başörtüsü yaptılar.

(Ebu Davud, Libas: 30; Buharî, Tefsir-i Süre: 29.)

362-

Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet ediyor:

Ebu Bekir'in kızı Esma, üzerinde ince bir elbise bulunduğu halde Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzuruna girdi. Hz. Peygamber (a.s.m.) yüzünü çevirip şöyle buyurdu:

"Ey Esma, kadın hayız görmeye başladığında (yüzüne ve ellerine işaret ederek) şu ve şunların dışında, vücudunun hiçbir tarafının görünmesi caiz değildir. "

(Ebu Davud, Libas: 31.)

362-

Hz. Aişe (r.anha) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"On şey fıtrl sünnetlerdendir: (1) Bıyıkları kısaltmak, (2) sakal bırakmak, (3) burnu temizlemek, (4) tırnakları kesmek, (5) misvak kullanmak, (6) parmakların arasını yıkamak, (7) koltuk altındaki kılları kesmek, (8) avret mahallindeki kılları temizlemek, (9) suyla temizlenmek."

Hadisin ravisi, "Onuncusunu unuttum. Bu da, ağzı çalkalayıp temiz tutmak olabilir" dedi.

(Müslim, Tahare: 56; Ebu Davud, Tahfue: 29; Tirmizî, Edeb: 14; İbn Mace, Tahare: 8.)

363-

İbn Ömer (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Müşriklere muhalefet edin ve onlar gibi yapmayın. Sakalınızı bırakın, bıyıklarınızı kısaltın."

(Buharî, Libas: 64; Müslim, Tahare: 54.)

364-

İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Bir millete benzemeye çalışan kimse, o milletten sayılır."

(Ebu Dâvûd , Libas: 4.)

Bir millet kendi inanç, örf, adet ve gelenekleriyle ayakta kalır. Geleceği de buna bağlıdır. Aksi halde benliğini kaybeder, başkalarının taklitçisi haline gelir. Bu Müslümanlar için daha da tehlikelidir. Çünkü İslam, her şeyiyle farklı bir sistem ortaya koymuştur. Esaslarının hepsi de güzel, faydalı ve tazedir. Eskimeyen, yıpranmayan, pörsümeyen, daima diri ve canlı kalan hükümlere sahiptir. Başka sistem ve görüşlere hiç ihtiyacı yoktur.

Bir kimse, başka dinlere ve milletlere özenip, onları taklide kalkarsa büyük kayıp içerisindedir. Eğer bu, inanç noktasındaysa, tamamen sapıtmak ve manevi hayatı öldürmek demektir. Ahlakta, örf ve adetlerde taklitçilik ise, büyük zararlara yol açar; insana şahsiyetini kaybettirir, aşağılık kompleksine sokar, maddeten ve manen ezilmişliğe iter; küçümsenir ve horlanır. Vatana, millete de gerçek manada faydalı olamaz.

Peygamberimiz (a.s.m.), "Kim bir topluluğa, millete benzerse onlardandır, onların yolundadır" buyurmak suretiyle bu türlü benzemeleri yasaklamıştır. Şüphesiz bu yasaklamalar, o milletin kötü yönlerine benzemede söz konusudur.

Yalnız , "Bir kafirin her vasfının kafirce olması gerekmez" sırrınca kafirlerin iyi yanlarının olabileceği de nazara alınmalıdır. Bunlar ya İslam' dan veya diğer semavi dinlerden alınmıştır veyahut da gerçeği araştıran akılların ürünüdür. İslam bunlara karşı çıkmaz. Bilakis, Rasulullah (a.s.m.) "Hikmet Müslümanın yitik malıdır. Onu nerede bulursa alır" buyurarak onları almaya teşvik eder. O halde yabancı milletlerde fen , san'at, ilim gibi faydalı olan hususlar alınabilir. Alınmalıdır da. Hadisteki benzeme konusuna bunlar dahil değildir.

365-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Cehennemliklerden iki gurup insan vardır ki, ben onları dünyada iken görmedim. Bunlardan bir gurubu, ellerinde sığır kuyrukları gibi kamçılarla insanları döverler. İkinci gurup da, açık saçık kadınlar olup, kendileri kötülüğe meylettikleri gibi başkalarını da meylettirirler. Başları da, Horasan'ın iki hörgüçlü develeri gibidir. Bu kadınlar cennete giremeyecekleri gibi onun kokusunu şu kadar uzun mesafeden bile asla duyamazlar."

(Müslim, Cennet: 52.)

366-

Enes bin Malik (r.a.) şöyle rivayet eder:

Bize bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk altlarını temizlemek ve eteği traş etmek hususunda kırk günü geçirmememiz öğretildi. "

(Müslim, Tahare: 51; İbn Mace, Tahare: 8; Nesel, Tahare: 130.)

367-

Hz. Aişe' den (r.a.) rivayet edilmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) imkanı nisbetinde, her işinde; temizlenirken, saçlarını tararken, ayakkabılarını giyerken, misvak kullanırken sağdan başlamayı severdi.

(Buharî, Salat: 45; Müslim, Tahare: 66; Ebu Davlıd , Libas: 41; Tirmizî, Cüm'a: 75; Nesei, Tahfue: 89.)

368-

Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Peygamberimiz (a.s.m.) küçük bir çocuğun başının bir kısmının traş edilmiş, diğer kısmının da edilmemiş olduğunu görünce böyle yapmalarını yasakladı ve şöyle buyurdu:

"Başın ya tamamını traş edin veya hepsini bırakın."

(Mansur Ali Nasıf, Tac: 3:581.)

369-

Hz. Cabir (r.a.) şöyle rivayet eder:

Rasulullah (a.s.m.) yüze vurmayı ve hayvan yüzünü dağlamayı yasaklamıştır.

(Müslim, Libas: 106.)

370-

İbn Ömer'in (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Üç şey vardır ki, bunlar [ikram olduğunda] reddolunmazlar: dayanacak yastık, güzel koku ve süt."

(Tirmizî, Edeb:632.)

371-

"Ebu Musa'nın (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kadın koku sürünür ve halkın arasına girip dolaşırsa o şöyle şöyledir."

Ravi'ye göre Rasulullah (a.s.m.) bu nevi kadınlar için çok kötü sözler söylemiştir.

(Ebu Davud, Tereccül: 7; Tirmiz1, Edeb: 35; Nese1, Ziynet: 35.)

372-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kimsenin, misafirini evin kapısına kadar çıkıp uğurlaması sünnettendir." (İbn Mace, Et' ıme: 55.)

373-

Bera bin Azib'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:

"Yatacağın zaman önce namaz abdesti gibi abdest al, sonra sağ tarafına uzanıp yat. Daha sonra da şöyle dua et:

'Allahım, Sana teslim oldum. Bütün işlerimi Sana havale ettim. Seni sevdiğim ve Sana karşı gelmekte~ korktuğum için Sana dayandım. Ancak Sana sığınırım. Kurtuluşum da Sendendir. İndirdiğin Kitaba ve gönderdiğin Peygamber' e iman ettim.'

Eğer bu şekilde hareket edip o gece ölürsen, Müslüman olarak ölmüş olursun. Öyle ise son sözlerin bunlar olsun."

(Müslim, Zikir: 56.)

374-

Ebu Zer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Çorba yaptığın zaman suyunu bolca koy ve ondan bir miktar da komşularına ver."

(İbn Mace, Et'ıme: 58.)

375- Hz. Huzeyfe (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) gece yattığında elini yanağının altına koyar ve sonra şöyle derdi:

"Ey Allahım, Senin adınla ölür ve Senin adınla dirilirim."

Uykudan kalktığı zaman da, "Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun. Gidilecek yer O'nun dergahıdır ve O'nun huzurunda toplanılacaktır."

(Müslim, Zikir: 59; Tirmizî, Daavât: 19; İbn Mace, Dua: 15.)

376-

Esma bin Yezid (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (a.s.m.) bir gün kadınlardan bir grup oturmakta iken, mescide geldi ve eliyle selam işareti yaptı.

(Tirmizî, lsti'zan: 9.)

377-

Ali bin Ebu Talib' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir topluluk diğer bir topluluğa uğradığında, içlerinden birinin selam vermesi kafidir. Aynı şekilde, oturanlardan da birinin selamı alması kafidir."

(Ebu Davud, Edeb: 141.)

378-

Hz. Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber'in (a.s.m.) sahabllerinden bazıları kendisine, "Ey Allah'ın Rasulü, Ehl-i Kitaptan olan kimseler bize selam veriyorlar. Biz onlara nasıl karşılık verelim?" diye sordular.

Hz. Peygamber (a.s.m.), "Ve aleyküm (size de) deyin" buyurdu.

(Müslim, Selam: 7.)

379-

Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:

Bir defasında Yahudilerden küçük bir grup Rasulullah'ın (a.s.m.) yanına geldi ve "Es-samü aleyke [ölüm sana]" dediler.

Ben de ne dediklerini anladım ve "Aleykümü's-samü ve'l-la'netü [ölüm ve lanet size]" dedim.

Rasulullah (a.s.m.), "Öyle deme ey Aişe! Allah her işte yumuşaklıkla muamele edilmesini sever" buyurdu.

Ben, "Ey Allah'ın Rasulü, ne dediklerini duymadın mı?" diye sordum. Rasulullah (a.s.m.), "Ben onlara 'Ve aleyküm [size de]' dedim" buyurdu.

(Müslim, Selam: 10.)

380-

Ebu Zer'e (r.a.), "Rasulullah'la (a.s.m.) karşılaştığınızda sizinle musafaha eder miydi?" diye soruldu.

O da, "Rasulullah'ın (a.s.m.) karşılaşıp da, musafaha yapmadığı hiç birisi olmamıştır. Bir gün, beni çağırması için, birini göndermişti. Ben ise evde Yoktum. Gelince Rasulullah'ın (a.s.m.) çağırdığını söylediler. Hemen yanına gittim. Sedir üzerinde oturuyordu. Beni kucakladı. Bu kucaklama, çok güzel bir şeydi."

(Ebu Davud, Edeb: 143; Müsned, 5:163.)

381-

Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah (a.s.m.), "Her kim yerinden kalkar ve sonra aynı yere dönerse orada oturmaya en layık olan odur."

(Ebu DavCıd, Edeb: 28; Tirmiii, Edeb: 10.)

382-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"İçinizden birisi bir topluluğa uğradığı zaman selam versin. Kalkıp giderken de selam versin. Hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemezsiniz."

(Tirmiz1, İsti'zan: 15; Ebu Davud, Edeb: 139.)

383-

Hz. Aişe' den (r.anha) rivayet edilmiştir:

Kendisine bir dilenci uğramıştı. Hz. Aişe (r.anha) ona bir yiyecek (veya ekmek parçası) verdi. Daha sonra üzerinde temiz elbisesi olan, güzel görünüşlü birisi uğradı. Hz. Aişe onu oturtup yemek ikram etti. Bunun üzerine kendisine niye böyle bir ayırım yaptığı söylendi. Hz. Aişe, Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu nakletti:

"İnsanlara derecelerine göre muamele ediniz."

(EbQ Davûd , Edeb: 20.)

384-

Ebu Musa el-Eş'arl'nin (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Müslümanların yaşlılarına; Kur'an'ı okumayı ve onunla amel etmeyi terk etmeyip, ondaki sırları araştırmada haddini aşmayan Kur' an ehline ve adaletle hareket eden idarecilere hürmet etmek, Cenab-ı Hakk'a hürmet ve ta' zim sayılır."

(Ebu Davud, Edeb: 30.)

385-

Bera bin Azib'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah şöyle buyuruyor:

"İki Müslüman birbirleriyle karşılaştıklarında musafaha yaparlar, Allah'a hamd edip istiğfarda bulunurlarsa, Allah da onları affeder."

(Ebu Davud, Edeb: 142.)

386- İbn Ömer'in (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Herhangi biriniz, oturmak için bir başkasını asla yerinden kaldırmasın. Ancak, ona yer açınız. Sıklaşarak yer veriniz."

Bundan dolayıdır ki, İbn Ömer, birisi kendisine kalkıp yer verdiği zaman asla onun yerine oturmazdı.

(Buharî, İsti'zan : 31; Müslim, Selam: 29; Ebu Davud, Edeb: 15; Tirmizî, Edeb: 9.)

387-

Enes bin Malik (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Peygamberimiz (a.s.m.) birisiyle karşılaştığında onunla musafaha eder ve o zat elini çekmedikçe Peygamberimiz (a.s.m.) elini çekmezdi. Adam yüzünü çevirmeden de Rasûlullah (a.s.m.) yüzünü çevirmezdi. Rasûlullah' ın (a.s.m.), bir kimsenin yanında dizlerini dikerek oturduğu hiç görülmemiştir.

(Tirmizi, Kıyame: 46; İbn Mace, Edeb: 21.)

388-

Safvan bin Assal' dan (r.a.) rivayet edilmiştir:

Bir Yahudi, arkadaşına dedi ki, "Haydi birlikte şu Peygambere gidelim." Arkadaşı ona, "Peygamber demeye kalkma! Eğer o senin bu söylediğini işitse, sevinçten dört göz olur (çok sevinir)" dedi.

Rasulullah'ın (a.s.m.) huzuruna geldiler ve dokuz açık emri sordular, Hz. Peygamber (a.s.m.) onlara şöyle cevap verdi:

"(1) Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın. (2) Hırsızlık yapmayın. (3) Zina etmeyin. (4) Allah'ın öldürmeyi yasakladığı hiçbir cana, haksız yere kıymayın. (5) Suçsuz bir insanı, öldürmesi için elinde güç bulunanlara götürmeyin. (6) Sihir yapmayın. (7) Faiz yemeyin, (8) Namuslu bir kadına iftira etmeyin. (9) Savaştan kaçmayın ve bilhassa, siz Yahudiler, cumartesi günleri Allah'ın emirlerini çiğnemeyin."

Bunun üzerine o iki şahıs, Rasulullah'ın elini ve ayağını öptüler ve "Senin, gerçekten bir peygamber olduğuna şehadet ederiz" dediler.

(Tirmizî, İsti' zan: 33.)

389-

Ebu Said Hudrl'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

''Oturulacak yerlerin en iyisi, en geniş olanıdır."

(Ebu Davud, Edeb: 12.)

390- Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasûlullah (a.s.m.) aksırdığı zaman, eli ile yahut elbisesi ile yüzünü kapatır ve bu şekilde sesinin fazla çıkmasını önlerdi.

(Ebu Davud, Edeb: 90; Tirmizî, Edeb: 6.)

391-

Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor Ebu'l-Kasım (a.s.m.) (Peygamberimiz) şöyle buyurdu:

"Biriniz gölgedeyken, gölge değişip [uzayıp veya kısalıp] vücudunun bir kısmı gölgede, diğer kısmı da güneşte kalırsa, oradan kalksın [Yani ya tamamıyla gölgeye geçsin veya tamamıyla güneşte kalsın]."

(Ebu Davud, Edeb: 13.)

392-

Ebu Mes'ud Ensari'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Birisinin hakimiyeti ve idaresi altında bulunulan bir yerde, bir başkası imam olmasın. Müsaadesi olmadan da birisine ait bir yere oturmasın."

(Tirmizî, Mevakitü's-Salat: 60; Müslim, Mesacid: 290; Ebu Davud, Salat: 60.)

393- Ebu Derda'nın (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Sizler Kıyamet Gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleri ile çağrılacaksınız. Öyle ise, güzel isimler seçiniz."

(Ebu Davud, Edeb: 61.)

394-

Rifaate'z-Zürakiy'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Üç defaya kadar aksıran kimseye dua edilir. Eğer daha fazla aksıracak olursa; ister dua edersin, ister etmezsin [çünkü artık o hastadır]."

(Ebu Davud, Edeb: 91; Tirmizî, Edeb: 5)

 

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

 

Günün Hadisi>


Günün Kitabı

Günün Kitabı

Mevlid Kandili ve Peygamber Sevgisi

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler