Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

Cemal Uşşak

(1953 - 2016)

 

Bölüm 6
İlim Ve Faziletleri

İlim tahsil etmek Rasulullah'ın (a.s.m.) hadis-i şeriflerinde, herhangi bir sınırlama getirilmeksizin emir, teşvik ve tavsiye edilmiştir. Çünkü her çeşit ilim, Cenab-ı Hakk'ı tanımanın en güzel vesilesidir. Bilhassa, fen ilimleri, deneysel ilimler, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin tecellisi olan kainat kanunlarını konu edindiklerinden, bunları öğrenmek, elde etmek, aynı zamanda Allah'ın sanatını öğrenmek ve o sanatın sahibini tanımak demektir.

İki Cihan Serveri, ayrıca Kur' an ve din ilmini öğrenmeye ve yaşamaya da teşvik etmiştir. Çünkü insan ancak bu sayede emirleri ve yasakları, doğruları ve yanlışları, güzelliği veya çirkinliği öğrenir, dünya ve ahirette mesut olur.

Peygamberimiz (a.s.m.) ilmin insanda Allah korkusunu arttırdığını ifade buyurmuşlardır. "Faydalı söz veya iş mü'minin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa bulsun, onu almaya mü'min herkesten daha çok layıktır" buyuran Peygamberimiz (a.s.m.), ilmin nereden elde edildiğine değil, insanı hayır ve hakikate ulaştırmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Rasulullah (a.s.m.) birçok hadislerinde Allah rızası için elde edilmesi gereken ilmin, dünya menfaatlerine ve makamlarına alet edilmemesi gerektiğini ikaz etmiş ve Müslümanları bundan sakındırmıştır.

Hadislerde, ilim tahsil etmek kadar, bunu yaymak ve öğretmek de teşvik edilmiştir. Bir kimsenin ya öğrenen, ya öğreten, ya da bunlara yardımcı olanlardan en az birisi olması gerektiği; dördüncü grupta yer almanın, yani bunların dışında biri olmanın felaket getireceği hatırlatılmıştır.

 

Ebu Musa (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Aziz ve Celll olan Allah'ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim yağmura benzer. Bu yağmur bir toprağa düşer ki, onun bir kısmı güzeldir. Suyu kabul eder, ot ve birçok çeşit de çimen bitirir. Bir kısmı da çoraktır. Suyu muhafaza eder, üzerinde tutar. Allah onunla da insanlara fayda verir. Ondan hem kendileri içerler, hem de hayvanlarını sular ve otlatırlar. Yine o yağmur öyle bir yere düşer ki, bu toprak düz ve kaygandır; ne suyu tutar, ne de ot bitirir.

Allah' ın dinini tam anlayıp da, benimle gönderdiği hidayet ve ilimden ilgi duymayan ve Allah'ın benimle gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kimse işte böyledir."

(Müslim, Fezail: 15; Müsned, 4:399.)

 

Ebu Hüreyre (r.a.) RasCılullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Hikmet [faydalı olan her şey] mü'minin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa onu almaya mü'min, herkesten daha çok layıktır. "

(Tirmizi, İlim : 19.)

İbn-i Abbas'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre RasUlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Allah iyilik dilediği kimselere dini' meselelerde derin bir anlayış verir."

(Buharı, İlim: 97; Müslim, İmare: 175; Tirmizî, İlim: 41.)

 

435-

Ebu Ümame el-Bahili' (r.a.) şöyle rivayet eder:

Rasulullah (a.s.m.) biri abid, diğeri de alim iki kişiden söz ettikleri zaman, şöyle buyurdu:

"Bir alimin abide olan üstünlüğü; benim, sizin en aşağı mertebede olanınıza üstünlüğüm gibidir." Rasulullah (a.s.m.) sözlerine devamla şöyle buyurdu:

"Hiç şüphesiz ki, Allah, melekler, yerde ve gökte bulunanlar, yuvasındaki karıncadan sudaki balığa varıncaya kadar her şey insanlara hayrı, iyiliği öğreten kimseye dua ve istiğfar ederler."

