Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

Cemal Uşşak

(1953 - 2016)
Bölüm 7
Kur'ân-ı Kerîm Ve Faziletleri

Yüce kitabımız Kur' an-ı Kerim'i asıl metninden okumayı öğrenmek, bazı sure ve ayetlerini ezberlemek her Müslümanın önemli vazifelerinden birisidir. Ancak daha da önemli olan husus, onların manalarını düşünmek, tefekkür etmek, emir ve yasaklarına riayet etmektir. Bu hususta, Ebu İmam-ı Bahill, "Kur' an'ı okuyunuz. Şu duvarlarınızda asılı duran Mushaflar sizi aldatmasın. Çünkü Allah Kur'an'la dolu bir kalbe asla azap etmez" demektedir. (Darimi, Fezail-i Kur'an: 15.)

Peygamberimiz (a.s.m.) Müslümanları Kur' an' ı okumaya, manasını ve sırlarını kavramaya teşvik etmiştir. Çünkü Kur' an kalb ve ruhlara gıdadır. Nasıl maddi besinler vücudumuzu besler ve tekrar tekrar alınması insanı Usandırmaz; tam tersine ihtiyaca cevap olduğundan lezzet verir ise, Kur' an da kalb, ruh ve akılların gıdası olarak tekrar edildikçe lezzeti ve tatlılığı artar.

Bir insan, yakın ve sevgili bir dostuyla konuşup sohbet etmekten, elbette lezzet ve zevk alır. Kur'an okumak da, onu okuyanın , kainatın yaratıcısı olan Yüce Rabbimizle konuşması demektir. Onun ezell sözlerine muhatap olmak, sorumlulukları hatırlamaktır. Bu yüzden, Peygamber Efendimiz (a.s.m.), Kur'an okumanın fazileti üzerinde ehemmiyetle durmuş ve mü'minleri Kur' an okumaya ve manasını kavramaya teşvik etmiştir.

Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (a.s.m.) şu müjdeyi verir:

"Her kim Kur' an ' ı okur, ezberine alır, helalini helal; haramını haram bilirse, Allah bundan dolayı onu cennete koyar ve kendisini, ailesinden cehennemlik olan on kişiye şefaatçi yapar." (Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 13.)

Onun için herbir Müslüman, Kur'an'ı ibadet şevki ve aşkı içinde okumaya, dünyasını ve ahiretini aydınlatacak bir nur olarak mütalaa etmeye çalışmalıdır.

481- Haris bin el-A'ver (r.a.) şöyle rivayet eder: Mescide uğramıştım. Baktım ki, insanlar birtakım meselelere dalmış konuşuyorlar. Hemen Ali'nin yanına vardım ve "Ey mü'minlerin emiri, görmüyor musun? İnsanlar dedikoduya dalmışlar" dedim.

Ali (r.a.), "Gerçekten öyle mi?" dedi.

"Evet" dedim.

Ali (r.a.), "Ben Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu işittim:

'"Dikkat ediniz! Bir fitne meydana gelecektir.'

"Ben, 'Ya Rasulallah! Bu fitneden kurtuluş yolu nedir?' dedim.

"RasUlullah (a.s.m.), 'Allah'ın kitabına sarılmaktır. O kitapta sizden öncekilerle sonrakiler hakkında bilgiler vardır. Aranızdaki meselelerle ilgili hükümler vardır. O, hakla batılı, doğru ile yanlışı ayıran bir hakemdir. Onda boş söz yoktur. Kim, onun hükümlerine karşı gelerek terk ederse, Allah o kimsenin boynunu kırar, perişan eder. Kim ondan başka bir kurtuluş yolu ararsa, Allah onu saptırır. O, Allah'ın sağlam bir ipidir. O, hikmet dolu sözlerdir. Dosdoğru bir yoldur. O, heva ve heveslerin hakikatten saptıramadığı , dillerin onu karıştırmadığı, ilim adamlarının doymadığı fazla tekrarlanmakla usandırmayan ve insanı , hayrete düşüren yönleri bitip tükenmeyen bir kitaptır. O, öyle bir kitaptır ki, cinler onu dinledikleri zaman, "Biz doğruluğu gösteren, hayret verici mucizeler, hakikatlerle dolu bir kitabı dinledik ve iman ettik" derler.

'"Kim ona dayanarak konuşursa doğruyu bulur. Kim onunla amel ederse mükafatını, görür. Kim ona dayanarak hükmederse adaleti bulur Kim ona çağrılırsa doğru yol gösterilmiş olur. '"

Ali (r.a.) "Ey A'ver, bu sözleri al ve sahib ol" dedi.

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 14.)

 

482-

Hz. Aişe (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Kur'an-ı Ker1m'i okuma ve anlamasını bilen mü'min, mana alemindeki bazı meleklerle beraberdir. Okuma, öğrenme ve ezberlemede zorlukla karşılaşan kimseye de iki kat sevap vardır."

(Buhar!, Tevhid: 52; Müslim, Müsafirln: 244; İbn Mace, Edeb: 52.)

483- Hz. Sehl (r.a.) , şöyle Rasulullah ' ın (a.s.m.) buyurduğunu rivayet ediyor:

"Her kim Kur' an' ı okur ve gereğine göre yaşarsa, o kimsenin babasına Kıyamet Gününde, ışığı dünyadaki bütün evleri aydınlatan güneş ışığından daha parlak bir taç giydirilecektir. Bu kimsenin babasına böyle bir ikramda bulunulursa, artık kendisi nelere kavuşur siz düşünün! "

(Ebu Davud, Vitr: 14; Müsned, 3: 440.)

 

484-

Ukbe bin Amir (r.a.) rivayet ediyor:

Biz Suffe'de iken Rasulullah (a.s.m.) çıkageldi ve şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, her sabah günah işlemeden ve akrabalık bağlarını koparmadan Buthan'a, yahut Akik'e kadar gidip, oradan büyük hörgüçlü iki deve alıp dönmek istemez mi?"

Hepimiz, "İsteriz, ya Rasulallah!" dedik.

Rasulullah (a.s.m.), "Öyle ise, birinizin her sabah mescide gelip, Yüce Allah'ın kitabından iki ayet öğrenmesi kendisi için iki deveden daha hayırlıdır .

Üç ayet, onun için üç deveye sahip olmaktan daha hayırlıdır. Ayetler ne kadar arttırılırsa, o kadar deveye sahip olmaktan daha hayırlıdır" buyurdu.

(Müslim, S. Müsafirin: 251; Ebu Davud, Vitr: 14.)

485-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurrnuştur:

" Kıyamet Günü Kur'an gelip der ki:

Ya Rabbi! Kur'an ehli olan kimseyi nurunla süslendir.'

"Bunun üzerine ona bir keramet ve şeref tacı giydirilir. Kur' an sonra, 'Ya Rabbi, onun süsünü arttır' der. Sonra o şahsa bir şeref elbisesi giydirilir.

"Bundan sonra Kur' an, 'Ya Rabbi, ondan razı ol' der. Kur' an ehli olan şahıs Allah'ın rızasına nail olur; kendisine, 'Oku ve yüksel!' denilir. Kur'an'ın herbir ayetine karşılık kendisine derece verilir."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 18; Darimi, Fezail-i Kur'an: 1.)

 

486-

Ebu Musa (el-Eş'ar1) (r.a.), Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Kur'an okuyan mü'min turunçgiller gibidir. Tadı da, kokusu da güzeldir. Kur'an okumayan mü'min de hurmaya benzer. Tadı güzel, fakat kokusu yoktur. Kur' an okuyan münafık fesleğen çiçeği gibidir. Kokusu güzel, fakat tadı acıdır. Kur'an okumayan münafığın hali de Ebu Cehil karpuzu gibidir. Tadı acıdır, kokusu da yoktur."

(İbn Mace, Mukaddime: 16.)

 

487-

Osman bin Affan'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"En hayırlılarınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir."

(Buharı, Fezail-i Kur'an: 21; Ebu Davud, Vitr: 14·Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 15; İbn Mace, Mukaddime: 16.)

 

488-

Ümmü Seleme (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasfılullah (a.s.m.) Kur'an ayetlerinin arasını ayırarak okurdu. 'El-hamdülillahi Rabbi'l-Alem1n' der durur, 'Errahmanirrahim' der yine dururdu. Ve 'Maliki Yevmidd1n' şeklinde okurdu.

(Tirmizi, Kıraat: 1.)

 

489-

Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Allah, güzel sesli bir peygamberin yüksek ses ve makamla Kur'an okuınasından hoşlandığı kadar hiç bir şeyden hoşlanmaz ve hiçbir şeye de o kadar mükafat vermez."

(Buharı, Fezail-Kur'an: 19; Müslim, Müsafirln: 223.)

 

490-

Cündüb bin Abdullah' dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) Şöyle buyurmuştur:

"Kalbleriniz mana ve hükümleri üzerinde birleştiği müddetçe Kur'an okuYunuz. İhtilafa düştüğünüz zaman da bırakıp kalkınız. "

(Buharı, Fezail-i Kur'an: 37; Müslim, İlim: 4; Darimi, Fezfül-i Kur an: 7.)

Hangi mesele olursa olsun, münakaşa ile öğrenilemez. Bunun ötesinde, ınünakaşa suretinde anlatılan bir meseleyi, başkalarına kabul ettirmek de ınümkün değildir. Hele ki dini ve imanı meselelerin münakaşa suretinde tartışılması , fayda yerine zarar getirir. Çünkü münakaşa edenlerin müsbet hareket etmeleri mümkün değildir. Esasen bir meselenin mütalaasında münakaşa eden kişi, kendisinden ve düşüncelerinden emin değil demektir. Böyle birinin hem bildiğini tam olarak anlatması, hem de anlatılanı doğru olarak anlaması çok zordur.

Münakaşa esnasında her iki tarafın da duygu ve düşünceleriyle davranışlarına birtakım olumsuz duygular tesir eder: gurur kin, öfke ve heyecan gibi. Böyle bir ortamda, tarafların birbirlerini anlamalarının imkansızlığı açıktır. İşte hadis-i şerifte, ihtilafa düştüğünüzde Kur' an okumayı bırakınız denilmesi bu yüzdendir. Böylece hem şahısların birbirlerini rencide etmelerine, hem Allah' ın kelamının yanlış anlaşılmasına ve manevi sorumluluk altına girmelerine mani olunmaktadır.

 

491-

Abdullah bin Amr (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

"Ya Rasulallah, Kur'an-ı Kerim'i kaç günde ne kadar hatmedeyim?" diye sordum.

Rasulullah (a.s.m.) "Ayda bir hatim yap" buyurdu.

"Daha az bir zaman içinde yapabilirim" dedim.

Rasulullah (a.s.m.), "Öyle ise yirmi günde bir yap" buyurdu.

Ben, "Daha az zamanda yapabilirim" dedim.

Rasulullah (a.s.m.), "Öyle ise on beş günde bir hatim indir" buyurdu.

"Daha da az bir zamanda yapabilirim" dedim.

"Öyle ise, on günde bir yap" buyurdu.

Ben yine, "Bundan da kısa bir zamanda yapabilirim" dedim.

"Öyle ise beş günde bir yap" buyurdu.

Ben, bundan daha da kısa bir zamanda yapabileceğimi söyledimse de, Rasulullah buna müsaade buyurmadı.

(Tirmizi, Kıraat: 4.)

 

492-

İmran bin Husayn (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Kur' an okuyarak dilenen birisine rastladı. Bunu bir musibet kabul ederek, "Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz" mealindeki ayeti okudu ve şöyle dedi: "Rasfılullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu işittim:

"'Kim Kur'an okursa, onunla ancak, Allah'tan dilekte bulunsun. Çünkü öyle kimseler gelecektir ki, Kur'an okuyacak ve bunu alet ederek dilencilik Yapacaklardır."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 20.)

 

493- Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) rivayet etmiştir:

Bir defasında Rasulullah (a.s.m.), "Bana biraz Kur'an oku!" buyurdu. Ben de, "Ya Rasulallah, Kur'an size indirildiği halde ben size nasıl Kur'an okuyabilirim?" dedim.

Rasulullah (a.s.m.) "Ben Kur'an'ı başkasından dinlemekten hoşlanırım" buyurdu.

Bunun üzerine ben de Nisa Suresi'ni okumaya başladım. Ve "Her ümmetten birer şahit ve seni de onların üzerine şahit getirdiğimiz zaman onların hali ne olur?" mealindeki ayete [41. ayet] gelince, "Kafi gelir" buyurdu. Başırnı kaldırıp baktığımda Rasulullah'ın (a.s.m.) mübarek gözlerinden yaşlar damlıyordu.

(Buharı, Fezail-i Kur'an: 11; Müslim, Müsafirln: 240; Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 6.)

 

494-

Hz. Bera (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Bir zat Kehf SCıresi'ni okuyordu. Yanında iki iple bağlı bir atı vardı. Derken atın üzerinde bir bulut meydana geldi. Bulut dönerek yaklaşmaya başlayınca, atı da o zattan kaçmaya başladı. Sabah olunca bu zat Peygamberimizin (a.s.m.) huzuruna geldi ve hadiseyi anlattı.

Peygamberimiz (a.s.m.), "İşte bu, sekinedir [kalb huzurudur]. Kur'an okununca iner" buyurdu.

(Buhar!, Fezail-i Kur'an: 11; Müslim, Müsafirin: 240; Tirmiz1, Fezail-i Kur'an: 6.)

495- İbn Abbas (r.a.) şöyle rivayet ediyor: Bir zat, "Ya RasCılallah, Allah'ın en çok sevdiği şey nedir?" diye sordu. Rasulullah (a.s.m.) "Sona gelip, yeniden başa dönen" buyurdu.

O zat, "Sona gelip yeniden başa dönen kimdir?" dedi. Rasulullah (a.s.m.), "Kur'an-ı Kerlm'i baştan sonuna kadar bitirip, sonra da tekrar başa dönüp okumaya başlayan" buyurdu.

(Tirmizi, Kıraat: 13; Darimi, Fezail-i Kur'an: 33.)

 

496- Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah (a.s.m.) belli sayıdaki bir heyeti bir yere göndermek istemişti. Onları göndermeden önce Kur' an' dan ezbere bildikleri bir yeri okumalarını istedi. İçlerinde en genç olanına gelerek, "Ey filan! Sen Kur'an-ı Kerim'den nereyi ezbere biliyorsun?" diye sordu.

Genç, "Şu ayetleri ve Bakara SCıresi'ni" dedi. Rasulullah (a.s.m.) "Bakara Suresi'ni [gerçekten] biliyor musun?" buyurdu.

Genç "Evet" dedi.

Rasulullah (a.s.m.), "Öyle ise sen bu heyetin başkanısın" buyurdu.

Heyetin ileri gelenlerinden birisi, "Vallahi, Bakara SCıresi'ni öğrenmeme engel olan şey, onun hakkını verememek korkusu idi" dedi. Bunun üzerine RasUlullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:

"Kur'an-ı Kerim'i öğreniniz ve devamlı okuyup, onunla amel ediniz. Çünkü Kur'an'ı öğrenip, okuyup, onunla amel eden kimse, içi misk dolu bir dağarcığa benzer ki, miskin kokusu her tarafa yayılır. Kur'an'ı öğrenip, kalbinde ve kafasında taşıdığı halde onun hükümlerinden ve manasından gafil olan kimsenin durumu, içinde misk bulunan, ancak ağzı sıkıca bağlanan dağarcık gibidir."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 2; İbn Mace, Mukaddime: 16.)

 

497-

Ebu Said bin Mualla (r.a.) rivayet ediyor:

Bir defasında namaz kılıyordum. Rasulullah (a.s.m.) beni çağırdı. Cevap veremedim ve "Ya Rasulallah (a.s.m.), namaz kılmakta idim, onun için size cevap veremedim" dedim.

Rasulullah (a.s.m.), "Allahü Teala, 'Allah ve Rasulü davet ettiği zaman, ona uyun' buyurmuyor mu?" dedi. Sonra da, "Mescidden çıkmadan önce sana Kur'an'da en büyük slirenin ne olduğunu öğreteyim mi?" diye sordu ve elimden tuttu.

Mescidden çıkarken, "Ya Rasulallah, bana Kur'an'daki en büyük surenin ne olduğunu öğretecektiniz" dedim.

Rasulullah (a.s.m.), "Elhamdülillahi Rabbi'l-Aıemin'dir. O sure yedi ayet ve bana verilen büyük Kur'an'dır" buyurdu.

(Ebu Davud, Vitr: 15; İbn Mace, Edeb: 52.)

 

498-

Ebu Ümame el-Bahm (r.a.) Rasülullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Kur' an okumaya devam ediniz. Çünkü o, Kıyamet Gününde okuyup, gereğini yapanlara şefaatçi olacaktır. İki parlak slireyi, Bakara ile Aı-i İmran Surelerini sık sık okuyun. Çünkü bu iki sure de Kıyamet Gününde iki bulut, iki gölgelik veyahut kanatlarını açmış iki kuş taifesi gibi gelip, onları okuyup hükümleri ile amel edenleri cehennem ateşinden koruması için şefaat edeceklerdir. Bakara Sliresi'ni devamlı okuyunuz. Çünkü onu alıp öğrenmek büyük bir bereket; terketmek ise büyük bir kayıptır. Sihirbazların bile onu okuyanlara gücü yetmez.

(Müslim, Müsafirln: 252.)

 

499-

Hz. Aişe (r.anha) rivayet etmiştir:

Rasulullah (a.s.m.) küçük bir askeri birliğin başında bırısını gazaya gondermişti. O zat arkadaşlarına namaz kıldırırken kıraatinin sonunu daima "Kul hüvellahü ehad" suresi ile bitirirdi. Döndükleri zaman bunu Peygamber' e (a.s.m.) anlattılar.

Peygamber (a.s.m.), "Sorun bakalım, bunu niye böyle yapıyordu?" dedi.

Sordular. o zat, "Bu sure Rahman olan Allah'ın sıfatların , taşımaktadır. Bundan dolayı ben onu devamlı olarak okumayı seviyorum" dedi . Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.), "Ona söyleyin, hiç şüphesiz Allah da onu seviyor" buyurdu.

(Müslim, Müsafirln: 263)

 

500-

Ma'kıl bin Yesar (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu haber veriyor:

" Kur'an'ın kalbi 'Yasin'dir. Kim onu, sevabını ahirette almak ümidiyle Allah rızası için okursa, onun günahları bağışlanır. Onu ölülerinize okuyunuz!"

(Müsned, 5: 26-27; Ebu Davud, Cenaiz: 20; İbn Mace, Cenaiz: 4.)

 

501-

Ebu Derda (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Kur'an-ı Kerlm'in üçte birini bir gecede okumaktan aciz misiniz?" Sahabeler, "Bir gecede bir kimse Kur'an-ı Kerlm'in üçte birini nasıl okuyabilir?" diye sordular.

Rasulallah (a.s.m.), "Kul hüvallahü ehad, Kur'an'ın üçte birine denktir" buyurdu.

(Buhar!, Fezail-i Kur'an: 13; Müslim, Müsafirln: 259; Tirrnizl, Fezail-i Kur'an: 11.)

 

502-

Muaz bin Abdullah (r.a.) rivayet ediyor:

Bir akşam vakti şiddetli bir yağmur yağmış , karanlık basmıştı. Biz de Rasulullah'ın (a.s.m.) çıkıp namaz kıldırmasını bekliyorduk.

Rasulullah (a.s.m.) çıkıp geldi ve bana, "Oku" dedi. Ben, "Ne okuyayım? " dedim.

Rasulullah (a.s.m.) "Her akşam ve sabah üçer defa, "Kul hüvallahü Ehad" ve "Muawizeteyn" surelerini (Felak ve Nas Sureleri) oku! Seni her türlü tehlikeye karşı korumak için bunlar yeter" buyurdu

(Nesel, İstiaze : 1.)

503- Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediYor: "Allahü Teala şöyle buyurdu: Namaz suresi olan Fatiha'yı benimle kulum arasında ikiye böldüm. Kuluma dilediğini veririm. Kul namazda, 'El Hamdülillahi Rabbi'l-alem1n' dediği zaman Allah da, 'Kulum Bana hamdetti' der. Kul, 'Errahmanirrahim' dediği zaman Allahü Teala, 'Kulum Beni övdü' der. Kul, 'Maliki yevmiddln' dediği zaman, 'Kulum Beni şeref ve yücelik ifade eden kelimelerle andı' buyurur. Kul, 'İyyake na'büdü ve iyyake nestaln dediği zaman, Allahü Teala 'Bunu söylemenin karşılığı Benimle kulum arasındadır. Kuluma dilediğimi veririm.' Kul, 'Bizi doğru yola ilet. Nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğramışlarla, sapıtmışların yoluna değil!' dediği vakit, Allahü Teala, 'İşte bunun karşılığı kuluma aittir. Kuluma dilediğini veririm' buyurur."

(Müslim, Salat: 38; Ebu Davud, Salat: 32; Tirrnizl, Tefsir-i Sı1re : l ; Nesel, İftitah : 23; İbn Mace, Edeb: 52.)

 

504-

Enes bin Malik (r.a.) Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Her kim 'lza zülzileti' suresini okursa, bu onun için Kur'an'ın yarısının sevabına denk gelir. Kim 'Kul ya eyyühe'l-kafirun' suresini okursa, bu onun için Kur'an ' ın dörtte bir sevabına denk olur. Her kim 'Kul hüvallahü ehad' sCıresini okursa bu da onun için Kur'an-ı Kerim'in üçte bir sevabina denk gelir."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 10.)

 

505-

Hz. Aişe (r.anha) rivayet ediyor:

Peygamber (a.s.m.) yatağına girdiği zaman, avuçlarını yan yana getirir, 'Kul Hüvallahü Ehad, Kul Euzü bi Rabbi'l-Felak ve Kul ECızu bi Rabbinnas'leri okur, avuçlarına üfler, yetişebildiği yere kadar başından başlamak üzere, yüzüne ve vücudunun ön kısmına sürerdi. Ve bunu üç defa tekrarladı.

(Buharı, Fezail-i Kuran: 14.)

 

506-

Ukbe bin Amir' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kur'an-ı Kerim'i açıktan okuyan, açıktan sadaka veren gibidir. Gizli okuyan da gizlice sadaka veren kimse gibidir."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 20.)

 

507-

Ma'kıl bin Yesar (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Her kim sabahleyin üç defa Euzü billahi' s-sernti'l-Alirni rnineşşeytanirracirn [Rahmet-i ilahiden kovulmuş olan şeytandan, her şeyi işiten ve bilen Allah'a sığınırım] der ve sonra da Haşir SCıresi'nin sonundaki üç ayeti okursa, Allah o kimseye akşama kadar dua ve istiğfar etmesi için yetmiş bin melek vazifelendirir. O gün ölürse şehld olarak ölür. Kim geceye girerken bunları okursa, o da aynı dereceye ulaşır."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 22; Darimi, Fezail-i Kur'an: 22.)

 

508-

İbn-i Abbas (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediYor: "Kalbinde Kur' an-ı Kerlm'den hiçbir şey bulunmayan adam harabe bir eve benzer."

(Tirmiz1, Fezfül-i Kur'an: 18.)

 

509-

Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"İçinizden birisinin 'Şu veya bu ayeti unuttum' demesi kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü o unutmamış, unutturulmuştur. Kur'an-ı Ker!m'i tekrar okumak suretiyle hafızanızda tutunuz. Çünkü Kur' an, ezberleyenlerin hafızalarından, develerin bağlarından boşanıp kaçtığından daha hızlı kaçar."

(Buhari, Fezail-i Kur'an: 23; Müslim, Müsafirin: 228; Neset, İftitah : 37)

510- Ali bin Ebu Talib (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Her kim Kur'an'ı okur, ezberler, helalini helal, haramını haram bilirse, Allah onu cennete koyar ve ailesinden cehennemlik on kişiye şefaatçi yapar." (Tirmizt, Fezail-i Kur'an: 13; Müsned, 1: 148.)

 

511-

Enes bin Malik'ten (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"İnsanlardan Allah'a yakın olanlar vardır." Sahab1ler, "Ya Rasulallah, onlar kimlerdir?" diye sordular. Rasulullah (a.s.m.), "Onlar Kur'an ehli, Allah ehli ve Allah'ın has kullarıdır" buyurdu.

(İbn Mace, Mukaddime: 16.)

 

512-

Ebu Said (r.a.) Rasulullah'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Allahü Teala şöyle buyurur: 'Kim Kur'an okur, Beni zikreder de Benden bir dilekte bulunmaya fırsat bulamazsa, Ben ona, Benden dilekte bulunanlara verdiğimin en üstününü veririm'. Allah kelamının diğer bütün sözlerden üstünlüğü, Allah'ın, yarattıklarına olan üstünlüğü gibidir."

(Tirmizt, Fezail-i Kur'an: 25; Darimi, Fezail-i Kur'an: 6.)

 

513-

Abdullah İbn Mes'ud (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Her kim Allah'ın kitabından bir harf okursa, bu harfe karşılık bir sevap Verilir. Herbir harfe [yerine göre] on kat sevap verilir. Ben, Elif Llm Mim'i bir harf saymıyorum. Belki, elif ayrı bir harf, lam ayrı bir harftir."

(Tirmizi, Fezfül-i Kur'an: 16.)

 

514-

Ebu Mes'ud (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Bakara Suresi'nin sonunda iki ayet vardır. Her kim bunları bir gece okursa, Cenab-ı Hakk'ın koruma ve himayesi için ona yeter."

(Buharı, Fezfül-i Kur'an: 10; Müslim, Salatü'l Müsafirin: 255; Tirmizi, Fezfül-i Kur'an: 4.)

 

515-

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.rrı . ) şöyle buyurur: "Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur'an-ı Kerim'in zirvesi de Bakara Suresi'dir. Çünkü bu slırede öyle bir ayet vardır ki o, Kur'an ayetlerinin efendisidir. Bu, Ayete'l-Kürsl'dir."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an: 2; Darimi, Fezail-i Kur'an: 13.)

 

516-

Ebu Derda'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Kim Kehf Slıresi' nin baş tarafından on ayet ezberlerse Deccal fitnesinden korunur."

(Müslim, Müsafirin: 257; Ebu Davud, Fiten: 14; Tirrnizl, Fezail-i Kur'an: 6.)

 

517-

Huzeyfe bin Yeman (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah (a.s.m.) Kur'an okurken bir rahmet ayetine rastladığı zaman Cenab-ı Hakk'ın rahmetini ve Cenetini ister; bir azap ayetine rastladığı zaman cehennemden Allah'a sığınır; Cenab-ı Hakkı tenzih edip yücelten bir ayete rastladığı zaman da Rabbini tesbih eder yüceltirdi.

(Fethü'r-Rabbanl, c. 18, s. 4.)

 

518-

Abdullah bin Amr (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Oruç ve Kur' an Kıyamet Günü kula şefaat ederler.

"Oruç der: 'Ya Rabbi! Ben onun yemesine ve zevklerine engel oldum. Beni ona şefaatçi yap!

"Kur' an der: 'Ben onun gece uykusuna engel oldum. Beni ona şefaatçi Yap!

Cenab-ı Hak tarafından 'Şefaatiniz kabul olunmuştur' buyrulur."

(Fethü'r-Rabbanl, c. 18, s. 4.)

 

519-

Ukbe bin Amir (r.a.) rivayet ediyor:

Ben, Rasulullah'la (a.s.m.) birlikte Cuhfe ile Ebva arasında giderken, birden rüzgara ve koyu bir karanlığa tutulduk. Rasulullah (a.s.m.) Muawizeteyn Surelerini okuyarak Allah'a sığınmaya başladı. Bana da, "Ey Ukbe, sen de bu iki slıreyi okuyarak Allah'a sığın! Zira hiçbir kimse bunlara benzer bir başka sure ile Allah' a sığınmam ıştır."

(Ebu Davud, Vitir: 19; Nesel, İstiaze: 1.)

 

520-

İbn Abbas (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim, Kur'an (hükümleri ve manası) hakkında bilgisiz olarak konuşursa, cehennemdeki yerine hazırlansın . "

(Tirmizi, Tefsir-i Kur'an: 1.)

 

521-

Hz. Suheyb (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Kur'an'ın yasaklamış olduğu şeyleri helal sayan kimse, Kur'an'a iman etmiş olmaz."

(Tirmizi, Fezail-i Kur an: 20.)

 

522-

Sa'd bin Ebu Vakkas'ın rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:

"Şüphesiz, bu Kur' an hüzünle (üzüntünün söz konusu olduğu olaylar üzerine) nazil olmuştur. Öyle ise onu okuduğunuz zaman ağlayınız . Ağlamasanız da, ağlamaklı okuyunuz. Kur' an okurken makamla okumaya çalışınız.

Kim Kur'an'ı makamla ve güzel sesle okumaya çalışmazsa bizden değildir. "

(İbn Mace, İkame: 176.)

 

523-

Hz. Cabir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kişi Kur'an okuduğu zaman, sesini işittiğinizde, kendisinin Allah'tan korktuğu kanaatine vardığınız kimse, şüphesiz ki, Kur'an'ı en güzel sesle (şekilde) okuyanlardandır . "

(İbn Mace, İkame: 1 76.)

 

524-

Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediYor:

"Her kim sabahleyin 'İleyhil-Mas'ir' e kadar Mü'min Suresi'ni ve Ayete'l Kürsi'yi okursa, akşama kadar Allah'ın himayesinde bulunur. Ve her kim bu ayetleri akşamleyin okursa, sabaha kadar Allah'ın koruması ve himayesi altında bulunur."

(Tirmizi, Fezail-i Kur'an:

 

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler

 

Günün Hadisi>


Günün Kitabı

Günün Kitabı

Mevlid Kandili ve Peygamber Sevgisi

Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler