Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildiğini ifade buyuran Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sünnet-i seniyye'sinin tamamı güzel ahlakın esaslarını ortaya koyar. Bilindiği gibi, geçmiş dinlerin de hedefi buydu. Ancak önceki peygamberlerin tebliğleri, sınırlı insan gruplarına münhasır kaldığı ve aradan geçen uzun zaman içinde unutulmaya yüz tuttuğu için, Peygamberimiz (a.s.m.) hem unutulan bu hakikatları hatırlatmak, hem de insanlığın gelişme çizgisine uygun bir tebliğde bulunmak üzere gönderilmiştir.
Peygamberimiz (a.s.m.) tebliğ ettiği güzel ahlak prensiplerini bizzat kendi şahsında da mükemmel olarak yaşamış, hem lisanıyla, hem de yaşayışıyla insanlığa örnek olmuştur.
Kur'an-ı Kerîm'de mü'minlere hitaben, "Hiç şüphesiz ki, Allah Rasulü'nde sizin için güzel ahlak örnekleri vardır (Ahzab Suresi, 4)" buyrulur. Hz. Aişe'nin (r.a.) ifadesiyle de, "Onun ahlakı, Kur'an ahlakı" dır.
Bu bakımdan, gerek bu bölümdeki hadislerde, gerekse bütün diğer hadislerde yer alan esaslar, en üstün ve ideal güzel ahlak prensiplerini, İlahi vahyin de teyidiyle ortaya koymaktadır.
İnsanlık, ancak güzel ahlak sayesinde kemale ulaşır. Güzel ahlak ise, en iyi şekilde peygamber ahlakı ile ahlaklanmak suretiyle elde edilir. İşte bu bölümde geçen hadisler, güzel ahlakın esaslarını Sevgili Peygamberimizin (a.s.m.) örnek şahsiyetinde ortaya koyan mükemmel birer ölçü hükmündedir.

1-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Mü'minlerin en olgunu, ahlakı en güzel olandır. Ahlak bakımından en
iyi olanınız da aile bireylerine en iyi davrananınızdır.
(Ebu Davud, Sünnet: 14; Tirmizî, İman : 6.)
2-
Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Kişinin lüzumsuz şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir. "
(Tirmizi, Zühd: 9.)
3-
Hz. Aişe 'den (r.anha) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Hiçbir mü'min yoktur ki, ayağına bir diken batmış olsun veya daha ağır bir musibetle karşılaşsın da, Allah buna karşılık onun makamını bir derece yükseltmemiş ve bir kusurunu bağışlamamış olsun."
(Tirmizî, Cenaiz: 1.)
4-
Bera bin Azib (r.a.) şöyle rivayet eder:
"Peygamberimiz (a.s.m.) bize yedi şeyi emredip, yedi şeyi de yasakladı.
"Emrettikleri:
(1) Cenazeye katılıp arkasından (kabre kadar) gitmek,
(2) hasta ziyareti yapmak,
(3) davete katılmak,
(4) haksızlığa uğrayana yardım etmek,
(5) yeminin gereğini yerine getirmek,
(6) selam verenin selamını almak,
(7) aksırdığında 'Elhamdülillah' diyen kimseye 'Yerhamükallah' (Allah sana merhamet etsin) diye dua etmek.
"Yasakladıkları da:
(1) Gümüş kap kullanmak,
(2) altın yüzük takmak,
(3) ipek,
(4) atlas,
(5) ibrişimli elbise,
(6) kalın ipek,
(7) ipek yatak kullanmak."
(Buhari, Cenfüz: 2; Müslim, Libas: 3; Tirmizi, Edeb: 45.)
5-
İbn Abbas'ın (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Kardeşinle münakaşa etme, aşırı bir şekilde şakalaşma, yerine getiremeyeceğin vaadde bulunma."
(Tirmizi, Birr: 58.)
6-
Ümmü'l-Ala (r.a.) rivayet ediyor: Peygamberimiz hastalığım sırasında beni ziyaret etti ve şöyle buyurdu: "Müjdeler olsun sana, ey Ümmü'l-Ala! Şüphesiz, Müslüman'ın hastalığı, ateşin altın ile gümüşün kir ve pasını temizlediği gibi günahlarını giderir, yok eder."
(Ebu Davlıd, Cenaiz: ı.)
7-
Sevban'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Bir Müslüman hasta olan Müslüman kardeşini ziyaret ettiği zaman, oradan dönünceye kadar cennet bahçesinde bulunmuş olur."
(Müslim, Birr: 40; Tirmizî, Cenaiz: 2.)
8-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Bir Müslüman'ın diğer Müslüman üzerinde beş hakkı vardır:
(1) Verilen selamı almak,
(2) hastalığında ziyaret etmek,
(3) cenazelerine katılmak,
(4)yapılan davete katılmak,
(5) aksırdığında 'Yerhamükallah [Allah sana rahmet etsin, afiyet ihsan etsin]' diye dua etmek."
(Buhari, Cenaiz: 3; Müslim, Selam: 4; İbn Mace, Cenaiz: 1.)
9-
Muhammed bin Halid es-Selmi' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şôyle buyurmuştur:
"Şüphesiz ki kul, hayırlı bir iş yaparak Allah katında bir dereceye ulaşamazsa Allah onun malına veya çocuklarına bir musibet vererek onu imtihan eder. Onu öncesinde kavuşamadığı dereceye varıncaya kadar bu musibete sabrettirir."
(Müsned, 5:262; Ebu Davud, Cenaiz: 1.)
10-
Hz. Ali (r.a.) Rasulullah'tan (a.s.m.) şöyle işittiğini rivayet eder:
"Bir Müslüman, sabahleyin hasta bir Müslümanı ziyaret ederse, akşam oluncaya kadar yetmiş bin melek onun bağışlanması için Allah'a yalvarır.
Eğer akşam vakti ziyaret ederse, sabaha kadar yetmiş bin melek onun bağışlanması için dua eder. Ve onun için bir cennet bahçesi hazırlanır."
(Tirmizî, Cenfüz: 2; Ibn Mace, Cenfüz: 2.)
11-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Allah'a ve Ahiret Gününe iman eden, ya hayır söylesin, yahut sussun.
Allah'a ve Ahiret Gününe iman eden, komşusuna ikram etsin. Allah'a ve Ahiret Gününe iman eden, misafirine ikram etsin.
(Müslim, İman: 74.)
12-
Semure bin Cündüb (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Bir kimse, kendisine emanet olarak verilen şeyi yerine teslim edinceye kadar korumakla sorumludur."
(Ebu Davud, Büyu': 88; Tirmizî, Büyu': 39; İbn Mace, Sadakat: 5.)
13-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Hediyeleşiniz. Çünkü hediye kalbdeki kini giderir. Hiçbir kadın, koyun paçası bile olsa, komşusu olan kadına vermiş olduğu hediyeyi, küçük görmesın."
(Tirmizî, Vela: 6.)
14-
Zeyd bin Halid el-Cünehl'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Kim kaybolmuş bir hayvanı elinde alıkor ve ilan edip duyurmazsa, yolunu sapıtmış olur."
(Müslim, Lükata: 12; Müsned, 4:118.)
15-
Bir zat Rasulullah'a (a.s.m.) gelerek, "Ya Rasulallah! İnsanlar arasında, kendisine en güzel muamelede bulunmam gereken kimdir?" diye sordu.
Rasulullah (a.s.m.), "Annen, sonra annen, sonra annendir. Sonra babandır.
Daha sonra da derece derece yakın olan kimselerdir" buyurdu.
(
Müslim, Birr: 2; Buharî, Edeb: 2; İbn Mace, Vesaya: 4.)
16-
Enes bin Malik (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
"Ben, çocuklarla birlikte oyun oynarken Rasulullah (a.s.m.) yanımıza geldi
ve selam verdi. Sonra, beni bir iş için, bir yere gönderdi. Bu yüzden annemin yanına dönmekte geciktim. Geldiğim zaman annem bana, 'Neden geciktin?' diye sordu.
"Ben, 'Rasulullah (a.s.m.) beni iş için bir yere göndermişti' dedim.
"Annem, 'Rasulullah'ın işi neydi?' diye sordu.
"Ben, 'Bu bir sırdır. Kimseye söyleyemem' dedim.
"Annem, 'Öyleyse Rasulullah'ın sırrını sakın kimseye anlatma!' diye tembih etti."
(Müslim, Fezail-i Sahabe: 145.)
17-
Abdurrahman bin Ebu Bekre (r.a.) şöyle rivayet eder:
Babam, Sicistan Kadısı Ubeydullah bin Ebu Bekre'ye hitaben şunu yazdırdı:
"Öfkeli iken iki kişi arasında hüküm verme. Çünkü ben RasUlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu işittim:
"Hiç kimse öfkeli iken iki kişi arasında hüküm vermesin."
(Nesei, Kudat: 18.)
18-
Abdullah bin Ömer (r.a.) şöyle rivayet eder:
Bedevllerden birisi Mekke yolunda İbn Ömer' e rastladı. İbn Ömer kendisine selam verdi ve adamı alıp kendi bineğine bindirdi. Sonra, başındaki sarığı da ona verdi.
Abdullah İbn Dinar, İbn Ömer'e, "Allah hayrını versin. Bunlar bedevidir, az bir şeye de razı olurlar" dedi.
Bunun Üzerine Abdullah bin Ömer şöyle dedi:
"Bunun babası Ömer bin Hattab'ın yakın dostu idi. Ben Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu işittim:
"En mükemmel iyilik, çocuğun, babasının dostlarına iyi davranmasıdır. "
(Müslim, Birr: 11.)
19-
İbn Ömer (r.a.) şöyle rivayet etmektedir:
Bir zat, Rasulullah'a (a.s.m.) gelerek, "Ya Rasulallah, büyük bir günah işledim.
Bunun bir tevbesi var mı?" diye sordu.
Rasulullah (a.s.m.), "Annen var mı?" buyurdu.
O zat, "Hayır" dedi.
Rasulullah (a.s.m.), "Peki, teyzen var mı?" diye sordu.
O, "Evet" dedi.
Rasulullah (a.s.m.), "Öyle ise, ona itaat et ve iyilik yap" buyurdu.
(Tirmizî, Birr: 6; Müsned, 2:14.)
20-
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet eder:
Rasulullah (a.s.m.), Hz. Hasan'ı öptü. Akra bin Habis de oradaydı.
Akra, "Benim on tane evladım var, bunlardan hiçbirini öpmüş değilim" dedi.
Peygamberimiz (a.s.m.) kendisine bir baktı ve, "Kim şefkat ve merhamet göstermezse, Allah da ona merhametini ihsan etmez" buyurdu.
(Buharî, Edeb: 18; Müslim, Fezfül: 65; Ebu Davud, Edeb: 145; Tirmizî, Birr: 12.)
21-
Ebu Said Hudfı' nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:
"Her kimin üç kız çocuğu veya üç kız kardeşi, yahut iki kızı veya kız kardeşi bulunur; onlara iyi muamele eder ve onların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkarsa, o cennetliktir."
(Tirmizî, Birr: 13; Ebu Davud, Edeb: 121.)
22-
İbn Abbas'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasullullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kimin kız çocukları bulunur da bunları diri toprağa gömmez, onlara zulmetmez, erkek çocuklarını onlara üstün tutmazsa, Allah o kimseyi cennetine koyar."
(Ebu Davûd, Edeb: 22.)
Hadiste üç noktaya dikkat çekiliyor: (1) Çocukları öldürmemek, (2) onlara zulmetmemek, ( 3) çocuklar arasında eşit davranmak.
İslamiyet' in geldiği yıllarda Arabistan' da kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü.
Bu, dönemin Arapları arasında, kız çocuğuna sahip olmayı bir nevi ar sayan vahşi bir anlayışa dayanıyordu. Ve onları diri diri toprağa gömmek de bir nevi erkekliğin ve güçlülüğün ortaya konuşu idi. İslamiyet geldi, kadına yaratılıştan sahip olduğu hakları verdi. Peygamberimiz kız çocuklarını öldürmeyi yasaklıyor, bunun en büyük günah olduğunu belirtiyordu. Kadını, "Cennet anaların ayağı altındadır" buyurarak yükselten Peygamberimizdi.
Çok kısa zamanda bu vahşice adeti ortadan kaldırmıştı. Bu, insanlık için büyük bir hizmetti. Nitekim bir Batılı da, "Hz. Muhammed hiçbir şey yapmamış olsaydı bile, şu vahşi adeti kaldırması yeterdi" diyerek takdirlerini dile getirir.
Burada şu noktayı da belirtelim: Anne karnında canlanan (dördüncü aydan itibaren) çocuğu özürsüz olarak kürtaj yaptırmanın, diri diri toprağa gömmekten farkı yoktur. Günah itibarıyla benzer bir caniliktir. Daha başka tedbirler düşünülmeli ve bu yola asla başvurulmamalıdır.
Hadiste, ikinci olarak da, çocuklara zulmetmememiz emrediliyor. İnsan nasıl çocuklarına zulmetler?
Bu, maddeten olabileceği gibi manen de olabilir. Çocukları yaralayacak derecede dövmek, altından kalkamayacakları işlere zorlamak, hak ve hukukunu çiğnemek ilk akla gelen hususlardır.
Bir anne ve babanın çocuğuna yedirmesi, içirmesi, hayata hazırlaması, onu İslami bir terbiye ile yetiştirmesi en önemli vazifelerindendir. Bunları yapmamak da onlara zulmetmek olur. Bilhassa, çocuğun ebedi hayatı ve ahlaki gelişimini ilgilendiren konulardaki ihmal, büyük bir zulümdür. Ona Allah'ı ve Peygamber'i tanıtmamak; dinin esaslarını, ahlak kaidelerini öğretmemek, ebedi hayatını mahvetmek demektir, zulümdür.
Hadiste üçüncü önemli nokta da, adaletli davranmaktır. Kız veya erkek çocuk ayrımı yapmadan, ikisine de eşit davranmaktır. Başka hadislerde, yine çocuklara eşit davranmayı emreden Peygamberimiz, "Eğer Allah farklı davranmaya müsaade etseydi, kız çocuklarını tercih ederdim" buyurmuştur.
Bilhassa bu hadis, kız çocuklarının horlanmaması, erkeğe bir kısım imtiyazlar tanınmaması; sevgi, şefkat, ikram ve hediye vermede erkeğin kıza tercih edilmemesi gerektiğine dikkat çekmektedir.
Hadis bu üç hususa dikkat edenlere müjde vermekte ve onlar için cennet vadedildiğini bildirmektedir.
23-
Said bin As'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Hiçbir baba, çocuğuna iyi terbiyeden daha üstün bir hediye veremez."
(Tirmizî, Birr: 23; Müsned, 3:412; 4: 77-78.)
24-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kim rızkının bol ve ömrünün uzun olmasını arzu ederse, akrabalarına iyi davransın."
(Müslim, Birr: 20; Buharî, Edeb: 12; Ebu Davud, Zekat:45.)
25-
İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle rivayet ediliyor:
Hz. Peygamber (a.s.m.) zamanında, bir gün rüzgar öyle şiddetli esti ki, birinin elbisesini üzerinden uçurdu. O da rüzgara lanet okudu.
Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.):
"Rüzgara lanet okuma. Çünkü o, Allah'ın vazifeli bir memurudur. Kim layık olmadığı halde bir şeye lanet ederse, bu lanet kendisine döner" buyurdu.
(Ebu Davlıd, Edeb: 45; Tirmizî, Birr: 48.)
26-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Rahim [Akrabalık] kelimesi, Allah'ın Rahman isminden gelir. Allah da
'Kim akraba haklarını yerine getirirse, Ben de o kimseye iyilik ve lutufla davranırım.
Kim bunu yapmazsa, Ben de ona iyilik ve lütufda bulunmam' buyurmuştur."
(Buharî, Edeb: 13; Tirmizî, Birr: 16.)
27-
Cübeyr bin Mut'ım (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Akraba haklarını çiğneyen kimse cennete giremez."
(Buharî, Edeb: 11; Müslim, Birr: 19; Ebu Davud, Zekat: 45; Tirmizî, Birr: 10.)
Hadis-i şeriften üç mana anlaşılmaktadır:
1. Akraba haklarını çiğnemeyi günah olarak kabul etmeyen kimse cennete
giremez.
2 . Akraba haklarını yerine getirmeyen kimse, bu günahın cezasını çekmedikçe
cennete giremez.
3. Hadisteki bu ifade bir korkutma ve tehdit manasındadır.
28-
Abdullah bin Amr (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Büyük günahlardan birisi de, bir kimsenin anne ve babasına lanet etmesi, sövmesidir."
Sahabller, "Ya Rasûllallah, bir adam kendi anne ve babasına nasıl lanet eder ki?" diye sordular.
Rasûllullah (a.s.m.):
"Bir kimse, başka birisinin babasına söver, o da ona karşılık verirse, kendi anne ve babasına sövmüş olur" buyurdu.
(Buharî, Edeb: 4; Ebu Davud, Edeb: 120; Tirmizî, Birr: 4.)
29-
Ebu Hüreyre (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Soyunuzu öğreniniz ki, akraba haklarını yerine getiresiniz. Çünkü akraba haklarını yerine getirmek, ailede sevgiye, dünya malında bolluk ve uzun ömre vesile olur."
(Tirmizî, Birr: 49.)
30-
Ubade bin Velid' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûllallah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
(Çalıştırdığınız kimselere [memur, işçi veya hizmetçilere]) yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin."
(Buharî, Itk: 15; Müslim, Zühd: 74; İbn Mace, Edeb, 10.)
31-
Abdullah bin Ömer' den (r.a.) şöyle rivayet edilir:
"Bir zat Peygamberimize (a.s.m.) gelerek, "Ya Rasûllallah! Bir hizmetçi hata işlediğinde kaç defa affedersiniz?" diye sordu.
Rasûllallah (a.s.m.) ona hiç cevap vermedi. O zat aynı soruyu tekrarladı.
Rasûllallah (a.s.m.) yine cevap vermedi. Sorusunu üçüncü defa tekrar edince
Rasûllallah (a.s.m.), "Günde yetmiş defa affedeceksin" buyurdu."
(Ebu Davud, Edeb: 124; Tirmizî, Birr: 31.)
32-
Rafi bin Mekts'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kölelere (veya hizmetçi ve memurlara) iyi muamele etmek, hayır ve bereket; kötü muamele etmek de kötülük ve bereketsizlik getirir."
(Ebu Davud, Edeb: 124.)
33-
Hz. Cabir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:
"Üç sıfat vardır ki, bunlar kimde bulunursa, Allah o kimseyi himayesine alır ve onu cennete koyar. Bunlar: zayıflara yumuşak davranmak, anne ve babaya sevgi ve hürmet göstermek ve emri altındakilere iyilikle muamele etmektir."
(Tirmizî, Kıyame: 48.)
34-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet etmiştir:
"Yetimin işleriyle ilgilenen kimse, ister yetimin yakınlarından olsun, ister yabancılardan olsun, (orta parmakla işaret parmağını göstererek) benimle cennette şu iki parmak gibi beraber bulunacaktır."
(Müslim, Zühd: 42; Ebu Davud, Edeb: 123;Tirmizî, Birr: 14.)
35-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Biriniz hizmetçisini döverken, hizmetçi Allah'ın adını anarsa, Allah adına hürmeten elinizi çekiniz."
(Tirmizî, Birr: 32)
36-
Ebu Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Onlardan (köle, hizmetçi veya işçilerden) Rabbine itaat eden ve efendisine karşı vazifelerini yerine getirenlere ne mutlu!"
(Manslir Ali Nasıf, Tac: 5:44.)
37-
Avf bin Malik el-Eşcaî'nin rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Ben ve geçim sıkıntısından dolayı yüzünün rengi değişmiş olan kadın,
Kıyamet Gününde şu iki parmak gibi birbirimize yakın oluruz."
Ravi Yezid, şu ilavede bulunur:
"Bu, kocasından dul kalan şerefli ve güzel bir kadındır. Yetimleri vardır
ve onları vefat edinceye kadar evlenmeyip sabırla büyütüp yetiştirir."
(Ebu Davud, Edeb: 131.)
38-
Safvan bin Süleym'in (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Dul kadın ve yoksul kimselerin geçimlerini üzerine alan bir Müslüman,
Allah yolunda cihad eden mücahid gibi yahut gündüzleri oruçlu, geceleri de
ibadetle meşgul olan kimse gibidir."
(Buharî, Edeb: 25; Müslim, Zühd: 41; Tirmizî, Birr: 44; İbn Mace, Ticarat: 1
39-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Hiç kimse, silahla Müslüman kardeşine işarette bulunmasın! Çünkü elindeki
silahı şeytanın çekmeyeceğini bilmez de, cehennem çukurlarından birine
yuvarlanıverir [Duygularına mağlup olup da kaza çıkarabilir)."
(Buhari, Fiten: 7; Müslim, Birr: 126.)
40-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Kim birinin namusuna veya malına zulmetmişse, dinar ve dirhemin bulunmayacağı
o günden [Kıyamet Gününden] önce o kimse ile helalleşsin.
Çünkü bu zulmü yapanın, eğer iyilik ve ibadeti varsa, zulüm yaptığı miktarda
sevaplarından alınır. Eğer yoksa zulmettiği kimsenin günahlarından alınıp
ona yükletilir."
(Buhari, Mezalim: 10.)
41-
İbn Ömer' den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık yapmaz. Tehlikeli bir
durumda kalsa yalnız bırakmaz. Kim, bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını
karşılarsa, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın üzüntüsünü
giderirse, Allah (c.c.) da Kıyamet Günü onun üzüntüsünü giderir. Kim bir
Müslümanın ayıbını örterse, Allah da Kıyamet Günü onun ayıbını örter."
(Buhari, Mezalim: 3; Müslim, Birr: 58; Ebu Davı1d: 38; Tirrniii, Birr: 19.)
42-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim (korkutmak maksadıyla) bir Müslüman kardeşine demir parçasını doğrultursa, bu kimse öz kardeşi dahi olsa, demir parçasını elinden bırakıncaya kadar melekler ona lanet eder."
(Müslim, Birr: 125: Tirrnizl, Birr: 4.)
43-
Ebu Bekre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Zulüm ve akraba haklarını yerine getirmemek kadar Allah'ın bu dünyada daha çabuk cezalandırdığı bir başka günah yoktur. Üstelik ahirette de ceza verecektir."
(İbi Mace Zühd: 23; Ebu Davud, Edeb: 44; Tirrnizl, Kıyame: 57.)
44-
Hz. Huzafe'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"İnsanlar bize iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız. Eğer haksızlık yaparsa biz de haksızlık yaparız' diyen şahsiyetsiz insanlardan olmayın! Tam tersine, kendinizi, insanlar iyilik yaparsa iyilik yapmaya, kötülük yaparlarsa da haksızlık yapmamaya alıştırın."
(Tirmizî, Birr: 62.)
45-
Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet ediyor:
Rasulullah'a (a.s.m.), "Ya Rasulallah! İki komşum var. Bir hediye verecek olsam, önce hangisini tercih edeyim?" diye sordum.
Rasulullah (a.s.m.), "Kapısı sana en yakın olanı" buyurdu.
(Ebu Davud, Edeb: 123.)
46-
Muaviye bin Ceyd (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Halkı güldürmek için yalan söyleyenlere yazıklar olsun! Yazıklar olsun!"
(Ebu Davud, Edeb: 80; Tirmizî, Zühd: 10.).
47-
İbn Ömer'den (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
"Kul yalan söylediği zaman, meydana gelen kötü kokudan [manevi havadan] dolayı, melekler kendisinden bir mil uzaklaşır."
(Tirmizi, Birr: 46.)
48-
Süfyan bin Üseyd (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Sana inanan bir kardeşine yalan söylemenden daha büyük bir hıyanet yoktur."
(Ebu Davud, Edeb: 79.)
49-
Cabir bin Abdullah (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Birisi bir şey anlatıp, sonra da [bunu ancak sana anlatıyorum manasında] sağa sola bakarsa, artık o söz bir emanettir."
(Tirmizî, Birr: 39.)
50-
Cabir bin Abdullah'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:
"Üç nevi toplantının dışındaki toplantılarda konuşulan şeyler emanettir [başkalarına anlatılmamalıdır]:
"Bu üç nevi toplantı (1) kan dökme, (2) zina ve namusa tecavüz, (3) haksız yere bir malı almak gibi şeylerin konuşulduğu toplantıdır."
(Ebû Davûd, Edeb: 37.)
51-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"İnsanların en kötüsü, şunlara bir yüzle, bunlara da başka bir yüzle davranan ikiyüzlü kimsedir."
(Buharî, Edeb: 52; Müslim, Birr: 98; Tirmizt, Birr: 78; Ebu Davud, Edeb: 34.)
52-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:
"İnsanlar arasına bozgunculuk ve kötülük sokmaktan sakının! Çünkü böyle hareket dini yok eder."
(Ebu. Davud, Edeb: 50; Tirmizî, Kıyame: 56.)
53-
Hz. Ammar'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim dünyada ikiyüzlülük yaparsa, Kıyamet Gününde ateşten iki dili olur."
(Ebu Davud; Edeb: 34; Tirmizt, Birr: 78.)
54-
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
Rasulullah (a.s.m.), "Gıybet nedir, bilir misiniz?" diye sordu. Sahabeler,
"Allah ve Rasulü bunu daha iyi bilir" dediler.
Rasulullah (a.s.m.), "Gıybet, bir Müslüman kardeşini onun hoşlanmayacağı şekilde anmaktır" buyurdu.
"Eğer söylediğim şeyler kardeşimde varsa?" denildi.
Rasulullah (a.s.m.), "Eğer söylediğin hususlar kardeşinde varsa onun gıybetini yapmış, şayet yoksa, iftira etmiş olursun" buyurdu.
(Müslim, Birr: 70; Tirmizt, Birr: 23.)
55-
Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet etmektedir:
Rasulullah'a (a.s.m.), "Safiyye'nin kısa boylu ve şöyle şöyle oluşu sana yeter" dedim.
Rasulullah, "Ey Aişe, sen öyle bir söz söyledin ki, eğer bu deniz suyu ile karıştırılsa, onu kirletirdi" buyurdu.
Yine, bir defasında, Rasullullah'ın (a.s.m.) huzurunda birisini kötüledim.
Rasulullah bunun üzerine;
"Bana dünyanın nimeti verilse dahi, birinin taklidinin yapılmasını ve kötülenmesini asla sevmem ve istemem" buyurdu.
(Ebu Davud, Edeb: 35; Tirmizt, Kıyame: 51.)
56-
Ebu Hüreyre' den (r.a.) şöyle rivayet edilir:
Rasulullah (a.s.m.), "Müflis kimdir bilir misiniz?" diye sordu.
Sahabeler, "Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir" dediler.
Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
"Ümmetimden asıl müflis şudur: Kıyamet Gününde namaz, oruç ve zekatıyla gelir; ama ona buna sövmüş, iftira etmiş, şunun bunun malını yemiş, onu bunu dövmüştür. Sonra onun iyiliklerinden bir kısmı şuna, bir kısmı diğerlerine verilir.
Eğer, kul haklarının tamamının ödenmeden, iyilikleri ile sevapları tükenirse, alacaklıların günahları alınıp onun üzerine yüklenilir. Sonra da cehenneme atılır.
(Müslim, Birr: 59: Tirmizî, Kıyame : 2.)
57-
Müstevrid (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Kim bir Müslümanı bir lokma karşılığında kötülerse, Allah, bu yemeğin bir mislini ona cehennemde yedirir.
"Kim, bir Müslümanı çekiştirir ve bunun karşılığında kendisine bir elbise giydirilirse, Allah da, ona cehennemde ateşten bir elbise giydirir.
"Kim, birisini bir menfaat umarak methederse, Kıyamet Günü Allah onu yalancı ve iftiracı olarak teşhir eder."
(Ebu Davud, Edeb: 40.)
58-
Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet ediyor:
Bir adam Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzuruna girmek için izin istedi.
Peygamber (a.s.m.), "Ona müsaade edin gelsin. O aşiretinin en kötü adamıdır" dedi.
O kimse içeriye girdiğinde, Peygamberimiz (a.s.m.) onunla nazik bir şekilde konuşmaya başladı.
Ben, "Ey Allah'ın Rasulü! Önce o adam hakkında diyeceğinizi dediniz.
Sonra da nazik bir şekilde konuştunuz" dedim.
Rasulullah (a.s.m.), "Ey Aişe, Kıyamet Gününde Allah katında insanların en kötüsü, kötülüğünden korunmak için, insanların onu yalnız başına bıraktığı kimsedir" buyurdu.
(Buhari, Edeb: 38; Müslim, Birr: 73; Ebu Davud, Edeb: 5.)
59--
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet edilyor:
"Herkesin gözü önünde günah işleyenler dışında, ümmetimin bütün fertlerinin günahları affedilir.
"Açıkça günah işleyenlerden birisi de şudur ki; geceleyin bir günah işler, sonra Rabbi o günahın üstüne perde çektiği halde sabahleyin, 'Ey filan! Bu gece şöyle şöyle bir iş yaptım' diye söyler. Halbuki bu adam, Rabbi onun işlemiş olduğu günahı örtmüş olduğu halde gecelemişti. Daha sonra, yine Rabbi onun günahını örttüğü halde, sabah olunca o bu perdeyi açar.
(Buhari, Edeb: 60; Müslim, Zühd: 52.)
60-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter."
(Ebu Davud, Edeb: 80.)
Bu hadis Müslümanı araştırıcı olmaya sevk etmektedir. İnsan her duyduğuna inanmamalı, doğruluğunu araştırıp ona göre hareket etmelidir. Duyduğu söz yalan, yanlış, iftira; birlik, beraberlik ve kardeşliği bozucu mahiyette olabilir. İşte bu ve buna benzer zararlardan dolayıdır ki, Peygamberimiz bizi dikkate davet etmektedir.
61-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyuruyor:
"Hasetten, kıskançlıktan sakının. Çünkü, ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi, haset de iyilikleri yok eder."
(İbn Mace, Zühd: 23; Ebu Davud, Edeb: 44.)
62-
Abdullah bin Amr (r.a.) Rasulullah'm (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşlarına; komşuların en hayırlısı da komşularına iyilik yapandır."
(Tirmizî, Birr: 28.)
63-
Bir rivayette Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle der: Rasulullah (a.s.m.)'ın şöyle buyurduğunu işittim:
"Yüce Allah rahmetini yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuzunu yanında tutup, bir bölümünü de yeryüzüne indirdi. İşte, bu bir parça rahmetten dolayıdır ki, bütün yaratıklar birbirlerine şefkat ederler. Hatta yavrulu hayvan bile yavrusunu ezmemek için ayağını çeker."
(Müslim, Tevbe: 17.)
Koyun kuzusuna, kuş yavrusuna, anne evladına ne kadar şefkatle, merhametle eğilir, titizlikle onları korumaya çalışır. İnsan olsun, hayvan olsun bütün canlılardaki şefkat ve merhameti gözlerinizin önüne getiriniz. İşte bütün bunlar, Allah'ın sonsuz merhametinin yüzde birinin dünyadaki tecellileridir. Bu tecellilerle yaratıklar böylesine şefkatle davranırlar. Allah, rahmet ve merhametinin bütününü ise ahirette gösterecektir.
64-
Ebu Eyyub el-Ensar! (r.a.) Rasulullah'm (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Bir Müslümanın diğer bir Müslüman kardeşine üç geceden fazla dargın kalması helal değildir. Onlar birbiri ile karşılaştıkları zaman, biri yüzünü bir tarafa, diğeri de öbür tarafa çevirir. Bunlardan en hayırlısı, ilk önce selam verip barışandır."
(Buharî, Edeb: 57; Müslim, Birr: 25; Tirmizî, Birr: 21.)
65-
Nu'man bin Beşir'in (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyuruyor:
"Mü'minler birbirlerini sevmek, birbirlerine şefkat göstermek ve iyilik yapmakta bir vücut gibidir. O vücudun bir organı hastalanırsa, diğer organlar da hastalığın acısına, uykusuzluk ve ateşle iştirak ederler."
(Buhari, Edeb: 37; Müslim, Birr: 6)
66-
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
Ebu'l-Kasım'ın [Peygamberimiz (a.s.m.)] şöyle buyurduğunu işittim:
"Merhamet duygusu ancak vicdansız ve zalim kimselerin kalbinden çıkarılmıştır."
(Ebu Davud, Edeb: 58; Tirmizî, Birr: 16.)
67-
Enes bin Malik (r.a.) şöyle rivayet etmektedir:
Rasulullah'ı (a.s.m.) görmek isteyen yaşlı biri gelmişti. Cemaat ona yer vermekte gecikti. Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
"Küçüklerimize şefkat, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir."
(Tirmizî, Birr: 15.)
68-
Enes bin Malik (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet eder:
"Bir genç, yaşlı birisine hürmet ederse, yaşlandığında Allah da ona hürmet gösterecek insanları yaratır."
(Tirmizi, Birr: 75.)
69-
Ebu Musa'dan (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirine kuvvet ve destek veren binalar gibidir."
Rasulullah (a.s.m.) [bu sözünü te'yid etmek için] işaret parmaklarını birbirine geçirmişti.
(Buhari, Salat: 88; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18.)
70-
Zübeyir bin Awam'ın (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Geçmiş ümmetlerin iki hastalığı size de bulaştı: bir ustura olan hased ve kin. Bunlar saçı tıraş eder demek istemiyorum; dini kazır demek istiyorum.
"Hayatımı kudret elinde tutan Allah' a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiş olamazsınız.
Size bunu temin edecek olan şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamlaşmayı (barışı ve huzuru) yayınız."
(Tirmizi, Kıyame: 56.)
71-
Sabit bin Dahhak'ın rivayetine göre (r.a.) Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim İslam'ın dışında bir din üzerine yemin ederse, dediği gibidir. Sahip olmadığı bir şeyi adayanın bunu yerine getirmesi gerekmez.
"Kim kendisini bir aletle öldürürse, Kıyamet Gününde aynı aletle azap görecektir.
"Kim bir mü'mine lanet ederse, onu öldürmüş gibi olur.
"Kim bir mü'mine kafirlik iftirasında bulunursa, o da onu öldürmek gibidir."
(Buhari, Edeb: 44; Müslim, İman: 176; Tirmizî, NüzOr: 16; Nesel, Eyman: 7.)
Hadis-i Şerif, Müslümanlara kendi inançlarına aykırı bir şekilde, başka bir dinin değerleri üzerine yemin etmeyi yasaklamaktadır.
Aynı şekilde kişinin, sahip olmadığı bir şeyi vaat etmesi; onu yerine getirmekle sorumlu olacağı anlamına gelmez, ancak bu böyle bir davranışın uygun olduğu anlamına gelmez. Bunu adet edinen bir kimse, yaşadığı toplumda bir mü'min olarak inandırıcılığını kaybetmesine sebebiyet verebilir.
Başka birisine lanet etmek ve küfür isnad etmek çok ciddi bir sorumluluk gerektiren bir iştir. Bunu yapan kimse, isnadının karşılık çıkması durumunda, o sıfatlarının kendisine dönebileceğini unutmamalıdır.
72-
Abdullah İbn Mes'ud'un (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.),
"Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse, cennete giremez" buyurdu.
Bunun üzerine bir zat, "Ya Rasulallah, insan elbisesinin ve ayakkabılarının güzel olmasını sever, arzu eder" dedi.
RasUlullah (a.s.m.), "Şüphesiz ki, Allah güzeldir ve güzelliği sever. Kibir ise kendini yüksek görerek, hakkı inkar etmek ve insanları hor görmektir" buyurdu.
(Müslim, İman: 147; Ebu Davud, Libas: 26; Tirmizî, Birr: 60.)
73-
Ebu Bekre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
"Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzurunda, birisi başka birisini methetti. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) birkaç defa, "Yazıklar olsun sana! Arkadaşının boynunu vurdun. Eğer içinizden birisi, başka bir kimseyi methedecekse,
'Filan kimsenin şöyle şöyle olduğunu sanıyorum' desin. Bunu da gerçekten o kimsenin öyle olduğunu zannediyorsa söylesin. Çünkü onun gerçek mahiyetini Allah bilir. Hiç kimse, Allah'a karşı birini temize çıkarmaya çalışmasın!"
(Buharî, Edeb: 54; Müslim, Zühd: 65; Ebu DavOd, Edeb: 9.)
74-
Ebu Musa (r.a.) rivayet ediyor:
Hz. Peygamber (a.s.m.) bir adamı başkasını aşırı derecede överken işitti.
Bunun üzerine, "Onu mahvettiniz. Adamın belini kırdınız" buyurdu.
(Buharî, Edeb: 54; Müslim, Zühd: 67.)
75-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Bir kimse, 'İnsanlar mahvoldu, perişan oldu' derse, asıl mahvolan kendisidir."
(Mansur Ali Nasıf, Tac: 5:137.)
76-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Sadık bir mü'mine lanetçi olmak yakışmaz."
(Müslim, Birr: 84.)
77-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Birbirinizi kıskanmayın. Almayacağınız bir malın fiyatını methedip başkası zarar görecek şekilde yükseltmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birisi satış yaparken veya alırken bir başkası araya girmesin.
Ey Allah'ın kulları! Kardeş olunuz. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık yapmaz, onu yardımsız bırakmaz, ona hakaret etmez. [RasUlullah (a.s.m.) sözünün burasında üç defa kalbine işaret ederek devam etti].
İşte takva buradadır. Din kardeşine hakaret etmek, kötülük olarak Müslümana yeter. Müslümana, başka bir Müslümanın kanını dökmesi, malına el uzatması ve namusunu çiğnemesi haramdır."
(Buhari, Edeb: 57· Müslim, Birr: 32; Ebu Davud, Edeb: 47; Tirmizî, Birr: 24.)
78-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre RasUlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Bir mü'minin diğer mü'minle üç günden fazla küskün durması helal değildir.
Üç günden sonra, dargın olduğu kimseye rastlarsa selam versin. Eğer selam verilen kimse, selama karşılık verirse, sevaba ortak olur. Yoksa günaha o girmiş ve selam veren dargınlıktan çıkmış olur."
(Ebu Davud, Edeb: 47.)
79-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
" Başkalarına suizan etmekten sakınınız. Çünkü suizan yalan sözdür. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız. Birbirinizin hususi ve mahrem hayatını da araştırmayınız. Dünya menfaati için hırs göstererek yarışmayın.
Birbirinizi çekiştirmeyin. Birbirinizden nefret etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz."
(Buharî, Edeb: 57; Ebu Davud, Edeb: 37.)
80-
Hz. Enes'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Mi'rac'a çıkarıldığım zaman, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırnaklayan bir topluluğa rastladım.
"'Ey Cibrll, bunlar kimdir?' diye sordum.
"Cibril, 'Bunlar, insanların etlerini yiyen [gıybet eden] ve namuslarına dil uzatan kimselerdir' dedi."
(Ebu Davud, Edeb: 35.)
81-
Ebu Hüreyre (r.a.), Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Büyük günahlardan birisi de, bir Müslümanın şerefine haksız yere dil uzatmaktır. Bir sövmeye, bir kötü söze iki sövme ile karşılık vermek de büyük günahlardandır."
(Ebu Davud, Edeb: 35; Müslim, Birr: 36.)
82-
Abdullah bin Ömer (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Şu dört şey kimde bulunursa tam bir münafık olur. Bunlardan biri kendisinde bulunan kimse de, onu terk edinceye kadar bir münafıklık vasfını taşır.
Bu vasıflar şunlardır: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, anlaşma yaptığı zaman vazgeçer, düşmanlık yaptığı zaman da sınırı aşar ve daha çok kötülükte bulunur."
(Buharî, İman: 24; Müslim, İman: 106; Ebu Davlıd, Sünnet: 15.)
83-
Abdullah bin Ömer'den (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilir:
"Münafık, iki sürü arasında gidip gelen şaşkın koyun gibidir. Hangi sürünün peşinden gideceğini bilemez; kah birine, kah diğerine koşar durur."
(Müslim, Münafıkln: 16; Nesel, İman: 31.)
84-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Pazartesi ve perşembe günleri cennet kapıları açılır ve Allah, din kardeşleri ile arasında kin ve düşmanlık bulunan kimseler dışında, Allah'a ortak koşmayan herkesin günahını affeder. Aralarında kin ve düşmanlık bulunan iki kişi hakkında da, 'Bu ikisi barışıncaya kadar affedilmelerini geciktirin' buyrulur."
(Müslim, Birr: 36.)
85-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim bize karşı silah çekerse bizden değildir. Bizi aldatan da bizden değildir."
(Buharî, Fiten: 7; Müslim, İman: 164.)
86-
Cübeyr bin Mut'ım'ın (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık uğruna savaşanlar bizden değildir.
Irkçılık üzerine ölenler de bizden değildir."
(Ebu Davud, Edeb: 113.)
87-
Vasile bin Eska, babasının şöyle dediğini rivayet ediyor: 'Rasulullah'a (a.s.m.), "Irkçılık nedir?" diye sordum.
Rasulullah (a.s.m.), 'Zulüm ve haksızlıkta kavmine yardımcı olmandır" diye cevap verdi.
(Ebu Davud, Edeb: 113.)
88-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Allah sizlerden cahiliyet gururu ve atalarınızla övünmeyi kaldırmıştır.
Mü'min olan takva sahibi, açıkça günah işleyen ise bedbaht kimsedir. Hepiniz Ademoğlusunuz. Adem ise topraktan yaratılmıştır. Birtakım kimseler, geçip gitmiş bazı milletlerle övünmekten vazgeçsinler. Çünkü onlar cehennem kömüründen bir kömürdür. Yahut onlar, Cenab-ı Hakk'ın katında, burnu ile pislik yuvarlayan mayıs böceğinden daha aşağıdadırlar . "
(Ebu Davud, Edeb: 111.)
89-
Hz. Abdullah'dan (r.a. ) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Mü'min, başkalarının kusurlarını başa kakan, lanet eden; kaba, çirkin söz ve davranışlarda bulunan ve edebe aykırı konuşan değildir."
(Tirmizî, Birr: 48.)
90-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kuvvetli kimse güreşte başkalarını yenen değil, öfke halinde nefsine hakim olandır."
(Buharî, Edeb: 86; Müslim, Birr: 107.)
91-
Süraka bin Malik bin Cu'şum el-Müdlid (r.a.) rivayet ediyor:
Rasûlullah (a.s.m.) bize hitap ederek şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız, günaha girmemek şartıyla milletini, aşiretini müdafaa edeninizdir."
(Ebu Davud, Edeb: 113.)
92-
Sehl bin Muaz (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Kim, bir şeyi yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenerek bu kötü işi yapmaktan vazgeçerse, Allah Kıyamet Gününde bütün insanların huzurunda onu çağırır ve hurilerden dilediğini seçebileceğini söyler."
(Ebu Davud, Edeb: 3; Tirmizî, Birr: 74; İbn Mace, Zühd: 18.)
93-
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet etmektedir:
Birisi Hz. Peygamber'e (a.s.m.) gelerek, "Bana bir şey öğret, ancak çok olmasın ki, aklımda tutabileyim" dedi.
Rasulullah (a.s.m.), "Öfkelenme!" buyurdu.
Sonra adam aynı soruyu birkaç defa tekrarladı. Rasulullah da (a.s.m.) her defasında "Öfkelenme!" buyurdu.
(Buharî, Edeb: 76; Tirmizî, Birr: 73.)
94-
Hz. Aişe' den (r.a.) rivayet edilmektedir:
Hz. Peygamber'e (a.s.m.) bir kimsenin kötü bir hareket ve sözü ulaştığında,
"Filana ne oluyor ki, şöyle şöyle söylüyor?" demez, "Bazılarına ne oluyor ki, şöyle şöyle konuşuyorlar!" derdi.
(Ebu Davud, Edeb: 6.)
95-
Ebu Musa' dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Hiçbir insan karşılaştığı ezaya karşı Aziz ve Celîl olan Allah'tan daha sabırlı değildir. Çünkü O'na ortak koşuyorlar, oğul ve kız isnad ediyorlar. Buna rağmen Allah onlara da rızık, sıhhat ve afiyet veriyor."
(Buhari, Edeb: 71; Müslim, Münafıkln: 49.)
Şüphesiz, Cenab-ı Hak için beşeri manada bir eza ve sabır söz konusu değildir. Burada kastedilen mana, Cenab-ı Hakk'ın günahlar karşısında kulların rızıklarını kesmemesi, cezalarını ebedi hayata, büyük mahkemeye bırakmasıdır.
96-
Ebu Said'den (el-Hudri) (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Hiçbir kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha büyük bir nimet verilmemiştir."
(Buharî, Zekat: 5; Müslim, Zekat: 124; Ebu Davud, Zekat: 28; Nesel, Zekat: 85.)
97-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Sadaka malı eksiltmez. Affeden kulun ise, Allah, şeref ve değerini arttırır.
Allah için alçakgönüllülük gösteren bir kul yoktur ki Allah onun derecesini yükseltmesin."
(Müslim, Birr: 69; Tirmizi, Birr: 82.)
98-
Sehl bin Muaz bin Esed el-Cühenl'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim bir mü'mini, bir münafığın şerrinden korursa, Kıyamet Gününde Allah ona vücudunu cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir.
Kim bir Müslümanı kötülemek maksadıyla ona laf atarsa, söylediği sözü ispat edinceye kadar Allah onu cehennem köprüsü üzerinde tutar."
(Ebu Davud, Edeb: 39.)
99-
Cabir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Hürmetsizlik ve şerefine tecavüz edilen bir yerde, Müslümanı yardımsız bırakan kimseyi, Allah da yardıma muhtaç olduğu bir yerde öyle bırakır.
Kendisine saygısızlık edilen ve şerefine tecavüz edilen bir yerde, Müslümana yardım eden kimseye de, Allah, yardıma muhtaç olduğu yerde yardımda bulunur."
(Ebu Davud, Edeb: 36; Müsned, 4:30.)
100-
Ebu Zer (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Sizden biri öfkelendiğinde ayakta ise otursun. Öfkesi geçerse ne ala! Yoksa uzanıp yatsın. "
(Ebu Davud, Edeb: 3.)
101-
Süleyman bin Surad'dan (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzurunda iki kişi birbirlerine sövüp saydı. Birisi öylesine kızdı ki, gözleri kıp kırmızı olup, şah damarı şişmeye başladı.
Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.), "Ben öyle bir söz biliyorum ki, eğer bu adam onu söylerse, duyduğu öfke gider. O söz, 'Eûzü Billahi Mineşşeytani'rradm' dir" buyurdu.
(Buharî, Edeb: 76; Müslim, Birr: 109; Ebu Davud, Edeb: 3.)
102-
Atıyye es-Sa'dl'den (r.a.) Rasûllallah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş de ancak su ile söndürülür. Öyle ise, içinizden biri hiddetlendiği zaman hemen abdest alsın."
(Ebu Davud, Edeb: 3; Müsned, 4:226.)
103-
Ebû Mûsa (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Rasûlullah'a (a.s.m.), bir ihtiyaç sahibi geldiğinde yanında oturanlara döner ve şöyle buyururdu:
"Yardım edin, sevap kazanın. Allah, Peygamberinin dilinden dilediğine hükmetsin."
(Buhari, Edeb: 36; Müslim, Birr: 145; Ebu Davud, Edeb: 118; Tirmizi, İlim: 14.)
104-
Ukbe bin Amir'in (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim bir çıplağı giydirirse, avret yeri açılanın avretini örterse diri diri toprağa gömülmüş olan bir çocuğu hayata kavuşturmuş gibi olur."
(Ebu Davud, Edeb: 38: Müsned, 4:147.)
105-
Hz. Cabir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûllallah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Zalim de olsa mazlum da olsa, kişi kardeşine yardım etsin. Eğer kardeşi zalim ise, zulmüne mani olsun. Çünkü bu ona yardımdır. Şayet mazlum ise onu koruyarak yardım etsin."
(Buhari, Mezalim: 4; Müslim, Birr: 62; Tirmizi, Fiten: 68.)
106-
Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Mü'min, mü'minin aynasıdır. Mü'min, mü'minin kardeşidir. Onun malını, mülkünü korur ve ona ait her şeyi kollar."
(Ebu Davud.d, Edeb: 49.)
107-
Abdullah İbn Mes'ud'dan (r.a.) şöyle rivayet edilmektedir:
Hz. Peygamber (a.s.m.) her zaman yaptığı gibi, bir malı Sahabeler arasında
taksim etti. Ensardan birisi, "Yemin ederim ki, bu, Allah'ın hoşnut olacağı bir taksim değildir" dedi.
Ben de, "Yemin ederim ki, bu sözü Hz. Peygamber'e söyleyeceğim " dedim
ve gelip Peygamberimiz (a.s.m.) Sahabeleriyle birlikte iken kulağına fısıldadım.
Bu söz Peygamberimize (a.s.m.) çok ağır geldi. Yüzünün rengi değişti.
O kadar hiddetlendi ki, "Keşke bu sözü ona söylemeseydim" dedim.
Daha sonra Rasulullah (a.s.m.), "Musa'ya bundan daha çok eziyet edilmişti de sabretmişti " buyurdu.
(Buharî, Edeb: 71 ; Müslim, Zekat: 140.)
Ebu Hüreyre' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Rasûllallah'a (a.s.m.), "Sen bizimle şakalaşıyorsun " dediler. Rasulullah (a.s.m.), "[Şaka yapsam dahi] Ben ancak gerçeği söylerim" buyurdu.
(Tirmizî, Birr: 57.)
109-
Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
" Doğruluğa sarılınız. Şüphesiz ki doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür.
İnsan doğruyu söyleye söyleye, neticede Allah katında 'Sıddlk' (pek doğru sözlü) mertebesine yazılır.
"Yalan söylemekten de kaçının. Çünkü, yalan kişiyi günaha; günah da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye neticede Allah katında 'Kezzab (çok yalancı) olarak yazılır."
(Buharî, Edeb: 69; Müslim, Birr: 105; Ebu Davud, Edeb: 80; Tirmizî, Birr: 57.)
110-
Ebu Derda'dan (r.a.), Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Kim bir mü'min kardeşinin aleyhinde konuşulduğunda onun şeref ve namusunu savunursa, Allah da Kıyamet Günü onu cehennem ateşinden korur."
(Tirmizî, Birr: 20; Müsned, 6:449.)
111-
Zeyd bin Erkam'dan (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilir:
"Birisi, bir mü'min kardeşine söz verir, fakat (zaruri bir sebepten dolayı) yerine getiremezse, bunda bir sorumluluk yoktur."
(Ebu Davud, Edeb: 82.)
112-
Enes bin Malik' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Rasulullah'a (a.s.m.) birisi geldi ve "Ya Rasulallah, beni bir hayvana bindir" dedi.
Rasulullah (a.s.m.), "Seni dişi bir deve yavrusuna bindiririz" diye cevap verdi.
O zat, "Deve yavrusunu ben ne yapayım ki?" dedi.
Hz. Peygamber (a.s.m.), "Develeri dişi deveden başka bir şey mi doğurur?" buyurdu.
(Ebu Davud, Edeb: 84; Tirrnizi, Birr: 57.)
113-
Abdullah bin Ebu Hamsa (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber'e (a.s.m.) henüz peygamberlik gelmeden önce, onunla bir alışveriş yapmıştım. Bende biraz alacağı kalmıştı. Alacağını kendisine götürmek üzere bir yerde buluşmak için sözleştik. Unutmuşum. Uç gün sonra hatırlayınca oraya gittim. Bir de ne göreyim! Rasulullah (a.s.m.) orada beklemiyor mu? Beni görünce şöyle buyurdu:
"Ey delikanlı! Bana sıkıntı verdin. Üç gündür seni burada bekliyorum."
(Ebu Davud, Edeb: 82.)
114-
Hz. Aişe (r.anha) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Ya Aişe, Allah Refik'dir [Kullarına karşı lütuf kardır ve yumuşaklıkla muamele eder]. Sert, kaba ve onun dışındaki davranışlar karşılığında vermediği lütuf ve iyiliği, yumuşak söz ve davranış için verir."
(Buhari, Edeb: 35; Müslim, Birr: 77; Ebu Davud, Edeb: 10; Tirmizi, İsti'zan : 12; İbn Mace, Edeb: 9.)
115-
Hz. Aişe' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
RasG.lullah (a.s.m.) şu tepelere çıkar, dolaşırdı. Bir defasında, yine oralara çıkmak istediği zaman, bana henüz üzerine binilmemiş develerden gönderdi ve "Ey Aişe, buna yumuşak davran. Şefkatle muamele et. Çünkü yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Ve bu rıfk, yumuşaklık kimden sökülüp alınırsa onu da çirkinleştirir."
(Ebu Davud, Edeb: 10; Müslim, Birr: 78.)
116-
Ebu Derda'nın (r.a.) rivayetine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Yumuşak huylu ve yumuşak sözlü olma nimetine mazhar olan kimse, büyük bir hayra mazhar olmuş; bundan mahrum olan da, büyük bir hayırdan mahrum kalmış demektir."
(Tirmizi, Birr: 67; Müsned, 6:159.)
117-
İbn Ömer' den (r.a.) şöyle rivayet edilir:
Peygamberimiz (a.s.m.) bir adama bir diğerini utangaçlığından dolayı ayıplarken rastladı. Adam anlatıyordu:
"Bu utangaçlığın sana çok zararı olur."
Bunun üzerine Rasulullah (a.s.m.), "Bırak onu. Şüphesiz ki, haya imandandır" buyurdu.
(Müslim, İman : 59; Nesei, İman: 27.)
118-
Mus'ab bin Sa'd'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurur:
"Ahirete ait amellerin dışında, her türlü işte, telaşa kapılmadan ve düşünerek hareket etmek daha hayırlıdır."
(Ebu Davud, Edeb: 10.)
119-
Abdullah İbn Mes'ud'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Allah'tan hakkıyla haya edin."
Bunun üzerine biz de, "Ya Rasulallah! Allah'a hamdolsun biz haya ediyoruz" dedik.
Rasulullah (a.s.m.), "O, sizin anladığınız manada değildir. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve başın içindeki organları, karnı ve karnın içindeki organları haramdan korumak; ölümü, vücudun faniliğini ve musibetleri hatırdan çıkarmamaktır. Ahireti isteyen dünya zinetlerini terk eder. Kim bu şekilde hareket ederse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur. '
(Tirmizî, Kıyam e : 24.)
120-
Sehl bin es-Sa'd (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Dikkat ve temkinle hareket etmek Allah'tan; acelecilik ise şeytandandır."
(Tirmizî, Birr: 66.)
121-
İyaz bin Hımar'ın (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Allah bana, kimsenin kimseye böbürlenmemek ve haksızlık yapmamak üzere tevazu göstermesini vah yetti."
(Müslim, Cennet: 64; Ebu Davud, Edeb: 40; Tirmizî, Menakıb: 68; İbn Mace, Zühd: 16.)
122-
Şeddad bin Evs'in (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Dirayetli ve akıllı kimse, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kimse de, kendisini nefsinin arzularına terkedip, Allah'tan affını dileyendir."
(Tirmizî, Sıfatü ' l- Kıyame : 25; İbn Mace, Zühd: 31.)
123-
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
Rasulullah'a (a.s.m.) insanları en çok cennete götüren amellerin neler olduğu soruldu.
Rasulullah (a.s.m.) da, "Allah korkusu ve güzel ahlak" buyurdu.
İnsanları en çok cehenneme ulaştıran amellerin nelerden ibaret olduğu soruldu.
"Dili ve tenasül uzvu" buyurarak cevap verdi.
(Tirmizî, Birr: 62; İbn Mace, Zühd: 29.)
124-
Ebu Mes'ud'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Geçmiş peygamberlerden bize ulaşan bir söz de şudur:
"Utanmadıktan sonra, istediğini yap."'
(Buhari, Enbiya: 54; Ebu Davud, Edeb: 6; İbn Mace, Zühd: 17.)
125-
Ebu Zer (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kardeşine güler yüz göstermen sadakadır. İyiliği emredip, kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybetmiş bir kimseye yol göstermen sadakadır. İyi görmeyen birisine yardımcı olman sadakadır. Taş, diken ve kemik gibi insanlara zarar verecek bir şeyi yol üzerinden kaldırman sadakadır. Kovandan, kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır."
(Tirmizî, Birr: 36.)
126-
Ebu Ümame (r.a.) Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Utanmak ve az konuşmak imanın iki şubesi; çirkin ve kaba konuşmak da münafıklığın iki şubesidir."
(Tirmizî, Birr: 78.)
127-
Hz. Ali (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Cennette öyle odalar (köşkler) vardır ki, içinden dışarısı, dışarıdan da içerisi görünür."
Bunun üzerine bedevinin birisi, "Ya Rasulallah, bu odalar kime aittir?" diye sordu.
Rasul-i Ekrem (a.s.m.), "Tatlı konuşan, yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken geceleri namaz kılanlara aittir" buyurdu.
(Tirmizî, Birr: 53.)
128-
Hz. Cabir (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
" Kıyamet Günü, meclisime en yakın ve benim için en sevgili olanlarınız ahlakça en güzel olanlarınızdır. Benim meclisime en uzak olanlarınız da, saçma sapan konuşanlar boşboğazlar ve mütefeyhik olanlarınızdır ."
Sahabller, "Diğerlerini biliyoruz; fakat bu mütefeyhikler de kimlerdir?" diye sordu.
Rasul-i Ekrem (a.s.m.), "Kibirli olanlardır" buyurdu.
(Tirmizî, Birr: 71.)
129-
Ebu Zer (r.a.) den: Rasulullah (a.s.m.) bana şöyle buyurmuştur:
"Hangi halde bulunursan bulun, Allah'tan (O'na karşı gelmekten) kork.
Yaptığın kötü bir işin arkasından bir iyilik yap ki, o onu yok etsin. İnsanlara güzel ahlakla muamele et, iyilikle davran."
(Tirmizî, Birr: 55.)
130-
Ebu Hüreyre (r.a.) Rasulullah ' ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Haya imandandır. İman da cennettedir. Çirkin ve kaba söz kalb katılığındandır.
Kalb katılığı da cehennemdedir."
(Tirmizî, Birr: 65; İbn Mace, Zühd: 17.)
131-
Bera bin Azib (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Her kim birisine bir miktar süt veya sütünden faydalanmak üzere bir koyun verir veyahut bir kimseye aramış olduğu sokağı gösterirse, bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmuş gibi sevap kazanır."
(Tirmizî, Birr: 38; Müsned, 4:272.)
132-
Hz. Aişe'ye (r.a.), "Peygamberimiz (a.s.m.) evinde ailesi ile birlikteyken ne yapardı?" diye soruldu.
Hz. Aişe (r.anha), "Ailesinin ve evinin işleri ile meşgul olurdu. Ancak, namaz vakti gelince kalkar, namaza giderdi" diye cevap verdi.
(Buhari, Edeb: 40; Tirmizî, Kıyame : 45.)
133-
Abdullah İbn Abbas (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
" Doğru yol, güzel davranış ve iktisat peygamberliğin yirmi beş vasfından biridir."
(Ebu Davud, Edeb: 3.)
134-
Hz. Cabir (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kendisine bir şey verilen kimse, karşılığında vereceği bir şeyi varsa, versin.
Yoksa veren zata hayır dua etsin. Çünkü böyle yapan, bu şekilde teşekkür etmiş olur. Ve her kim de dua etmeksizin susarsa, yapılan iyiliğe nankörlük etmiş olur."
(Tirmizî, Birr: 87.)
135-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Cömert kimse Allah'a yakın, cennete yakın, insanlara yakın ve cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak ve cehenneme yakındır. Cömert bir cahil, Allah katında ibadet eden bir cimriden daha değerlidir."
(Tirmizî, Birr: 40.)
136-
Üsame bin Zeyd (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Her kime bir iyilik yapılır ve o da yapan kimseye 'Allah seni hayırla mükafatlandırsın' derse, onun için en güzel duayı yapmış olur."
(Tirmizî, Birr: 87.)
137-
Hz. Enes' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Rasulullah (a.s.m.) Medine'ye teşrif ettikleri zaman Muhacirler kendisine gelip, "Ya Rasulallah, pek varlıklı olmadıkları halde, bize yaptıkları iyilikler bakımından, kendilerine Muhacir olarak geldiğimiz bir kavimden [Ensardan] daha iyiliksever ve misafirperver bir kavim görmedik. Bütün ihtiyaçlarımızı karşıladılar. Hatta zevklerine ve neşelerine bile bizi ortak ettiler. Öylesine ki, bütün sevapları onların alıp götürmesinden korktuk" dediler.
Peygamberimiz (a.s.m.), "Hayır! Onlar için Allah'a dua ettiğiniz ve onlara teşekkür ettiğiniz müddetçe siz de bu sevaplardan nasibinizi alırsınız" diye cevap verdi.
(Tirmizî, Kıyame: 44.)
138-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
" İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a şükretmez."
(Tirmizî, Birr: 35; Ebu Davud, Edeb: 11.)
139-
Ebu Musa (r.a.), Rasfilullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah zalime mühlet verir. Ceza vereceği zaman geldiğinde de ona göz açtırmaz, helak eder."
(Müslim, Birr: 61; Tirmizî, Tefsir-i Sfrre: 11.)
140-
Ebu Hüreyre'den (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Mü'min aynı yılan deliğinden iki defa sokulmaz (iki defa aldatılmaz)."
(Ebu Davud, Edeb: 114; İbn Mace, Edeb: 37.)
141-
Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Mü'minin Rabbine karşı hüsn-ü zanda bulunması, kulluğunun güzelliğindendir."
(Ebu Davud, Edeb: 81; Tirrniz1, Daavat: 115.)
İnsan Rabbinden ümit kesmemeli; bağışlayıcı, rızık verici ve her türlü musibet ve beladan koruyucu olduğunu düşünmelidir. Rabbi hakkında daima iyi düşünceler taşımalı ki, Onun rahmetine kavuşabilsin. Yoksa Allah'ın gazabını üzerine çekebilir. Nitekim bir kuds1 hadiste, "Kulum Beni nasıl bilirse, Ben ona öyle davranırım" buyrulmuştur.
142-
Ebu Hüreyre'den (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Kendisi ile istişare edilen kimse, kendisine güvenilen, itimat edilen kimsedir."
(Ebu Davud, Edeb: 114; İbn Mace, Edeb: 37.)
143-
Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kim bilmediği halde bir fetva verirse günahı kendisine aittir."
Bir başka rivayette de şöyle denilmiştir:
"Kim bir meselede mü'min kardeşine doğru bildiği halde yanlış fikir verirse, ona ihanet etmiş olur."
(Ebu Davud, İlim: 8.)
144-
İbn Abbas (r.a.), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.
"Kim bir muhtaç Müslümanı giydirirse, elbise adamın üstünde bulunduğu müddetçe Allah'ın himayesindedir."
(Tirrniz1, Kıyame: 41.)
145-
Ebu Ümame (r.a.), Hz. Peygamber' in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir :
"Her kim sevdiğini Allah için sever; buğzettiğine Allah için buğzeder; verdiğini Allah için verir, vermediğini de Allah için vermezse imanını kemale erdirmiş olur."
(Tirmizî, Kıyame: 60; Ebu Davud, Sünnet: 15.)
146-
Ebu Zer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Amellerin en üstünü, sevdiğini Allah için sevmek ve sevmediğini de Allah için sevmemektir."
(Ebu Davud, Sünnet: 2.)
147-
İyaz bin Hımar el-Mücaşl'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Cennetlikler üç kısımdır:
(1) Adil, cömert, başarılı ve güç, kuvvet sahibi kimse,
(2) yakın akraba ve diğer Müslümanlara karşı şefkatli ve merhametli davranan kimse,
(3) kimseye el açıp şikayette bulunmadan çoluk çocuğunun geçimi için çalışan fakir, iffetli ve gönlü tok olan kimse.
Cehennemlikler de beş kısımdır:
(1) Zayıf iradeli ve her hususta sizlere tabi olan kimseler.
Onlar ne aile sorumluluğu yüklenir ve ne de bir mala sahip olmak için çalışırlar.
(2) Hırs göstermez gibi göründüğü halde, imkan bulunca az bir şeye bile hainlik eden kimseler.
(3) Ailen ve malın hakkında sabah akşam seni aldatan kimseler.
(4) Cimri ve yalancı kimseler.
(5) Sözü de fiili de çirkef olan kimseler."
(Müslim, Cennet: 63; Müsned, 4:163.)
148-
Ebu Zer' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Rasulullah'a (a.s.m.), "Hayırlı bir iş yapıp da, insanların kendisini methettiği kimse hakkında ne buyurursunuz?" diye soruldu.
Rasulullah (a.s.m.), "Bu, mü'minin dünyada iken peşin aldığı bir mükafattır" buyurdu.
(Müslim, Birr: 166.)
149-
Enes bin Malik (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Bir kişi Hz. Peygamber'e (a.s.m.) gelerek, "Ya Rasulallah, Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sordu.
Rasulullah (a.s.m.), "Onun için ne hazırlığın var?" buyurdu.
Bedevi, "Ya Rasulallah! Namaz, oruç ve sadaka olarak pek bir şeyim yok. Fakat, ben Allah ve Rasulü'nü seviyorum" diye cevap verdi.
Rasulullah (a.s.m.), "Öyleyse sen sevdiklerinle berabersin" buyurdu.
(Buharî, Edeb: 95; Müslim, Birr: 164; Tirmizî, Zühd: 50.)
Rasulullah (a.s.m.) bir başka hadislerinde, kişinin cennette sevdikleri ile nasıl beraber olacağını açıkça ifade buyurmuşlardır. Ancak, cennette herkes manevi makam ve hayırlı amellerine göre, çeşitli derecelerde nimetlere kavuşacaktır.
Buna göre Rasulullah'ı (a.s.m.) candan seven sıradan bir kimse bile, nasıl onunla beraber bulunacaktır?
Bu hususu Bediüzzaman Said Nursi, Sözler isimli eserinde (28. Söz, s. 669) bir temsille şöyle izah etmektedir:
Zengin ve cömert bir zat, yiyecek ve içeceklerin her çeşidinin içinde bulunduğu muhteşem bir bahçede, büyük bir ziyafet verir. İki kişi birlikte bu ziyafete giderler, sofraya otururlar. Aynı sorfaya oturdukları halde, aldıkları lezzet ve zevk farklıdır. Çünkü birisinin tat alma duygusu, güzel sanatlara ve güzel şeylere olan aşinalığı daha fazla olduğu için diğerinden daha çok istifade eder. Diğerinin ise gözleri az görmekte, tat alma duygusu zayıf, güzel şeylerden ve güzel sanatlardan pek anlamadığından, muhteşem ziyafetten fazla istifade edemez. İşte cennette kişinin sevdikleri ile beraber olması da böyledir.
Sevdikleri ile beraber olmanın zevk ve şerefini tatmakla birlikte, cennet nimetlerinden farklı şekillerde istifade edeceklerdir.
150-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail'i (a.s.) çağırır ve 'Ben filanı seviyorum' der. Sema ahalisi de onu severler. Sonra yeryüzündeki insanların kalblerine, o kimse hakkında [Allah tarafından] sevgi konulur.
"Allah bir kulu sevmediği zaman da Cebrail'i çağırır ve ona, 'Ben filanı sevmiyorum, sen de sevme' der. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrail sema halkı arasında, 'Allah filan kimseyi sevmiyor, siz de onu sevmeyiniz' diye seslenir. Sema halkı da o kimseyi sevmez. Sonra yerdeki insanların gönlüne [Allah tarafından] o kimse hakkında bir kin ve nefret konulur."
(Buharî, Edeb: 41; Müslim, Birr: 157.)
151-
Abdullah'dan (İbn Mes'ud r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Hz. Peygamber'in (a.s.m.) huzuruna bir zat geldi ve "Ya Rasulallah, henüz aralarına katılmamış olduğu halde bir topluluğu seven kimse hakkında ne buyurursunuz?"diye sordu.
Rasulullah (a.s.m.), "Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurdu.
(Buhari, Edeb: 96; Müslim, Birr: 165; Tirmizî, Zühd: 50.)
152-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"İnsanlar altın ve gümüş gibi madenlere benzerler. Cahiliyet devrinde hayırlı olanlar, Müslüman olduktan sonra da, dini anlayıp yaşadıkları müddetçe hayırlıdırlar. Ruhlar grup gruptur. Birbirine benzeyenler kaynaşır; benzemeyenler de ayrı düşerler."
(Buharî, Enbiya: 19; Müslim, Fezail: 199.)
153-
Enes bin Malik (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamberimiz (a.s.m.) birisiyle birlikte idi. O sırada oraya başka birisi geldi ve "Ey Allah'ın Rasulü! Ben şu zatı çok seviyorum" dedi. Rasulullah (a.s.m.) "Kendisini sevdiğini ona bildirdin mi?" buyurdu. O zat, "Hayır!" dedi.
Peygamberimiz (a.s.m.), "Öyleyse bildir" buyurdu.
Bunun üzerine yanındaki zat diğerine yaklaşarak, "Ben seni Allah için seviyorum" dedi. O da, "Beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin" diye karşılık verdi.
(Ebu Davud, Edeb: 113.)
154-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"İnsan arkadaşının yolu üzerinedir. Öyle ise sizden biri, kiminle arkadaşlık yapacağına dikkat etsin."
(Ebu DavCıd, Edeb: 16; Tirmiz!, Zühd: 45.)
155-
Ebu Derda'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Bir şeyi (aşırı) sevmen, seni kör ve sağır eder."
(Ebu DavQd, Edeb: 112.)
156-
Ebu Hüreyre (r.a.), Hz. Peygamber'in (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Bir adam, başka bir yerde bulunan bir arkadaşını ziyaret etmek istedi.
Allah, bu adamın geçeceği yol üzerine bir melek gönderdi. Adam meleğin yanına geldiğinde, melek ona 'Nereye gidiyorsun?' diye sordu.
"O zat, 'Şu köyde olan kardeşimi ziyaret etmek istiyorum' dedi.
"Melek, 'Senin ondan bir çıkarın var mı?' diye sordu.
"Adam, 'Hayır, yoktur. Ben onu ancak Allah için severim' diye cevap verdi.
Melek, 'Ben, Allah'ın sana gönderdiği bir elçisiyim. Arkadaşını sevdiğin gibi, Allah da seni seviyor' dedi."
(Müslim, Birr: 38.)
157-
Ebu Hüreyre' den (r.a.), Hz. Peygamber (a.s.m .) şöyle buyurmuştur:
"Allah Kıyamet Gününde şöyle buyurur: 'Yalnız Benim rızam ve büyüklüğüm için birbirlerini sevenler nerede? Arşımın gölgesinden başka bir gölgenin bulunmadığı bu günde, Ben onları kendi gölgem [himayem] altına alırım.'"
Tirmizi' nin rivayeti ise şu şekildedir:
"Benim büyüklüğüm için birbirlerini sevenlere nurdan minberler verilir.
Onlara peygamberler ve şehitler imrenirler."
(Müslim, Birr: 37; Tirmiz!, Zühd: 53.)
158-
Hz. Ömer (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah'ın kulları arasında öyleleri vardır ki, ne peygamber ve ne de şehitdirler.
Fakat peygamberler ve şehitler, Kıyamet Gününde Allah katındaki makamlarından dolayı onlara gıpta ederler."
Sahabe-i Kiram, "Bunlar kimlerdir, ya Rasulallah? Bize anlatır mısın?" dediler.
Peygamberimiz (a.s.m.), "Onlar, aralarında akrabalık bağı ve bir alışveriş münasebeti olmadığı halde, Allah için birbirlerini sevenlerdir. Allah'a yemin ederim ki, onların yüzleri nurludur ve nur üzerindedirler. Herkes korkarken onlar bir korku duymazlar; üzülürken de üzülmezler. Çünkü, Allah dostları için, ne bir korku ne de bir hüzün vardır."
(Ebu Davud, Büyü': 40.)
159-
Aişe (r.anha), Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah, ehl-i beytim için hayır dilediği zaman, onlara rıfk ve yumuşaklık." verir.
(Fethü'r-Rabbanî, c. 19, s. 84, h. no: 44.)
160-
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Sevdiğin kimseyi ölçülü sev. Bir gün gelir, düşmanın olabilir. Düşmanlık yaptığın kimseye de aşırı kin besleme. Bir gün gelir, o da dostun olabilir."
(Tirmizî, Birr: 60.)
ı6ı-
Ebu Hüreyre' den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:
Rasulullah (a.s .m.), "Size en hayırlılarınızı bildireyim mi?" diye sordu.
Sahabller, "Buyur, ya Rasulallah!" dediler. Şöyle buyurdu: "En hayırlılarınız, ömrü uzun ve ahlakı güzel olanlarınızdır."
(Fethü'r-Rabbanî, c. 19, s. 74, h. no: 1.)
162-
Mahmud bin Lübeyd'in (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"İki şey vardır ki, insanoğlu onlardan hoşlanmaz. Biri ölümdür. Halbuki rnü'min için ölüm, fitneden daha hayırlıdır. Diğeri ise, dünya malının azlığıdır.
Halbuki az malın hesabını vermek daha kolaydır .
(Fethü'r Rabbani, c.19. s. 115, h. no: 6.)
163-
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
RasGlullah'a (a.s.m.), insanları cehenneme götürecek olan şeyin ne olduğu soruldu. "İki dudak veya tenasül organı" diye cevap verdi.
Sonra, insanları en çok cennete götürecek olan amelin ne olduğu soruldu.
Rasulullah (a.s.m.), "güzel ahlak" diye cevapladı.
(Fethü'r-Rabbanî, c. 19, s. 75, h. no: 3.)
164-
Amr bin Şuayb (r.a.) babasından dedesinin şu rivayeti işittiğini söylemiştir:
Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Size, en çok sevdiğim ve Kıyamet Günü de bana en yakın alanınızı bildireyim
mi?"
Orada bulunanlar bu soruyu sükutla karşıladılar. Rasulullah bu sualini iki veya üç defa tekrarladı.
Daha sonra cemaat, "Evet, ya Rasulallah, haber ver" dedi.
Rasulullah (a.s.m.), "Ahlakı en güzel olandır" buyurdu.
(Fethü'r-Rabbanî, c.19, s. 75, h. no: 6.)
165-
Ebu Said Hudrl (r.a.), RasGlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah için birbirlerini sevenler, cennette odalarının doğudan ve batıdan doğan yıldızlar gibi parlak olduğunu göreceklerdir.
"Cennette, 'Bunlar kimlerdir?' diye sorulur. Şöyle cevap verilir:
"Bunlar Allah için birbirlerini sevenlerdir."
(Fethü'r-Rabbanî, c. 19, s. 156, h. no: 28.)
166-
Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Rasulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"İnanan kadın ve erkeklerin bedenlerine, mallarına, anne ve babalarına gelen musibetler, onlar Allah'a kavuşuncaya [vefat edinceye] kadar, küçük günahları bulunduğu müddetçe asla eksik olmaz."
(Fethü'r-Rabbanî, c. 19, s. 127, h. no: 2.)
Hadis-i şerif bela ve musibetlerin mü'minler tarafından sabır ve tahammülle karşılanması halinde, küçük günahların affına vesile olduğunu ve Cenab- ı Hakk'ın, inananlara bu musibetleri bir bakıma onların günahlarını affetmeye vesile kıldığını ifade etmektedir.
167
Ebu Derda (r.a.) Rasulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor.
"Kıyamet Günü mizanda (amellerin tartıldığı terazi) en üstün şey, en güzel ahlaktır."
(Fethü'r-Rabbanî, c.19. s.127, h.no: 2.)
|
Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler |
|
Cemal Uşşak |
|
Bölüm 8 - Peygamberimizin (a.s.m.) ve Sahabelerinin Faziletleri |
|
Kütübü Sitte'den Seçme Hadisler |
|
Cemal Uşşak |
|
Bölüm 8 - Peygamberimizin (a.s.m.) ve Sahabelerinin Faziletleri |