(Tirmizî, İlim: 19.)

 

İbn Abbas' dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Şeytana, bir din alimini kandırmak, bin abidi [ilim sahib~' olmadan daha ibadete yoğunlaşmış olan kimse] kandırmaktan daha zordur. .

(Tirmizî, ilim: 19.)

 

437-

Ebu Derda'dan (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Kim·ilim öğrenmek maksadıyla yola koyulursa, Allah o kimseye cennet Yolunu kolaylaştırır. Melekler ilim öğrenen kimselerden memnuniyetlerinden dolayı kanatlarını yerlere sererek kuşatırlar. Yerde ve gökte bulunan her şey, hatta sudaki balıklar bile ilimle meşgul olan kimsenin affını isterler. Bir âlimin ibadetle meşgul olana üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.

Muhakkak ki, alimler peygamberlerin mirasçılarıdırlar. Gerçekte peygamberler ne altın, ne de gümüş miras bırakmazlar. Onların mirası ancak ilimdir. Bu bakımdan, kim bu peygamber mirası olan ilimden ne kadar elde ederse o derece mertebe kazanmış olur." .

' (İbn Mace, Mukaddime: 17; Ebu Davud, ilim: 1.)

 

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:

"İki vasıf vardır ki, bunlar münafıkta bir araya gelmez: güzel sima ve dini konularda derin anlayış."

(Tirmizî, İlim: 19)

Hadis-i şerif, Türkçede "yüz kalbin aynasıdır" şeklinde ifade edilen bu hakikate ışık tutmaktadır. Münafık da kalbinde taşıdığı küfrü yüzüne aksettirmesi itibarıyla "güzel görünüşe" kavuşamaz.

Ebu Said Hudrl (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Mü'min, cennete kavuşuncaya kadar, kulağına gelen hayırlı söz ve hikmete doymaz."

(Tirmizi, İlim: 19.)

 

440-

Ebu Bekre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasfılullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Burada bulunanlar, duyduklarını bulunmayanlara ulaştırsınlar. Çünkü burada bulunmadığı halde, sözlerimi daha ziyade muhafaza edip tatbik edenler çıkabilir."

(Buharı, İlim : 9; İbn Mace, Mukaddime: 18.)

Osman bin Affan (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Kıyâmet günü üç grup insan şefaat eder: peygamberler, sonra alimler, sonra da şehitler."

(İbn Mace, Zühd: 37.)

 

442-

Ebu Hüreyre (r.a.) Rasfılullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun Kıyamet Günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim fakir bir borçluya kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir Müslümanın ayıbını örter veya giderirse, Allah dünya ve ahirette onun kusurunu (veya vücudunu) örter. Kul, kardeşine yardımda bulunduğu müddetçe, Allah da ona yardım eder. İlim öğrenmek üzere yola çıkan kimseye, Allah, cennet yolunu kolaylaştırır. Allah'ın kitabını okumak ve ders yaparak onu mütalaa maksadıyla Allah'ın evlerinden birinde veya başka bir yerde bir araya gelen cemaate, muhakkak ki, Allah gönül huzuru verir. Onları rahmet ve lütfuna boğar. Melekler onların etrafını sarar ve Allah onları yanında [Mele-i Ala' da] bulunanların huzurunda överek anar. Kötülükler yüzünden geride kalan bir kimseyi, soyunun sopunun şerefi ileriye götürmez."

(İbn Mace, Mukaddime: 17; Tirmizî, İlim : 2.)

 

443-

(Abdullah) İbn Mes'ud'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"İki şeye daha ziyade gıpta edilir: ( 1) Bir kimse ki, Allah kendisine mal mülk ihsan etmiş, o da bunu Allah yolunda harcar, (2) diğer bir kimse ki Allah kendisine ilim ve hikmet vermiş, o da bununla amel ettiği gibi başkalarına da öğretir."

(Buhar!, İlim: 15.)

 

444-

Abdullah İbn Mes'ud'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bizden bir söz işitip de bunu başkalarına ulaştıran kimsenin, Allah yüzünü aydınlatsın. Çünkü kendisine benim sözüm nakledilenlerden bazıları, bu sözü işitip anlatanlardan daha ziyade onu kavrayabilir."

(Tirmizî, İlim: 7; Ebu Davud, İlim: 10.)

 

445-

Cabir bin Abdullah'ın (r.a.) rivayetine göre, Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Ne alimlere karşı övünmek, ne cahillerle münakaşa etmek ve ne de meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim tahsil etmeyiniz. Kim böyle yaparsa cehenneme müstehak olur. Cehenneme müstehak olur."

(İbn Mace, Mukaddime: 23.)

 

446-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Her kime, bildiği bir mesele sorulur, o da bunu söylemeyip gizlerse, Kıyamet Günü ona ateşten bir gem vurulur."

(Tirmizî, İlim: 3; Ebu Davud, İlim: 9.)

 

447-

İbn Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Allah rızasından başka bir maksat için ilim öğrenen, yahut bu ilimle Allah rızası dışında bir şeyi elde etmek isteyen kimse, cehennemdeki yerine hazırlansın." (Buhar!, İlim: 38; Tirmizî, İlim : 6.)

 

448-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmişir:

"Kıyamet Günü insanlar arasında en şiddetli azaba uğrayacaklar, ilmi kendisine ve başkalarına fayda vermeyen alimlerdir."

(Keşfü'l-Hafa, 1:376.)

 

449-

Abdullah bin Amr (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Benden duyduğunuz, bir ayet dahi olsa, başkalarına anlatınız. İsrailoğullarından da rivayet ediniz. Bunda bir mahzur yoktur. Ancak, kim kasıtlı olarak bana yalan bir söz isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın."

(Tirmizî, İlim: 13; Buharı, Enbiya: 50; Müslim, Zühd: 73.)

 

450-

Sehl bin Sa'd'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın, senin vasıtanla bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için kırmızı develeri sadaka vermekten [o günün Arapları yanında en kıymetli şey kırmızı develerdi] daha hayırlıdır."

(Buharı, Cihad: 103.)

 

451-

Enes bin Malik (r.a.) Raslılullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"İlim öğretmek her Müslüman üzerine farzdır. Layık olmayanlara ilim öğreten, domuzların boynuna cevher, inci ve altın gerdanlık takan kimseye benzer."

(İbn Mace, Mukaddime: 7.)

Hadis-i şerifte ifade edilen, "her Müslümana farz" olan ilim, din ve iman ilmidir.

Herbir Müslüman dinin esaslarını ve imanın şartlarını gerektiği şekilde öğrenmek ve yaşamak mecburiyetindedir. Bu farz-ı ayndır. Her Müslümana elde edilmesi farz olmamakla birlikte, insanlığa hayır ve faydası olan ilimler de, başka hadislerde teşvik edilmiştir. Bunlardan bir kısmını elde etmek Müslümanlara farz-ı kifayedir. Müslümanların, öğrenip de tatbik etmediklerinde zarar gördükleri ve kayıplarının söz konusu olduğu ilimler böyledir.

 

452-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Sadece hayırlı bir şeyi öğrenmek ve öğretmek maksadıyla benim şu mescidime gelen kimse, Allah yolunda çalışan mücahidin mertebesindedir. Bunun dışında bir maksatla mescide gelen kimse de, başkasının mallarına bakıp da bir fayda görmeyen kimse durumundadır."

(İbn Mace, Mukaddime: 17.)

 

453-

Ebu Berze el-Esleml'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) Şöyle buyurmuştur:

"İnsan ömrünü nerede tükettiği, ilmini ne maksatla kullandığı, malını nerede kazanıp nerede harcadığı ve bedenini nerede yıprattığı [Mahşer Gününde] sorulup, hesaba çekilmedikçe, ayakları [Allah'ın huzurundan] hiçbir yere kıpırdayamaz."

(Tirmizî, Kıyame: 1; Terğib , 1:125.)

 

454-

Ebu Derda'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet günü alimlerin mürekkebiyle, şehitlerin kanları tartılır. Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından üstün gelir."

(Keşfü' l-Hafa, 2:3281.)

 

455-

Abdullah bin Amr'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Allah ilmi insanların kafalarından ve kalblerinden çekip çıkarmak suretiyle değil, aralarından alimleri almak suretiyle kaldırır. Neticede, hiçbir alim kalmayınca da insanlar, cahilleri başa geçirerek, meselelerini onlara sorarlar. Onlar da bilmeden fetva verdikleri için, kendileri sapıttıkları gibi, başkalarını da sapıklığa düşürürler."

(Buhari, İlim: 34; Müslim, İlim: 13; Tirmizî, İlim: 5; İbn Mace, Mukaddime: 8.)

 

456-

Enes bin Malik'in (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"İlim tahsili için yola çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolunda demektir."

(Tirmizî, İlim : 2.)

 

457-

Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Faydası olmayan ilim, Allah yolunda harcanmayan hazine gibidir."

(Müsned, 2:499.)

 

458-

Rasulullah (a.s.m.) buyurdular ki, "İlim İslam'ın hayatıdır, imanın direğidir. İlim öğrenen kimsenin mükafatını , Allah, tam tamamına verir. Bir kimse öğrenir ve öğrendikleri ile amel ederse, Allahü Teala bilmediklerini de öğretir."

(Muhtarü'l-Ehadis, c. 1, s. 100-786.)

 

459-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle dua ederdi:

"Allahım, öğrettiğin ilimden beni faydalandır. Faydalanacağım şeyleri bana öğret. İlmimi arttır. Bulunduğum her hal için Allah'a hamdolsun."

(İbn Mace, Mukaddime: 23_)

 

460-

Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Devlet idarecilerine yaklaşmadıkları ve dünya işlerine dalmadıkları müddetçe, alimler, peygamberlerin güvendiği kimselerdir (İslam ümmetinin işleri onlara emanet verilmiştir). Eğer devlet idarecilerine yaklaşırlar ve dünya işlerine dalarlarsa, ihanet etmiş olurlar. Onlardan sakının.

(Muhtarü'l-Ehadis, c. 1, s. 100-785.)

 

461-

Ebu Musa El-Eş'ar1 Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Kur'an okumayı alışkanlık haline getiren (ve onunla amel eden) mü'min turunçgiller gibidir. Tadı da, kokusu da güzeldir. Devamlı Kur'an okumayan (fakat onunla amel eden) mü'minin durumu ise hurmaya benzer. Tadı güzel, fakat kokusu yoktur. Kur'an okuyan münafığın durumu da fesleğen gibidir. Kokusu güzel, fakat tadı acıdır. Kur' an okumayan münafık ise Ebu Cehil karpuzuna benzer. Tadı acı olduğu gibi kokusu da yoktur."

(İbn Mace, Mukaddime:l6.)

 

462-

Ebu Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

"Rasulullah'ın dualarından birisi de şu idi: 'Allah'ım! Fayda vermeyen ilimden, kabul olmayan duadan, korkmayan kalbten ve doymayan nefisten Sana sığınırım. "

(Müslim, Zikir: 73; Ebu Davud, Vitir: 32; İbn Mace, Mukaddime: 23; Tirmizi, Davat:68; Nesel, İstiaze: 2)

 

463-

Selman (r.a.) Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"İlimle meşgul olurken uyumak, cahil olarak namaz kılmaktan daha hayırlıdır."

(Keşfu'l-Hafa , 2.286.)

 

464-

Ebu Ümame'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Öyle bir zaman gelir ki, kişi sabah mü'min olarak kalkar, akşama kafir olarak ulaşır. Ancak, Allah ' ın iman ve tevhid ilmiyle kendilerini ihya ettiği kimseler, bu durumun dışındadır."

(Darimi,1.97.)

 

465-

İbn Abbas (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Cennet bahçesine uğradığınız zaman orada oturunuz."

Sahabller, "Ya Rasulallah, cennet bahçesi nedir?" diye sordular.

Rasulullah (a.s.m.) şöyle cevap verdi: "İlim meclisleridir."

(Terğib , 1:112.)

 

466-

Abdullah bin Amr (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) bir gün odalarından birinden çıkıp mescide girdi. Orada halka şeklinde oturmuş iki grup Sahabe ile karşılaştı. Bunlardan bir grubu Kur'an okuyor ve Allah'a dua ediyordu. Diğerleri de, ilim öğreniyorlar ve öğretiyorlardı. Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:

"Bunların hepsi hayır üzerinedirler. Şunlar Kur'an okuyorlar ve Allah'a dua ediyorlar. Eğer Allah dilerse onların istediklerini verir, dilerse vermez. Bunlar da ilim öğreniyorlar. Ben de ancak bir muallim [öğretici, yol gösterici] olarak gönderildim."

Rasulullah (a.s.m.), bu sözlerinden sonra hemen onların yanına oturdu.

(İbn Mace, Mukaddime: 1 7.)

 

467-

Mervan bin Muhammed'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bu din ilmi, dinin ta kendisidir. Öyle ise onu kimden öğrendiğinize dikkat edin."

(Darimi, Mukaddime: 38; Keşfü'l-Hafa, 1:796.)

Bir Müslüman, dini konularda ilim tahsil etmek, bir konuda fetva sormak ve dini bir meseleyi istişare etmek ihtiyacı hissettiğinde, müracaat ettiği kimsenin durumuna dikkat etmelidir. Müracaat edilen kimsenin dini bilgisi yanında, inancının sağlam ve istikametli oluşu, takvası ve dini meselelerdeki hassasiyeti çok önemlidir. Hadis-i şerifteki bu ikaza riayet edilmediği takdirde, zayıf ve bozuk itikatlı ehl-i sünnet dairesinin dışındaki bazı mezheplere bilerek veya bilmeyerek düşmüş olan bazı kimseleri, Müslümanları aldatarak fitnelerin çıkmasına, birlik ve beraberliğin bozulmasına sebebiyet verebilir.

 

468-

İbn Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kötü alimler cehennemin köprüleridir."

(Keşfü'l-Hafa, 2:1743.)

 

469-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"İlim öğreniniz; çünkü Allah için ilim öğrenmek, Allah'a karşı gelmekten korkmayı netice verir. İlme çalışmak ibadettir. Tartışması tesbihtir. ilmi araştırma yapmak ise, cihaddır."

(Kenzü'l-Ummfil, 4:35.)

 

470-

Velid (bin Ukbe'den) (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Cennetlik olan insanlardan bir grup, Cehennemliklerden bir grubun yanına gider ve şöyle derler:

'Siz nasıl oldu da cehenneme girdiniz? Halbuki biz, sizin bize öğrettiklerinizi uygulamak suretiyle cennete girdik.'

"Cehennemlikler ise şöyle cevap verirler: 'Biz söylüyorduk, fakat söylediklerimizi yaşamıyorduk.'"

(Terğib, 1:125-127.)

 

471-

İbn Abbas' dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet Günü insanlar arasında en çok pişman olacaklardan biri, dünyada iken ilim öğrenme imkanın sahip olduğu halde öğrenmeyen kimsedir. Diğeri de, ilim öğrenmiş, fakat kendisi dışında herkes bu ilimden faydalanmıştır."

(Kenzü'l-Ummal, 4:29.)

 

472-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kim, Allah rızası için öğrenilmesi gereken bir ilmi dünya menfaati için öğrenirse, Kıyamet Günü cennet kokusunu duyamaz."

(İbn Mace, Mukaddime: 23.)

 

Hadis-i şerifteki "Allah rızası için talep edilmesi gereken ilim" ifadesinde dini ilimler kastedilmiştir. Buna göre, dini olmayan bir ilimle dünya menfaati kazanmak isteyen bir kimse, hadis-i şerifin haber verdiği akıbete müstehak değildir. "Cennet kokusunu duyamaz" manası, mutlak değildir. Yani, "Cennetin kokusunu ebediyen alamayacaktır" manasına değildir. Çünkü dini ilimleri dünya menfaatlerine alet eden kimse, eğer imanla vefat etmişse, günahlarını çektikten sonra neticede cennete girecektir. Bu husus başka hadislerde müjdelenmiştir.

Bu durumda, yukarıdaki hadisi "Günahının cezasını cehennemde çekmediği müddetçe, cennetin kokusunu alamaz'' manasında anlamak gerekir.

 

473-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"En üstün sadaka, bir Müslümanın ilim öğrenmesi ve sonra da öğrendiği ilmi Müslüman kardeşine öğretmesidir."

(İbn Mace, Mukaddime: 3.)

 

474-

Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"İlim öğreniniz ve ilmi de tevazu, ciddiyet, vakar ve istikamet için öğreniniz. İlminden istifade ettiğiniz kimselere de hürmet ediniz."

(Terğib , 1:114.)

 

475-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"İnsan [Müslüman] öldüğü zaman üç şeyin dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: İnsanlığa faydası devam edip giden eser; insanların faydalandığı ilim ve kendisine hayır dua eden iyi bir evlat."

(Müslim, Vasıyye: 14; Ebu Davud, Vesaya: 14; Tirmizî, Ahkam: 36; Nesel, Vesaya: 8.)

Hadis-i şerif, dini ifadesiyle "sadaka-i cariyenin" esaslarını belirtmektedir. Sadaka-i cariye, tesiri ve hizmeti devam ettiği müddetçe sahibine devamlı olarak sevap kazandıran yardım demektir. Bu cami, okul, yol, çeşme, mektep, medrese, kütüphane gibi maddi müesseseler olabileceği gibi; insanlığa iyiliği ve faydası devamlı olan kitap telif etme, neşriyat hizmetleri, öğrenci yetiştirme gibi manevi hizmetler de olabilir. Hadisin üçüncü şıkkında belirtildiği gibi, kız veya erkek, kendisine dua eden, insanlığın hayır ve saadetine çalışan evlatlar yetiştirmek de sadaka-i cariyenin önemli bir esasıdır.

 

476-

Ebu Zer' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Nim, ilim ve amel cennettedir. Eğer alim bildikleriyle amel etmezse, ilim ve amel cennette, alim ise cehennemde olur."

(Kenzü'l-Ummal, 4:28.)

 

477-

Hz. Enes (r.a.) şöyle rivayet eder:

Rasulullah (a.s.m.), bir şey söylediği zaman insanlar anlayıncaya kadar üç defa tekrar ederdi. Bir topluluğa rastladığı zaman da [işitmedikleri takdirde] üç defa selam verirdi.

(Buhari, İlim: 6; Ebu Davud, İlim: 6.)

 

478-

Ebu Bekre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Ya ilim öğreten, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol. Sakın beşincisi olma! Yoksa helak olursun."

(Keşfü'l-Hafa, 1:437.)

 

479-

Ebu Derda (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"İlim öğreten ve öğrenen, - aynı sevabı kazanırlar."

(Keşfü'l-Hafa, 2:1756.)

 

480-

Abdullah bin Sahbere'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Her kim ilim öğrenirse, geçmiş günahlarına keffaret olur."

(Tirmizî, İlim: 2.)

 

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

 

Günün Hadisi>


Günün Kitabı

Günün Kitabı

Mevlid Kandili ve Peygamber Sevgisi

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler