Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

Cemal Uşşak

(1953 - 2016)

 

Bölüm 5
Sağlık

395

Ebu Said Hudrî'den (r.a.) rivayet edildiğine göre  Rasûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir hasta ziyaretine gittiğiniz zaman, ömrü ve hastalığı konusunda güzel sözler söyleyip moral veriniz. Bu nevi sözler hiçbir şeyi geri çevirmeyip değiştirmese de, hastanın gönlünü hoşnut eder."

(Tirmizî, Tıb: 35; İbn Mace, Cenfüz:1.)

396-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre  Rasûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Allah, şifasını yaratmadığı hiçbir hastalık vermemiştir."

(Buharî, Tıb: 1; İbn Mace, Tıb: 1; Tirmizî, Tıb:2; Ebu Davud, Tıb:1.)

Hz. Aişe (r.anha)  Rasûlullah'a (a.s.m.) veba hakkında soru sordu.  Rasûlullah da (a.s.m.) şöyle buyurdu:

"Veba, Allah'ın dilediğine gönderdiği bir azaptır. Ancak, onu mü'minler için rahmet vesilesi kılmıştır. Bir kul vebaya yakalanıp da bulunduğu yerde sabrederek bekler ve Allah ' ın takdir ettiğinden başka, başına bir şey gelmeyeceğine inanırsa, onun için sevabı vardır."

(Buharî, Tıb: 31.)

398-

İbn Abbas (r.a.) rivayet etmiştir:

Ömer bin Hattab Şam'a doğru yola çıkmıştı. (Yermuk yakınlarında bir köy olan) Sevğ'e vardığı zaman, ordu kumandanı Ebu Ubeyde bin Cerrah ve arkadaşları kendisini karşıladılar. Ve Şam ' da veba hastalığının bulunduğunu bildirdiler.

Hz. Ömer, İbn Abbas'a, "Bana ilk Muhacirleri çağır" dedi. Ben onları çağırdım.

Onlarla istişare etti. Şam' da veba olduğundan bahsetti. Onlar farklı görüşler beyan ettiler. Bir kısmı, "Sen mühim bir vazife için Yola çıkmışsın. Geri dönmeyi uygun bulmuyoruz" dedi. Diğer bir kısmı da, ''Yanında diğer insanlarla birlikte  Rasûlullah' ın ashabı da vardır. Onları veba tehlikesine atmanın doğru olmadığı görüşündeyiz" dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer onlara "Haydi gidin" dedi.

Sonra bana, "Ensarı çağır" dedi. Çağırdım. Onlarla da istişare etti. Onlar da Muhacirler gibi farklı görüşler ileri sürdüler. Onlara, "Siz de gidin" dedi. Sonra bana, "Fetih Muhacirlerinden Kureyş'in büyüklerini çağır" dedi. Çağırdım. Onlardan iki kişi arasında bile farklı görüş çıkmadı. Hepsi de ittifakla dediler ki:

"İnsanlarla birlikte geri dönmeni ve halkı vebaya götürmemen gerektiğini düşünüyoruz. "

Bunun üzerine Hz. Ömer insanlara, "Yarın sabah hayvanımın üzerinde Medine'ye dönüyorum" diye seslendi. Bunu işiten Ebu Ubeyde, "Allah' ın kaderinden mi kaçıyorsun?" diye sordu.

Hz. Ömer, Ebu Ubeyde'nin kendi düşüncesine muhalif olmasından hiç hoşlanmazdı. Sonra Ebu Ubeyde'ye "Evet, Allah ' ın kaderinden, yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin? Eğer senin develerin olsa, onları iki yamacı olan bir vadiye indirseler, o yamaçlardan biri münbit, diğeri ise çorak olsa ve sen develerini münbit yerde gütsen Allah'ın kaderi ile gütmüş, otsuz çorak yerde gütsen, yine Allah'ın kaderi ile gütmüş olmaz mısın? " dedi.

Bu arada bir ihtiyaç için ayrılan Abdurrahman bin Avf çıkageldi ve şöyle dedi:

"Bu hususta ben bir şey biliyorum. Onu  Rasûlullah'tan (a.s.m.) işitmiştim.

Şöyle buyurmuştu:

"Bir yerde veba hastalığının bulunduğunu işittiğiniz zaman oraya gitmeyiniz. Eğer hastalık bulunduğunuz yerde çıkarsa kaçmak için sakın oradan ayrılmayınız.'"

Bunun üzerine Hz. Ömer, Allah'a hamd etti ve sonra kalkıp gitti. (Buharı, Tıb: 30; Müslim, Selam: 98.)

399-

Ebu Hüzame babasından rivayet ediyor:

Rasûlullah'a (a.s.m.), "Ya Rasûlallah! Hastalarımızı okuyarak tedavi etmemiz, ilaçlar kullanmamız ve ayrıca kendimizi korumak için bazı vasıtalara teşebbüs etmemiz Allah'ın kaderini değiştirir mi?" diye soruldu  Rasûlullah (a.s.m.), "Onlar da Allah'ın kaderindendir" buyurdu.

(Tirmizî, Tıb: 20.)

400-

Ebu Said'den (Hudrî) (r.a.) rivayet edilmiştir:

Birisi Peygamberimize (a.s.m.) gelerek, "Kardeşim karın ağrısından şikayet ediyor [başka bir rivayete göre, ishale tutulmuş] dedi.

Rasûlullah (a.s.m.), "Ona bal şerbeti içir" buyurdu.

Adam gidip içirdi. Sonra geldi ve "İçirdim, fakat bu, onun ishalini daha da arttırdı" dedi.

Rasûlullah (a.s.m.) ona üç defa, her defasında bal şerbeti içirmesini söyledi. Dördüncü defa geldiğinde Rasülullah (a.s.m.) yine "Bal şerbeti içir" dedi. Adam, "Yemin ederim ki içirdim. Fakat bu, onun ishalini arttırmaktan başka bir şeye yaramadı" dedi. Bu defa  Rasûlullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:

"Allah elbette ki, doğru söylemiştir. Fakat senin kardeşinin karnı yalancıdır." Sonra adam gidip tekrar bal şerbeti içirdi. Bu sefer kardeşi iyileşti.

(Buharî, Tıb : 4; Müslim, Selam: 91; Tirmizî, Tıb: 31.)

401-

Tarık bin Süveyd (r.a.) ,  Rasûlullah'a (a.s.m.) içkiyi ilaç olarak kullanıp kullanamayacağını sordu.  Rasûlullah (a.s.m.) buna izin vermedi. Bir müddet sonra tekrar sordu. Yine izin vermedi. Bunun üzerine Tarik, "Ey Allah ' ın Rasulü, içki bir nevi ilaçtır" dedi.  Rasûlullah (a.s.m.) , " Hayır, o bir deva değil , derttir" buyurdu.

(Müslim, Eşribe : 12; Ebu Davûd, Tıb : 11; Tirmizî, Tıb : 8.)

402-

Ebu Derda (r.a.),  Rasûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Gerçekten hastalığı da ilacı da Allah yaratmıştır. Her derdin devası vardır. Öyle ise tedavi olunuz. Ancak haram olan şeyleri ilaç olarak kullanmayınız. "

(Ebu Davud, Tıb: 11.)

403-

Hz. Aişe' den (r.a.) rivayet edilmiştir:

Bir insan hastalanır, yaralanır veya bir yarası bulunursa,  Rasûlullah (a.s.m.) şehadet parmağı ile ağzından biraz tükrük alır, toprakla karıştırdıktan sonra yaraya sürer ve şöyle derdi:

"Allah'ın adıyla. Bazımızın tükürüğü ile yurdumuzun toprağı, Rabbimizin izniyle hastamıza şifa olsun."

(Buharî, Tıb :38; Müslim, Selam:54; Ebu Davud, Tıb:19; İbn Mace, Tıb:36.)

404-

Avf bin Malik (r.a.) rivayet etmiştir:

Cahiliye devrinde biz hastalara şifa duası okurduk. Daha sonra, "Ya Rasûlallah, bu konuda ne buyurursunuz?" diye sorduk.

Rasûlullah (a.s.m.), "Okuduğunuz şeyleri bana getirin. İçinde şirk ifade eden sözler bulunmadığı müddetçe, okuyarak tedavi etmede bir mahzur yoktur" buyurdu.

(Müslim. Selam: 64; Ebu Davud, Tıb: 11.)

405-

Ebu Said Hudri'den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:

Cebrail (a.s.)  Rasûlullah'a (a.s.m.) geldi ve "Rahatsız mısın?" diye sordu.

Rasûlullah (a.s.m.), "Evet" dedi. Cebrail de şöyle dedi:

"Allah'ın adı ile sana okur, herkesin şerrinden, her haset edenin gözünden seni korurum. Allah sana şifa versin. Allah ' ın adıyla seni her şeyden korurum."

(Buharî, Tıb: 38; Müslim, Selam: 40; Ebu Davud, Tıb : 19; Tirmizî, Cenaiz: 4.)

406-

Cabir bin Abdullah (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Bir dayım vardı. Akrep sokmalarına karşı dua okurdu. Bir defasında  Rasûlullah' a (a.s.m.) gelerek, "Ey Allah'ın Rasulü, siz hasta okumayı yasaklamışsınız . Halbuki ben akrep sokan kimselere okurum. Ne buyurursunuz?" dedi.

Rasûlullah (a.s.m.), "Kim, kardeşine yardımcı olabilirse, bunu yapsın " buyurdu.

(Müslim, Selam: 62.)

407-

Enes bin Malik' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:

Rasûlullah (a.s.m.) göz değmesi , zehirli hayvan sokması ve yan tarafta çıkan (çıban türünden) yaralara karşı okumaya izin verdi.

(Buharî, Tıb: 37; Müslim, Selam: 57; Tirmizî, Tıb : 15; İbn Mace, Tıb : 34.)

408-

Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet eder:

Rasûlullah (a.s.m.), aile ferdlerinden birisi hastalandığı zaman, sağ elini sürer ve şöyle dua ederdi:

"Ey insanların Rabbi olan Allah'ım! Şu hastalığın zorluğunu gider, şifa ihsan et. Şifa veren ancak Sensin. Senden başka şifa veren yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan hiçbir eser kalmasın."

(Buharî, Merda: 40; Müslim, Selam: 46; İbn Mace, Tıb: 19; Tirmizî, Daavat: 111.)

409-

Osman bin Ebu As' dan (r.a.) rivayet edilmiştir:

Osman (r.a.) Müslüman olalıdan beri vücudunda bir ağrı vardı.  Rasûlullah'a (a.s.m.) anlattı.

Rasûlullah (a.s.m.) ona, "Vücudunun ağrıyan yerine sağ elini koy ve üç defa 'Bismillah' de. Yedi defa da 'Acısını çektiğim ve kurtulmak istediğim hastalığın şerrinden Allah'a ve O'nun yüce kudretine sığınıyorum' de" buyurdu.

(Ebu Davud, Tıb: 3; Müslim, Selam: 67; Tirmizî, Tıb: 27; İbn Mace, Tıb: 36.)

410-

İbn Abbas'ın (r.a.) rivayetine göre  Rasûlullah (a.s.m.) Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin' e okur ve şöyle derdi:

"Her nevi şeytandan, her çeşit zehirli hayvan ve günahkar gözden koruması için Allah'ın tam kelimeleri ile senin için dua ederim."

Sonra da şöyle derdi:

"(İbrahim) Babanız da Hz. İsmail ve Hz. İshak'a (a.s) bu duayı okurdu."

(Ebu Davud, Sünnet: 20; Tirmizî, Tıb: 18.)

411-

Ebu Salih (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Bir zat  Rasûlullah'a gelerek, "Ya Rasûlallah, bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım" dedi. Hz. Peygamber (a.s.m.), "Hangi hayvanla?" diye sordu. O zat, "Akreple" dedi.

Rasûlullah (a.s.m.) bunun üzerine şöyle buyurdu:

"Eğer yattığın zaman, 'Bütün yaratıkların şerrinden Allah'a sığınırım' demiş olsaydın, Allah'ın izniyle akrep sana bir zarar veremezdi."

(Ebu Davud, Tıb: 19.)

412-

Hz. Aişe (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasûlullah (a.s.m.) ailesinden birisi hastalandığı zaman, ona Muavvizeteyn [Nas ve Felak] Sûrelerini okur, üflerdi. Vefatını netice veren hastalığa tutulduğu zaman, ben kendisine Muavvizeteyn Sûrelerini okuyup, üflemeye ve kendi eliyle vücudunu meshetmeye başladım. Şüphesiz ki, onun eli benimkinden çok daha mübarekti.

(Buharî, Daavat: 12; Müslim, Selam: 50; Ebu Davud, Tıb: 19.)

413-

Ukbe bin Amir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre  Rasûlullah şöyle buyurmuştur:

"Hastalarınızı yemeye ve içmeye zorlamayınız. Hiç şüphesiz ki, Allah onları yedirir ve içirir."

(İbn-i Mace, Tıb : 4.)

414-

Ebu Said Hudr1 (r.a.) rivayet etmiştir:

Rasûlullah'ın (a.s.m.) Sahabelerinden bir grup seferde idiler. Arap yurtlarından birine rastlayıp orada misafir olmak istediler. Ancak onlar bunu kabul etmek istemedi. O sırada kabilenin reisini bir akrep sokmuştu. Her ne yaptılarsa çaresini bulamadılar. İçlerinden bir kısmı, 'Şu gelen insanlara bir müracaat etseydiniz, belki onlarda bunun bir çaresi vardır' dedi.

Sahabelere gelip dediler ki, 'Reisimizi akrep soktu. Elimizden geleni yaptık fakat çare bulmadık. Siz bir şey yapabilir misiniz?"

Sahabelerden birisi, 'Vallahi ben hasta okumasını bilirim. Ancak bizi misafir etmenizi istedik, siz kabul etmediniz. Eğer bunun karşılığında bir şey Vermezseniz hastanızı okumam.' dedi.

Bunun üzerine, bir sürü koyun üzerine anlaştılar. Sonra gidip hastaya Fatiha'yı okuyarak üflediler. Hasta, bağlandığı ipten kurtulmuş bir deve gibi sapasağlam oluverdi.

Ebu Said der ki:

Sonra onlar sözlerini yerine getirip koyunlarını verdiler.

Sahabelerden birisi, 'Koyunları taksim edin' dedi. Hastaya okuyan Sahabi, 'Hayır! Önce Hz. Peygamber'in (a.s.m.) yanına varalım. Meseleyi anlatalım, bakalım ne buyuracak? Ondan sonra taksim ederiz' dedi.

Rasûlullah'ın yanına geldiler ve hadiseyi anlattılar. Hz. Peygamber (a.s.m.) hastaya okuyana, 'Fatiha Suresi'nin böyle bir dua olduğunu nereden biliyordun? Payınıza düşen koyunları aranızda bölüşün, bana da bir hisse ayırın' buyurdu.

Bir başka rivayet de şöyledir:

Bu grup içinde bulunan Sahabelerden bazıları bunu hoş görmeyerek, hastaya okuyan arkadaşlarına, 'Allah'ın kitabını okuma karşılığında ücret aldın dediler. Medine'ye geldikleri zaman da   Rasûlullah'a, 'Ey Allah'ın Rasulü! Bu 'Allah'ın kitabı karşılığında ücret aldı' dediler. Bunun üzerine   Rasûlullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:

'Allah'ın kitabı karşılığında alınan ücret, ücretlerin en helal olanıdır."

(Buharî, Tıb: 33; Müslim, Selam: 65; Ebu Davud, Tıb: 19; Tirmizî, Tıb: 20)

415-

Ebu Said' den (r.a.) rivayet edilmiştir:

Rasûlullah (a.s.m.) Muavvizeteyn Sureleri ininceye kadar, cin çarpması ve göz değmesine karşı başka dualarla Allah'a sığınırdı. Bunlar inince diğerleri yerine onları okumaya başladı.

(Tirmizî, Tıb : 16.)

416-

Ebu Hüreyre (r.a.) rivayet etmiştir:

Bir defasında, Hz. Peygamber (a.s.m.) namaza erken kalktı. Ben de ona tabi olarak erkenden kalktım ve biraz namaz kıldıktan sonra oturdum. Bunun üzerine   Rasûlullah (a.s.m.) bana dönerek, "Midenden rahatsızlığın mı var?" buyurdu. Ben, "Evet, ya   Rasûlullah!" dedim.

Rasûlullah (a.s.m.), "Kalk, namaz kıl. Şüphesiz , namazda şifa vardır" buyurdu. (İbn Mace, Tıb : 10.)

417-

Hz. Aişe' den (r.a.) rivayet edilmiştir:

O hastalık veya musibet sebebiyle üzüntülerinden dolayı muhallebi yapmalarını emreder ve   Rasûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu söyler:

"Muhallebi hastanın kalbini güçlendirir ve hastalığın üzüntüsünün bir kısmını giderir."

(Buharî, Tıb: 8.)

418-

İbn Abbas (r.a.),   Rasûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Üç şeyde şifa vardır:

Bal şerbeti içmek, kan aldırmak ve ateşle dağlamak. Fakat ben, ümmetimi ateşle dağlamaktan men ederim."

(Buharî, Tıb: 3; İbn Mace, Tıb: 23.)

419-

Cabir bin Abdullah ' ın (r.a.) rivayetine göre   Rasûlullah şöyle buyurmuştur:

"Her derdin bir devası vardır. Eğer o derdin ilacı bulunursa, Allah ' ın izniyle o hastalık iyileşir." (Müslim, Selam: 69.)

420-

Sehl bin Sa'd'dan (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:

Uhud Savaşı sırasında   Rasûlullah'ın (a.s.m.) mübarek yüzü yaralandı. Ön dişleri ile azı dişleri arasındaki dişi kırıldı. Başındaki miğfer de yarılmıştı. Ali bin Ebu Talib, kalkanı ile su getiriyor, kızı Fatıma da akan kanları yıkıyordu. Fatıma yıkayınca kanın daha da çok aktığını gördü. Hemen bir hasır parçası alıp yaktı ve külünü yaraya bastırdı. Bu suretle kan kesildi.

(Müslim, Cihad: 101; Buhari, Tıb: 27.)

421-

Esma binti Umeys (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasûlullah'a (a.s.m.), "Ya Rasûlallah, Cafer'in oğullarına nazar değiyor. Şifa niyetiyle birisine okutayım mı? '' diye sordum.   Rasûlullah (a.s.m.), "Evet, okut!" buyurdu. "Çünkü kaderin önüne geçen bir şey olsaydı, o da göz değmesi olurdu."

(Tirmizî, Tıb: 17: İbn Mace, Tıb: 33.)

 

422-

Rasûlullah'ın (a.s.m.) hizmetçisi Selma (r.a.) rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber'e (a.s.m.) baş ağrısından şikayette bulunan hiç kimse yoktur ki, kendisine "Kan aldır" diye tavsiyede bulunmasın. Ve ayaklarındaki ağrıdan şikayet edene de, "Kına yak" demesin. (Ebu Davud, Tıb: 3; Müsned, 6: 462.)

423-

Mıhsan kızı Ümmü Kays (r.a.) rivayet ediyor:

Henüz yemek yiyemeyen küçük oğlumla   Rasûlullah'ın (a.s.m.) huzuruna girdim. Bademciği vardı. Boğazına parmak sokup tedaviye çalışıyordum.   Rasûlullah (a.s.m.), "Boğaz iltihabını gidermek için, niçin parmağınızı çocuklarınızın boğazına sokuyorsunuz? Üd-u Hindi [kara helile] kullanın. Çünkü onda yedi türlü şifa vardır. Boğaz hastalığı için burna çekilir. Zatü'l-cenb hastalığında da içilir" buyurdu.

(Buharî Tıb: 21: Müslim. Selam: 86; Ebu Davud, Tıb: 13; İbn Mace, Tıb: ı 7.)

424-

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Çörek otunda, ölümden başka her derde deva vardır." (Buharî, Tıb: 7; Müslim, Selam: 88; İbn Mace, Tıb : 6; Tirmizî, Tıb : 5.)

425-

Zeyd bin Erkam (r.a.) rivayet etmiştir:

Rasûlullah (a.s.m.), Zatü'l-cenb [akciğer zarı iltihabı] hastalığında zeytinYağı ile vers [Yemen zaferanı] adındaki bitkiyi karıştırır, sonra hastanın sırtına sürer, masaj yapardı."

(Tirmizî, Tıb:28.)

426-

Said bin Zeyd (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) , "Mantar (Kem'e), Beni İsrail' e gönderilen Kudret Helvası nevinden bir rızıktır. Suyu da göz hastalığına şifadır" buyurdu.

(Buharî, Tıb:20; Müslim, Eşribe:160; Tirmizî, Tıb:22; İbn Mace, Tıb:8.)

427-

Hz. Abdullah' dan (r.a.) rivayet edilir:

Rasulullah (a.s.m.) İsra [Mi'rac] Gecesi'ni anlattı. O gece meleklerden hangi topluluğa uğramışsa kendisine, "Ümmetine kan aldırmayı tavsiye et" dediklerini söyledi.

(Tirmizî, Tıb:12; İbn Mace, Tıb:20.)

428-

Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Göz değmesi haktır."

(Buharî, Tıb:36; Müslim, Selam:41; Tirmizî, Tıb:19.)

 

429-

İbn Abbas'ın (r.a.) rivayetine göre Rasûlullah (a.s.m.) şöyle buyurur:

"Tedavi gördüğünüz ilaçların en iyileri ağızdan aldığınız [şurup], burun damlası, kan aldırmak ve müshildir.

(Tirmizî, Tıb: 9.)

430-

Hz. Aişe (r.anha), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Sıtma cehennemin şiddetli hararetindendir. Onu su ile serinletiniz."

(Buharî, Tıb :28; Müslim, Selam:81; Tirmizî, Tıb:25.)

431-

İbn Abbas (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Sürmelerinizin en iyisi ismid denilen sürme taşıdır. Çünkü gözün görme gücünü arttırır, kirpikleri geliştirir."

(Ebu Davud, Tıb:14; Tirmizî, Tıb:9; Nesel, Ziynet:28.)

 

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

 

Günün Hadisi>


Günün Kitabı

Günün Kitabı

Mevlid Kandili ve Peygamber Sevgisi

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler